Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
897
 

Ben uzattım elimi. Sizinkiler nerede?

Ben uzattım elimi. Sizinkiler nerede?
 

Düşünüyorum da şimdi, pek çok çocuktan daha şanslı geçmiş çocukluğum. Almanya dönüşü sınır kapısında ülkeme giriş vizesi için kaptırılan Ayşe’mi (boyumun 3 katı olan oyuncak ayım) düşündüğümde içim cızz ederdi mesela. Ama şimdi Ayşe’si hiç olmayan çocukların olduğunu biliyorum. Düşlerinde bile.Benim oyuncak ayımın bir adı vardı en azından diye avutuyorum kendimi. Kendi adı, kimliği bile olmayan çocukların oyuncağı olabilir mi yangınları içindeyim şimdi düşünmek bile istemediğim. Sınırda görevli memurumuzdan özür diliyorum bu fırsattan istifade. Bir oyuncak ayı için bu yüreğin ettiği cızz sayısı kadar hem de.

Gözle görülür bir ayrımı göz ardı etmeye çalışarak geçti okul çağına yetişmişliğim. Görmedim. Duymadım. Konuşmadım. Yüreğimin gördüklerini, duyduklarını, konuştuklarını içime attım. Erkek kardeşim oyuncaklar içinde el bebek gül bebek büyürken ben kendi oyunlarımı ürettim sessizce. Ben babamı değil de annemi örnek edindim kendime. Oyuncaklarımı birbirinden hiç ayırt etmedim. Ama şimdi büyüme şansı bile verilmeyen kız çocuklarını, bebeleri düşündüğümde babama haksızlık ettiğimi anlıyorum. Utanıyorum. Çocukluğum adına özür diliyorum kendisinden verdiğim sessiz tepkiler, kötü düşünceler için.

Okul dönemlerimde en cicili bicilisinden kalemlerim, silgilerim olmadı. Parasızlıktan ziyade canım annemin azla yetinmesini öğretmek istemesindendi çoğu zarar azı karar sayısındaki okul gereçlerim. Ben yine de yan gözle sıra arkadaşımın kalemini kıskanırken bulurdum kendimi. Hatta sırf bu yüzden ona kötü davranıp kalbini kırdığımı bile hatırlıyorum. Çocuktum ne de olsa. Bilemedim. Şimdi kalemkutusundan ziyade okuyacak okulu olmayan çocukların kıskandığı bir geçmişe sahip olmak rahatsız ediyor beni. Kalemi olmayan çocukların sayısı kadar özür diliyorum kalemkutusunu kıskandığım adını bile hatırlamadığım arkadaşımdan.

Bir doğumgününden kovuluşumu hatırlıyorum mesela şimdi. Herkes gülüp eğlenirken ben elime geçirdiğim bir kitabı okuyordum. Okumayı çok severdim o zamanlar. Yenileri bittiğinde eski gazeteleri çıkarıp tekrar okuyacak kadar. Arkadaşım kitap okumaya mı geldin buraya diyerek kovmuştu doğumgünü partisinden beni. İki gözüm iki çeşme eve gittiğimde bir de annemden fırça yemiştim sen de her çocuk gibi eğlensene biraz da diye. Şimdi doğumgünü nedir bilmeyen çocuklar tanıyorum okumaya hasret. Ellerinde eski gazeteler bile olmayan. Çocuk olma fırsatı sunulmuşken bana değerlendiremediğim için özür diliyorum doğumgününü mahvettiğim arkadaşımdan. Çocuk olamadan büyümek zorunda bırakılan çocukların sayısı kadar hem de.

Üniversite dönemini yaşayamadım diye hayıflanırdım çoğu zaman. Derslerden sonra kantinde arkadaşlarla 2 lafın belini kıramadan koşuşturmaca içinde geçti bütün öğrencilik dönemim. Okuldan işe, işten okula. Çok isyan ettiğimi bilirim, öğrenciyken çalışmak zorunda kaldığım için. İş yüzünden yaşayamadığım öğrencilik günlerim için. Çocukluğunu yaşayamadan adam olan, kadın olan, ev geçindiren, ana olanları düşününce şimdi bir yumruk oturuyor kalıyor boğazımda. Şimdi üniversite mezunu olabilmenin, hem de üniversite mezunu bir kadın olabilmenin haklı gururunu yaşıyorum içimde. Ama bir yandan da küçükken büyüyen, büyümek zorunda kalan kardeşlerimden özür diliyorum sayısı hiç bitmeyen haksız şikayetlerim için.

Dedim ya düşünüyorum da şimdi pek çok çocuktan daha şanslı bir çocuk oldum. Kız olduğum için hor görülmeden, kitabım, kalemim, çantamla, oturacak sıram, başımı sokacak okulum, benimle ilgilenen elimi tutan yol gösteren öğretmenlerimle okudum ve bugünlere geldim. Kendimce bir baltaya sap olabilme çabalarındayım şu aralar. Aldığım ekmeği bayat diye yemediğim günüm de oldu, parasızlıktan ekmek alamadığım günüm de. Ama nereden geldiğimi ve kim olduğumu unutmadım asla. Ve şimdi şükrettiğim o günlerden çok daha kötü günler geçiren kızlarım, kardeşlerim çocuklarım var yurdumun dört bir yanında.

İşte ben de elimi uzatıyorum şimdi. Gözümüzün göremediği uzaklıklarda olsalar bile elimizi uzattığımızda tutabileceğimiz kardeşlerimiz, kızlarımız, çocuklarımız için. Özür dilemek yetmez çünkü biliyorum. Özürü sunmak gerek.

Ve ben de yüreğimi sunuyorum onlara. Okuyup da ezberlediğim kitaplarımı sunuyorum. Ellerine birer kalem, defter alabilmek, önlüklerine yama yerine yeni bir renk olabilmek, onları geleceğin Nermin öğretmenleri, Goncagül doktorları, Çiğdem mühendisleri olarak görebilmek için elimi uzatıyorum.

Uzattığım elimle bir yüreğe dokunabilirsem, okumak isteyen bir yürek için bir umut olabilirsem ne mutlu bana.

Siz de uzatmak ister misiniz?
Hani göremedim ellerinizi, neredesiniz???

***Ellerini uzatmak isteyen arkadaşlar ayrıntılı bilgiyi sevgili Neşe Evrim’in blog’unda http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45243 bulabilirler.

***Sevgili Ahmet Aydın’da son blogunda belirttiği gibi bu konuda Neşe’ye yardımcı olmakta. Bundan sonrası da bize kalmış ne dersiniz...

***Biz, yani ben, annem ve kardeşlerim Özge ve Özhan'la beraber bir kızımızın 1 senelik eğitim masrafını karşılamak adına 12/06/07 de gerekli işlemleri yaptık. 1 sene boyunca da her ay gerekli tutarı ilgili hesaba aktaracağız.



***Resim: İbrahim Kaya'nın kendi sitesinden.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazını okumamıştım. Ne güzel yüreğin var senin. Şükretmeyi bilmeyen insanlar o kadar çok ki çevremizde. Kendini anlatmışsın ama ne güzel anlatmışsın. Yalın ve duru bi şekilde. Herkes bir parça katkıda bulunsa okuyamayan onca çocuk defter kalemle buluşmaz mı. Ben de kendi çapımda bişeyler yapıyorum her sene. Vermeli ki insan sevgisini ve emeğini karşılıksız, meyvesini ister istemez almaz mı? Ellerine sağlık arkadaşım. Kocaman sevgiler sana benden...

Ersin Yalın 
 19.08.2007 22:15
Cevap :
sağolasın arkadaşım. bendeki yüreğin güzelliği değil bu. gören gözlerin güzelliği aslında :)) sen öyle ben böyle birşeyler yapmaya çalışsak, umut olsak bu küçücük yüreklerde, bu güzelliği paylaşsak ne güzel olur değil mi. bak oluyor da...  20.08.2007 15:51
 

Yüreğimize dokundurdun canım, minik yüreklere dokunarak! Her satırına saygılarımla...

habişş 
 15.06.2007 17:04
Cevap :
sevgi ve saygılar benden sana canım. sende elini uzattığın için, sende yüreklere dokunduğun için ayrıca teşekkürler...kocaman öpüyorum  15.06.2007 18:19
 

size ve emegi gecen herkese tesekkurler...

griadam 
 14.06.2007 13:38
Cevap :
teşekkürler sevgili ali gel. sizi de bekleriz bu güzel projeye. sevgi ve selamlar.  14.06.2007 14:16
 

Sevgili Özlem Bu güzel yazın, ve bu önemli ve ulvi konuda, yazdıkların ve yaptıkların adına sana kocaman bir bravo,tebrik ve yürek dolusu sevgiler..

Mehmet EREN 
 13.06.2007 2:26
Cevap :
hepimiz için olsun bu bravo, tebrik ve sevgiler sevgili mehmet eren. hepimizin bu çorbada bir parça tuzu yok mu. sende hasta yatağında elinden geleni yapıp neşe'me yardımcı olmuyor musun...asıl sana en büyük bravo, tebrik ve sevgiler canım dostum...  13.06.2007 9:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 3111
Toplam mesaj
: 623
Ort. okunma sayısı
: 944
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

30’ lu yaşların ağırlığında geçiyor artık yaşam ama teğet geçerek, ama kurcalayıp didikleyerek...İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster