Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '13

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
348
 

Benden nasıl bir profesyonel yazar olur?

Benden nasıl bir profesyonel yazar olur?
 

Sitenizde çoktan yazar oldum ben abla! Daha fazlası ne zaman? Bana onu söyle!


En büyük marifet, kişinin kendini bilmesi değil mi? Madem öyle... İşte size kendimi anlatıyorum. Hadi hayırlısı!

8 Şubat 2011'de, burada ilk yazım " Kayseri'de bir kadın öldü..." yayınlandığından beri, en büyük amacım, bir gün gerçek, profesyonel bir yazar olup, duygu ve düşüncelerimi çok daha kalıcı, kitlesel, etkili hale getirebilmek...

Bugüne kadar yazdıklarımla, kendi insanlık ve yazarlık çizgimi çok net bir biçimde ortaya koyduğum düşüncesindeyim. Blog yazarlığına başladığım günden beri kendime misyon edindiğim yazarlık anlayışı, " Olanı olduğu gibi, kendimi olduğum gibi anlatmak; herkesin bilip de kimsenin söyleyemediğini dile getirmek " tir.

Bu inançla yazdığım yazılarda, zaman zaman çok sert bir üslup kullandığım da olmuştur. Ancak takındığım en sert tutumlarda bile doğruluktan ve adaletten ayrılmamaya çalıştım. Yazı konusu ettiğim kişilerin, kişisel kusurları yerine, yanlış bulduğum eylem ve davranışlarını dile getirdim. Dilim döndüğünce, gördüğüm yanlışı anlatıp, yapılması gerekeni, çözüm önerimi ortaya koydum.

Peki bütün bunları yaparken, her zaman ben mi haklıydım?!! Her şeyin en doğrusunu ben mi biliyordum?!! Elbette hayır. Ancak, bugüne kadar ne söylemişsem, bunu en samimi duygu ve düşüncelerimle ifade ettim.

Üslübumda zaman zaman gözlemlenen yüksek tansiyon, hatta bazen üst perdeden konuşan haller; emin olun ki, derdimi, düşüncemi en iyi biçimde anlatabilmek için; kompleksli bir adam olduğumdan değil...

Herkesin bilip de kimsenin söyleyemediğini dillendirirken ortaya koyduğum tavır; bu ülkenin en güçlü siyasi figürüne karşı sergilediğim yazınsal davranış, beni okuyanlarca zaman zaman; pervasızlık, cüretkarlık, hatta bazen haddini bilmezlik olarak algılandı...

Evet, ben cüretkar bir adamım. Cesaretim de buradan gelir zaten. Ama o cüretkarlığı zırh edip bedenime; alıkça, ahmakça bir hadsizliği yazarlık üslubum diyerek yutturmaya çalışmadım okuruma.

Dün neysem oydum; ölene kadar da öyle kalacağım.

Zaman zaman dost sohbetlerinde, arkadaşlarım, " Bu kadar korkusuzca yazman, yazarlığın önünde en büyük engel..." diyor bana.

İyi de arkadaşım...

Ben mesela, " ilişkiler " konulu yazılarımda duygusal da yazdım; erotik de... Bilimsel bir üslubu konuşturduğum da oldu; tamamen doğaçlama yazdığım da...

Mizahi bir bakış açısı ve espirili bir dille de anlatabilirim Ademoğlunu ve özellikle de kadınları; ruhunun en gizli dehlizlerine inen gözlemci, izlenimci bir yazar tavrıyla da... Bak bakalım etrafına. Bir erkeğin gözünden kadını benim kadar anlamaya, anlatmaya çalışan kaç yazar var ülkende?

Evet, kabul ediyorum. Hemen hemen tüm siyasi yazılarım, çok sert. Ama diyelim ki, bir yayın yönetmeni isterse, siyasetin doğası üzerine ya da ülkemdeki ve dünyadaki siyasetçi profilleri hakkında da yüzlerce yazı yazabilirim; günlük siyasete zerre bulaşmadan hem de.

Bilmiyorum kaç kişi farkında ama; futbolun günlük olayları, maç performansları yerine; kalıcı, insani, evrensel yanlarını yazmak derdindeyim. Bu güzel oyunun, psikolojik, felsefi, yaşama dair özelliklerine kafa yoruyor, elimden geldince bu konuda görüp, farkına varabildiklerimi anlatıyorum insanlara. Kimi yazdığımı 100 kişi bile okumadı ama; okunma sayısı 10.000'e yaklaşan futbol yazım da var. Ve o yazıların hepsinde de görebileceğin, bulabileceğin düşünsel bir bütünlük...

Burada ulaştığım okur ortalamasının dilediğim kadar yüksek olmamasının, elbette birçok nedeni var ama... Bunlardan en önemlisi, uzunca bir süre deneme yazmakta ısrar etmem... Ancak, anladım ki, Türk okuru deneme okumayı sevmiyor. Belki de ülkemizde, deneme yazarı sayısı, okur sayısından fazladır! Tıpkı şiir yazanların okuyanlardan fazla olması gibi!...

Deneme, yazım kuralları en esnek, konu çeşitliliği en zengin yazı türü olarak algılandığından, herhangi bir yazı dalına girmeyen tüm yazılar, deneme zannediliyor ülkemde. Bu da,deneme yazmayı kolaylaştırdığı kadar, deneme yazarı sayısını da arş-ı alaya vardırıyor maşallah! Öyleyse deneme yazmaya paydos! Yaşasın bütün kadınlar!

Gündelik yaşamı da rahatlıkla yazarım, yazdım; Astrolojiyi de... Günceli yazmayı çok sevmiyor olsam da, bu alanda yazdığımda ulaştığım okur sayısı, hiç de fena sayılmaz hani... Ve mesela dış politika...

Şimdi yazacağıma çok gülersin belki... Ama yine de anlatacağım. Bana gülmenden rahatsız olmam. Çünkü ben, Gülen Adamım...

Bazı geceler, rüyalarımda, büyük gazetelerimizin yayın yönetmenleri soruyor bana: " Buyur gel kardeş! Hangi konuda yazmak istersin? " En son, Fatih Altaylı'ya: " Bana bir sayfa verin, hem insan ilişkilerimizi yazayım, hem siyaseti; hem futbol anlatırım köşemde, isteyene astrolojik bilgilerimi..." dedim.

Bugünlerde yalnızca rüyalarını görüyor olsam da... Çok yakın bir gelecekte, ayakları yere sağlam basan, kendi hedef kitlesini oluşturmuş, kişisel okuru ve tirajı olan, interaktif medyaya kendi rengini, kendi farkını katabilmiş gerçek bir yazar olacağımı düşünmekteyim...

Ve yazı prensipleriyle içerik hakkında en başından anlaştıktan sonra, kimselere sorun çıkaracağımı da sanmıyorum. Derdim üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil...

Bugün çağırsalar, yarın yazabilecek kadar hazırladım kendimi gerçek yazarlığa...

Ve şimdilik yapabileceğim, ancak bu kadar. Elimden gelen her şeyi yapıp, gerisini zamana bırakmak...

Nereden başlarsam başlayayım, gerisi çorap söküğü gibi gelecek nasılsa. Bundan adım gibi eminim...

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşama olumlu bir pencereden bakabilmek önemli, sanıyorum “Gülen Adam” adını bunu simgelemek için kullanıyorsunuz. İnsanları güldürebilmek mutluluk verebilmek için gerekli. Ancak kişisel olarak incinmemek için güldürmek ve kendine güldürmek arasındaki kalın ayrıma dikkat etmek gerek. Bunu sadece sizin için söylemiyorum, şimdi açıklamak istemediğim bazı olaylar ve insanlar bazen beni şaşırtabiliyor, o bakımdan. Hep söylerim, blog yazmak özgürlük demek. İster cinsellik hakkında yazın ister gökyüzünü anlatın. Nasıl mutlu oluyorsanız dilediğiniz şekilde dilediğiniz konuları yazın. Zaten bizler hem okur hem de yazar olarak bir şekilde birbirimizi buluyoruz.Bu güzel paylaşım ortamında bazen acımasız eleştirilerle karşılaşabilir, biz de böyle eleştiriler yapabiliriz. Önemli olan yapıcı, dürüst ve nazik olabilmek. Bana göre yazmak çok saygı duyulması gereken bir eylemdir Bay Çamsarı. Bu bağlamda üretkenliğinizin ve azminizin sürmesini dilerim.

Güz Özlemi 
 26.12.2013 10:15
 

Sevgili Gülen Kardeşim! Sizin gibi, dürüst, içi dışı bir, yetenekli, sevecen, herkesi kucaklayan, yetenekli, üretken, kafası çalışan bir kişinin başarısız olması mümkün mü? Başarılı olacağınıza eminim can kardeşim yolunuz açık olsun. Selam ve sevgiler, sağlıklı ve mutlu olmanız dileği ile sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 16.12.2013 18:53
 

Sizi bilen biliyor zaten arkadaşım.Hangi konuda yazarsanız yazın,ben adınızı gördüğüm an zevkle okuyorum. 900 e yakın yazı yazmak kolay değil,herbir klavye tuşuna dokunarak ortaya çıkan koca bir emek var.Yola devam...

Bosnalı 
 16.12.2013 13:49
 

Yazma yeteneğin yeterince var, arzun da var, yazacağın konulara hakimiyetin ve bu konulara ilgi duyan hedef kitle yeterliyse, olacak demektir sadece zamanın akışının (yaşam zaralarının) da destek vermesi gerekiyor. Hedefi yakaladığın günleri görmek dileğiyle...

Kadri KANPAK 
 16.12.2013 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1340
Toplam yorum
: 3600
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1680
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster