Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
76
 

Ben İçinde Sende Hayat

Ben İçinde Sende Hayat
 

Nasıl başlasam, neresinden tutsam bu hikayenin. Hikaye demek de hakaret mi olur dersin ? Hikaye olarak görmek hafifletir belki de acıyı. Hafifletir kanayan yarayı. Haydi şöyle bir tutayım ucundan. Nereye gidecek ne yazacak şu klavye bilmiyorum. Tıpkı biz gibi bilmiyorum.

İşte başlıyoruz. Yıllar sonra karşılaşmıştık sen benden haberdar ben senden bihaber. Kalabalık ve karanlık içinde tanıdık bir yüz, bir çift ışıldayan göz geçmişten gelen. Kaçamak buluşan gözler, selam vermeye çekinen ürkek tebessümler. Dejavu bu. Yıllar öncesinde tesadüfen karşılaşmaları gibi hesapsız kitapsız aniden. Neden gitmiştik, neden vazgeçmiştik, korkularımız nelerdi, neleri tercih etmiştik yada tercih edilmeye mejbur kalmıştık / bırakılmıştık.

Ne yapmalıydım?? Kuru bir merhaba ile tesadüfi bir karşılaşma olarak kalmalımıydı yoksa... yoksa yıllar önceki o " ne olurduk, nasıl olurduk, keşke, acaba " ları yaşamalımıydım - dık ?? Rüzgar nereye eserse demeli mi / dememeli mi?? Yoksa hiç düşünmemeli mi?? Başka hayatlara yelken açmışken rotayı birleştirmek ne kadar doğru olabilirdi ki, bilinmezlik. Gerçi AŞK bu, SEVDA bu. Hesap, kitap, doğru, yanlış, zaman, zamansızlık tanımıyor.

Tekrardan yazılmaya başlıyor hikayemiz işte. Hayatın oyunu bu Hayat'a dair. Benim tüm özgürlüğüme karşın senin prangaların ile halka halka birbirine bağlanan bir çift yürek. Oysa onlarca yıl geçmişti üzerinden. Bitmediğini biliyoduk ve şimdi daha iyi anlıyorduk hiç bitmeyeceğini. Biz sizlikte bile var olacağını. Olmaması gerekenler karşısında duramıyor insan. Bile bile atlıyor sevda denizine, bırakıyor kendini gerçeğin tüm çıplaklığına rağmen aşkın kollarına. Oysa bırakmalıydık keşkeleri bir kenara ve sadece tesadüfi bir karşılaşma demeliydik. Selam verip birkaç kelime ile yad etmeliydik geçmişi yada yeniye dair birkaç cümle kurmalıydık. Küçük bir dokunuş ile dönmeliydin sen mejburiyetlerine, ben yalnızlığıma. Sadece keşkelerimizi biriktirdiğimiz o ilk günkü saflık ve temizlik ile kalmalıydı BİZ sizlik. BİZ siz yazılmaya, söylenmeye devam etmeliydi hikayemiz. Bilmem, işte yine bir yumruk boğazımda, yine keşkeler aklımın köşelerinde.

Kaybolmuşluk, varoluş, keder, mutluluk, hüzün, sevinç, özlem, nefret, gözyaşı, kahkaha, aptallık, bilgelik...... işte bu HAYAT'ın ta kendisi. Biz Sizlik sessizlik Biz HAYAT. Sessizlik mi Hayat mı? Bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 447
Kayıt tarihi
: 16.02.10
 
 

Yazmak, ekmek gibi su gibi.... Ruhumun nefes alması gibi.... Hayatı tanıyabildiğim, kavrayabildiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster