Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
734
 

Ben Kuzguncuk'ta doğdum...

Ben Kuzguncuk'ta doğdum...
 

  Önce yukarda yazıma eklediğim resmi açıklamak istiyorum. Kuzguncukla ilgili çok resmim var ama gönlüm öyle siyah beyaz, kırık dökük resimleri koymaya razı gelmedi. Ben de  benim için çok büyük anılarıı barındıran Kuzguncuk İskelesinin şu günlerde restore edilen yeni halini , gerçi restorasyon tam bitmemiş ama, koymak istedim.

 Bu sabah Milliyet Blogdaki yazılara bakarken Selim Kır isimli yazarımızın Kuzguncuk  ile ilgili bir yazısını gördüm. Birden oyuncağı başka bir çocuk tarafından elinden alınan bir çocuk duygusuna kapıldım. Sayın yazarımız beni mazur görsün. Benim baba ailemin yıllar önce yerleştiği,annemin gelin gittiği, benim doğduğum, çocukluğumun ilk gençlik yıllarımızın geçtiği, halen tüm aile fertlerimizin, komşularımızın hatta ebemin kabrinin bulunduğu bu yeri bir başka yazar yazarsa nasıl kıskanmam. Ben de bugün Kuzguncuk ve oraya ait anılarımla ilgili bir yazı yazmak istedim. Hoş anılarım blog yazısı değil adeta bir kitap olacak kadar çok ama olsun .Ben birazını yazarım bugün.

 Bundan 66 yıl önce ben Kuzguncuk Üryanızade sokakta Babaannemin evinde doğmuşum. O zamanlar hastane doğumu pek yaygın değilmiş anlaşılan. Evde ebe ile doğmuşum. Babaannem hep bir Miraç kandili gecesi doğduğumu ve ben doğunca bütün Kuzguncuk ahalisine helva ve kandil simidi dağıttığını anlatırdı. Benim doğduğum ev her katı 5 er odalı, kırmızı boyalı bir apartımandı. Daha sonraları Mimar Cengiz Bektaş Bey bu binayı yıktı ve aslına uygun bir şekilde yeniden inşaa etti. Ben yeni halini de gördüm.

  Babaannem , dedem ve çocukları yıllar önce gelip Kuzguncuğa yerleşmişler. Önce İskelenin iki blog  yanındaki yalının, sonra halen İsmet Baba isimli restoranın altında yer aldığı tahta kaplamalı yalının sahibi olan dedem işleri iyi gitmeyince ,malum savaş dönemi, sata sata sonunda Üryanızade sokaktaki apartımana kiracı olmuşlar.

  Babam, amcam ve halalarım hep o yalıda büyümüşler. Ben çocukken babam eski günleri anlatırken masal gibi dinlerdim. İçinde amca, dayı, nine, teyze, enişte onlarca kişinin yaşadığı bir koca ev. Kimbilir ne güzel anılar biriktirmişlerdir , Tabii ne güzel de dırdırlar olmuştur.

  Babam ailenin en küçüğü, Kuzguncuğun hatta o bölgenin en acar çocuğu, Babaannem babama' Alyanak Orhan, Spor Orhan ' adlarının takıldığını söylerdi o yörede. İşte o yakışıklı delikanlı bir gün güzel bir kıza aşık olmuş. Annem Kzuguncuktaki eve gelin gitmiş. Bir yıl sonra da ben o evde doğmuşum. Bu arada dedem ölmüş, halam, amcam evlenmiş ve evden ayrılmış. Kısacası annem gelin gittiğinde sadece büyük halamla , babaannem yaşıyormuş o evde. Bir süre sonra da  annemle babam da ayrılmış o evden. Babaannem, halamla yalnız kalmış. Her odasında karyolalar olan o ev hiç yalnız kalmadı.

  Babaannem her tatilde 4 torununu  toplardı Kuzguncuktaki eve. 5. Torunu yani halamın kızı Kuzguncukta oturduklarından gece yatısı gelmezdi. Küçük halam hala sahilde bulunan ama  artık eski yüzü ile benim anılarıma ihanet eder gibi  bir tavır takınan apartımanda otururdu. İhanet eder gibi diyorum , çünkü ben çocukken o apartıman o kadar lüks gözükürdü ki gözüme.

  Biz 5 torun bütün tatil süresince azardık  Kuzguncuktaki evde. Mahalledeki arkadaşlarımızla Takuhi, Zelda , Tanju, Sevgi, Ahmet, Aytül hep beraber oynardık. Karşımızdaki evde Hülya ve iki kardeşi otururdu . Annesi Melek hanım ve babası ile beraber oturan Hülya sonraları artıst oldu. Hülya Koçyiğit oldu. Bütün çocuklar semtte bulunan Ayos Yeorgios Kilisesi, Rum Ortadoks Kilisesi ve Havra'daki düğün ve diğer törenleri takip ederdik. Kuzguncuğa cami 1956 yılında kilisenin yanına inşaa edildi. Biz Rum, Ermeni, Yahudi arkadaşlarımızın bayramlarını kutlayıp hamursuzlarını yiyip, baskalya yumurtalarını boyayıp , noel kutlamalarını yapardık. Onlar da bizim Şeker ve  Kurban Bayramlarımızda bizi kutlamaya gelirlerdi. Ama 29 Ekimde hep beraber törene katılırdık.

  Biz böyle bütün çocuklar sokakta gülüş cümbüş oynarken Despina Teyze, Madam Anna, İffet Hanım Teyze, Babaannem kapı önüne çıkardıkları sandalyelerine oturur , çaylarını içer ve bizi seyrederlerdi.

 Sanırım benim Kuzguncuk anılarım bitmeyecek. iyisi mi ben bunları bir kitapta toplayayım. Tabii unutmadan ve hayat bu anıları benim zihnimden almadan.

 Şimdilerde bütün büyüklerim, ebem, onların komşuları Kuzguncuktaki Nakkaştepe Mezarlığında hep beraber yatıyorlar. Güzel günlerdi, güzel insanlardı. Hepsini hayırla ve sevgi ile yad ediyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Yazarım ne güzel anılar.Çok şahane bir yerde doğmuşsunuz. Ama diğer yerlerde olduğu gibi oralarda çok değişti.Anılarımızı, tarihimizi tek, tek değiştiriyorlar, ben şahsen değişmesini sitemiyorum buram, buram anı ve tarih kokan o güzelim yerleri.Allah bu dünyadan göçmüş yakınlarınıza rahmet eylesin.Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 02.04.2013 10:43
Cevap :
Sevgili Nahide Hanım, güzel yorumunuz ve candan dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Ben de sizin gibi, bazı şeylerin değişmesini istemiyorum. Ne dersiniz acaba, yaza yaza bir nebze olsun faydalı olabilirmiyiz bu konuda. Sevgiler, selamlar  02.04.2013 13:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1025
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster