Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
493
 

Ben kimim, biz kimiz? Ve çılgın Türkler

Ben kimim, biz kimiz? Ve çılgın Türkler
 

Demokrasiyi hak edebilmek


Doğarız. Zamanla etrafımızdaki nesneler dikkatimizi çeker. Ellerimiz, ayaklarımız bizim için ilginçtir. Onlarla oynar, besin kaynağımız yerine koyup yemeye bile kalkışırız. Ancak zamanla neyin ne olduğunu anlamaya başlarız. Bu süre içinde de kendimize bir takım zararlarımız olur elbet. Sonuçta doğayı ve kendimizi tanımada önemli adımlar atarız. Bu süreç ölünceye kadar devam eder.

Yukarıdaki örnek yazımızın hareket noktası olsun isterseniz.

Osmanlı’da ıslahat ve reform hareketleri, Jöntürk hareketi 1. ve 2. Meşrutiyet in ilanı devamında Osmalı’nın dağılışı ve Türklerin kendi kurdukları imparatorluk içinde yeniden bağımsızlıklarını ilan ederek Cumhuriyeti kurmaları. Yapılan devrim niteliğindeki reformlar…

Tüm bu gelişmeler yurdunuzda yukarıdaki insan gelişimi gibi toplumsal gelişmenin başka örneği.

Peki, toplumsal gelişme deyince ne anlıyoruz? Benim kafamda canlananları aktarayım isterseniz:

Önce, insan aklıma geliyor. Toplumu oluşturan bireyin kendini mutlu hissetmesi aklıma geliyor. Toplumsal mutluluk ise ekonomik ve sosyal desteklerle gerçekleşir. Ekonomik destekler; iş, sınıflar arası uçurumun azlığı, “yarınım ne olacak?” düşüncesinin kafalardan silinmesi ile özetlenebilinir. Ya sosyal destekler? Eğitim ve sağlık ve insanın kendini güvende hissetmesi.

İnsanın kendine saygısı? Eğitimle gerçekleşir elbet. İnsanın topluma saygısı? O da eğitimle gerçekleşir. Tabi bunlar için de sağlıklı bir yaşam şart.

Ekonomi, eğitim, sağlık sorunları... çözülmüş bir toplum yine toplumsal gelişimini tamamlamış olabilir mi?

1917 Ekim devrimi ve sonrasını anımsayalım. Benim çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda Sovyetler Birliği ile ilgili olarak orada yaşayan halkların eğitim ve kültür düzeyi yüksek, ekonomik sıkıntıları ve sağlık soruları çözülmüş olduğunu duyardık.

Tüm bunlar “Sosyalist” bir ülkenin komünizme giden yolda çuvallamasını engelleyemedi.

Ne oldu da koca Sovyet ülkesi, sınırını geçen küçük bir uçağın Kızıl Meydana inmesiyle dağılıp parçalanıverdi?

Büyük ülkülerle kurulan Cumhuriyetimizi düşünelim. Belki Sovyetlerdeki gibi ekonomik gücümüz kuvvetli, eğitim seviyemiz yüksek değildi. Ama ülkümüz vardı. Heyecanımız vardı. Ne oldu da bu günlere geldik?

Bu ülkü ve heyecan her iki ülke halklarında da vardı. İnsanlar bu nedenle hep devlete bir şeyler verdiler. Sovyetlerde insanlar günde 1 saat fazla çalışarak emeklerinden (dünya işçi sınıfı adına) verdiler. Yurdumuzda ise insanlar hem emeklerini hem de vatanın bütünlüğü için canlarını verdiler.

Tüm bunların karşılığında istedikleri neydi biliyor musunuz? Kendilerinin insan olduğunun hatırlanması.

Buna karşılık ne yapıldı? Kendi dışkısı yedirildi. Horlandı. Göbeğini kaşıyanlar diye adlandırıldı. Hatta saflıkları bile dilimize deyim olarak yerleşti: ”Alavere, dalavere Kürt Memet nöbete”. Burada nöbete giden sadece Kürtler değil içinde Türkler de var, diğer azınlıktan olanlar da.

Günümüzde yeni bir deyim daha türedi: “TC gibi sorgulamak!” Demek ki potansiyel suçlu olarak görülen insanlar düşüncelerini anlatmaya çalıştıklarında analarımdan emdikleri süt burunlarından getiriliyor.

Eksik olan buydu 86 yıllık Cumhuriyet tarihimizde. İnsanları insan gibi görememe.

Son zamanlarda dilimize doladığımız Üst kimlikli Çılgın TürklerHer şey vatan için!” sloganının içinin boş olduğunu görmeye başladılar. Çılgın Türkler artık insan olduklarının hatırlanmasını istiyorlar. Son 30 yıldır süren anlamsız kardeş kavgasının bitmesini istiyorlar. Birilerinin sürüp giden bu anlamsız kavgadan nemalanmasını istemiyorlar.

Çılgın Türkler artık beğensek de beğenmesek de “önce insan” olduklarının farkına varmada, bebekler gibi adımlar atmakta.

Tüm bunlar için Çılgın Türkler demokrasi treninden inilmesini değil, tam tersine demokrasinin daha da güçlenmesini isteyerek tarihlerindeki en büyük çılgınlıklarından birini gerçekleştirmek istiyorlar.

Müsaade edin. Bu insanlar tarihlerinde ilk defa kendileri için bir şeyler istiyorlar: Daha çok demokrasi ve insan hakları.

Daha çok demokrasi ve evlatlarımız ölmesin!

Hamaset kokan nutuklar artık bir kenara atılmalı..

Türklüğü Türk’e överek elimize bir şey geçmeyeceğinin farkına varalım.

Bu insanların sessiz çığlıklarına kulak verelim.

Ben kimim?

Biz kimiz?

Muharrem Soyek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çılgın Türkler beğensenizde beğenmesenizde zaten insan olduklarının farkındalar hep farkındaydılar, olacaklar da. İnsanca yaşayabilmek ,insan olabilmek için ilk önce onurlu olmayı onurunu korumayı bilmelidir insan.. Onurlu Çılgın Türkler çoğunun anlamak istediği gibi aşırı milliyetçilik duyguları pompolanmaış bir ırkı ifade etmiyor. Hasta adama döndürülmüş koca bir imparatorluğu sevr gibi bir antlaşma ile öldürecekken, o masadan sınırları belli,halkı bağımsız, laik ve demokratik bir ülke doğdu. bunu başarabilmek o kadar kolay değildi. Bağımsızlığı için en zoru başaran onurlu bir ulusu tanımlıyor. M.Kemalin yanında kurtuluş savaşını veren değerli komutanlar bile bağımsız bir ülke kurulabileceğinden şüpheliydi. Mandaya bile razı olanlar vardı. Sizce bu halk insan olduğunun bilincinde olmasaydı onurunu korumak için bukadar mücadele verir miydi? evlatlarımızın ölmemesi için ne yapılması gerektiği çok açık değil mi terör örgütü silah bırakıp teslim olmalı cezası neyse çekmeli.

Meltem Şahin 
 11.09.2009 18:06
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler. Saygı, sevgi ve selamlarımla...  12.09.2009 8:45
 

Huzur ve barış olsun istiyoruz. Ölüm olmasın hep beraber mutlu bir şekilde yaşayabilmek istiyoruz. Sevgiler

sessiz-çığlık 
 09.09.2009 23:18
Cevap :
Evet, sloganlardan, at gözlüklerimizden başka deyişle "kalıplar"dan kenimizi kurtarmalıyız.Saygı ve sevgiler Salihli'den.  10.09.2009 23:24
 

Milliyetçilik herkesin içinde vardır.Önemli olan yaşama geçirmemektir. Herkes ırkını sever ama ırkçılık ayrı bişeydir. Sanırım Çılgın Türkler diye nitelediklerinin içine, bu ülkede yaşayan herkesin Türküm demesi gerektiğini katarak, diyebilen tüm ırkları kabul ediyorlar. Amaç ırkçılık değil bence ama bir dayatma var ve şimdi gereksiz bir durum ortaya çıkarıyor. Ne gerek var böyle şeylere.Uç olmak her zaman çözümsüzlüğü getirir.Oysa hepimiz mutlu mesut yaşayabiliriz.Kürtlerden de ırkçılık,milliyetçilik yapanlar elbet var.Ezilmişliğin sonucu belki de.Ama tüm milliyetçiliğimizi içimize gömebilirsek,aslında hepimiz aynı şeyi istiyoruz:Demokrasi.Umarım sesiniz yankılanır. Sevgilerimle.

SINIR 
 07.09.2009 16:40
Cevap :
Benim de üzüldüğm noktaya parmak bastığınız için teşekkür ederim. Farkında olmadan insanlar şovenizmin rüzgârına kapılıveriyorlar. Bu durum tüm uluslar için geçerli. Birileri o duygumuzu kaşıyarak bizleri istedikleri yere kolayca sürükleyebiliyorlar. Böyle bir açıklama fırsatı yaratan yorumunuz için teşekkürler. Elbette hepimiz aslımızı inkâr etmiyoruz ve de bundan dolayı komplekslere girmiyoruz. Saygı ve sevgilerimle, Salihli'den selamlar.  07.09.2009 19:30
 

Demokrasiyi araç olarak görenlerin, yongayı nasıl kendi taraflarına yonttukları açıkça görülüyor. Oysa bu ülkede herkesi insan olurak görüp, herkesin hakkına saygı göstermek geriektiğini bir anlayabilsek. Sorunlar kendiliğinden çözülecek. Selamlar...

Mesut KARİP 
 07.09.2009 14:00
Cevap :
Bu nedenle "önce insan" diyoruz ya. Yeşekkürler yorumunuza. Saygı ve sevgiler Salihli'den.  07.09.2009 19:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 02.10.08
 
 

1955 Milas doğumluyum. Nüfüs kaydım orada ama "doğduğun yer değil, doyduğun yer" memleketin olurmuş ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster