Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '11

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
690
 

Ben insan değilim ki !

Ben insan değilim ki !
 

herşeyi yemeli


Kırmızı ışık yanmış bekliyorum sükunetle, kulağım radyoda gözüm ışıkta. 57..56..55.. Amma da uzunmuş bu ışık diyorum kendi kendime ve keyfini çıkarıyorum dinlediğim müziğin. Derken beklenen an geliyor ve 3..2..1.. veee yeşil ışık yanıyor. Yanıyor yanmasına ama yanmasıyla arkamdaki arabanın kornaya basması bir oluyor. Kornaya bastığı yetmezmiş gibi bir de sol camdan yarı beline kadar çıkıp eli havada “İnsan mısın sen be?” diye bağırıyor. Bakıyorum gülümsüyorum ve sessizce “Ben insan değilim ki kime bağırıyor acaba?” diyorum ve gülümsüyorum. 

Ne oldu? Şaşırdınız mı? Evet, ben insan değilim. Cidden değilim. İnsan benzeri bir varlığım. Merak etmeyin cadıyım, periyim, ben bu dünyadaki yegane yeteneğim safsatasına girmeyeceğim. Ama insan değilim. Yazımı okumayı bitirince siz de insan olmadığınızı anlayacaksınız. 

Geçen gün markete alışverişe gittim. Her zaman tercih ettiğim küçük marketlerden biri değildi, aksine “yok yok” denilebilecek türden bir marketti. Alışveriş listem de yoktu. Canım ne isterse onu alacaktım. Biraz yemek yemeye ve değişik tatlara düşkünümdür. Birden aklıma annemin bana sitemleri aklıma geldi “yemek yemiyorsun sen, hep geçiştiriyorsun yemek yemeyi, sağlıksız besleniyorsun, çocuğunu da kendine benzettin, doğru düzgün şeyler ye artık, ye ve yedir”. Elbette haklıydı sağlıklı beslenme konusunda. Haklıydı da ben insan değilim ki. Normal şeyler yemesem de olur. 

Sabahımı tatlandıran, boğazım ağırdı mı çaylarımın yegane tatlandırıcısı, oğlumun büyümesine etkili bal almak için reyona girdim. Bin bir çeşit markanın, bin bir promosyonla raflara itinayla yerleşmiş bal kavanozlarıyla bakıştık bir süre. Fiyatları arasındaki farklılık dikkatimi çekti. En klasiğinden, en bilindiğinden bir kavanoz aldım elime bir de en ucuzundan. Amacım sadece nerde üretildiğine bakmaktı ama ne göreyim. Zaten biri “doğal bal” diğeri “bal benzeri ürün” ibaresiyle etiketlenmiş. Bal benzeri ürün ne ola ki diye düşünmeye başladım ve merakla içindekileri okudum. Bildiğimiz fruktozlu bir şurup, bal esanslı, bal aromalı şekerli tatlı. İkisini de bıraktım rafa, yerlerine. Obez bir toplumuz sağlığımıza dikkat edelim diye bas bas bağıran sabah programlarımızın nacizane doktorları geldi bir anda aklıma. Tebessüm oluşmadı desem yalan olur. Gülümsedim. 

Bal şokunu atlattıktan sonra şarküteri reyonuna girdim, oğlum biraz düşkündür. Yine bir dolu promosyon arasında dikkatimi çeken fiyat etiketleri oldu. Kilosu 27 TL ile 35 TL arası sucukların yanında kilosu 6 TL olan kangallar çekti dikkatimi. Aldım bir tanesini, artık tecrübeliyim, ne yapmam gerektiğini çok iyi bildiğimden hemen içindekilere baktım. Ama daha içindekileri okumaya gerek kalmadan yazılmış tanımla yeterli oldu. “Isıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün”. İçindekilere bakmaya cesaret edemedim. Artık civciv gagası, kuş ayağı falan yazsa mutlu olacak hale gelmiştim. 

Güney, Endonezya ve Malezya’da bir çeşit hurmadan üretilen palm yağından üretilmiş kaşar, zehirli tekstil boyası ile veya demir sülfat gübresi ile karartılmış zeytin, ucuza kapatılmış süt tozlarından yapılmış sütlerden de alamadım tabi. 

Dedim en iyisi ben doğal ürünlere yöneleyim. Bol sebze meyve. Daha güzeli var mı ki. Doğal, topraktan çıkıp soframıza konuk olan, sağlığımız için faydalı tüm vitamin ve mineral depoları. Televizyonlardan, gazetelerden duyduğumuz bildiğimiz kadarıyla sebze meyvede de sahtecilik çok oluyormuş, bu konudaki bilinçliliğimi kullanarak organik ürünlere yöneldim. Yöneldim yönelmesine de biraz kendimi tuhaf hissettim açıkçası. Yan reyonda kıpkırmızı elmalar kilosu 1 liraya bana bakarken ben içinden kurtlar çıkan eciş bücüş bir kilo elmaya 7 lira 25 kuruş verecektim. Biblo gibi çilekler 2 liracıktan al beni diye bağırırlarken ben rengi, şekli olmayan kilosu 9 lira olan çileklerden doldurdum kese kağıdına. Biblo meyveler bana bakarken ben kurtlu bir hayata merhaba demek için kasaya yöneldim. Kurt yiyorum işte en doğalından, en besleyicisinden. Ama bana insan muamelesi yapmayın sakın ha. Binlerce örnek verebilirim bu şekilde ama bunlar bile yetti bana. İnsanlar doğal bal yer, insanlar gerçek süt içerler. Ben ise yapay tatlandırıcılar, boyalı zeytinler yiyip azıcıkta olsa kendimi insan sanmak uğruna kurtlu elma yiyorsam maalesef “İNSAN DEĞİLİM”. Çocuğumu da insan olarak yetiştiremeyeceğim. Şimdiden özür dilerim.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 422
Kayıt tarihi
: 18.04.11
 
 

31 yaşında önce kendini kaybetmiş, bulduğunda ise geç kalınmışlık hissi ile darmadağınık olmuş bir a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster