Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1582
 

Benelux-Paris turu, 1.bölüm- Brüksel ve Bruges

Benelux-Paris turu, 1.bölüm- Brüksel ve Bruges
 

Bruges-Belçika


2014 Nisan ayında ailecek bir tatil yapalım dedik ve bu mevsimde en iyi gezi rotaları,şehir gezileri ve kültür turları olduğunu düşünürek, Türkiye içinde birçok şehir ve kültür gezisi yaptğımızdan dolayı Benelux-Paris turu yapmaya karar verdik.

Tur şirketinden aldığımız Benelux-Paris turu için vizeyi acenta desteğiyle Fransa Konsolosluğu veriyor. Schengen ülkelerinden biri olan Fransa'ya gideceğimiz için bir dünya vize dökümanı hazırlamak çağımızın en anti humanist uygulaması olsa gerek. Hele bunu çok insancıl gözüken ülkeler yapınca daha da ilginç bir durum oluşuyor. Dünya kadar evrak ve tüm mal varlığınız meydanda!. Bir de bunu tüm aile bireyleri için hazırlıyorsunuz ya o da hem zahmet hem de bir maliyet gerektiriyor.  Neyse bir dünya vatandaşı olarak politikamızı da yaptıktan sonra geçelim gezi notlarımıza.

26 Nisan 2014 Cumartesi günü sabah 07.50’de THY ile Brüksele uçuyoruz. Avrupa ile saat farkımız -1. Yerel saat ile 10.30 gibi Brüksel havaalanındayız. Brüksel Havaalanı beklediğimizden daha büyük.

7 gece 8 günlük Benelux-Paris turumuz sabah 11.30 gibi Brüksel Havaalanından valizleri alıp tur otobüsüne yerleştirmemiz ile başlıyor. 8 gün boyunca kullanacağımız tur otobüsü fena değil. Şoförümüz ise Kolombiyalı Sebastian, kendisi genç ve şoförlüğü gayet iyi. Tur rehberimiz Deniz hanım ise çok tecrübeli, bilgili, bir o kadar da sıcakkanlı ve yardımsever idi.  

Brüksel’de hava güzel, 17 derece, yağmur yok. Ama bazen rüzgar üşütebiliyor. Avrupa için bu mevsimde bu hava oldukça iyi sayılır. Şehir gezimizde ilk durak Atomium, anıt mı diyeyim yoksa heykel mi bilemedim. Ben pek birşeye benzetemedim. Yakınındaki Heysel Stadını ise otobüsten geçerken gördük. Bence Atomium yerine Heysel Stadında dursaydık çok daha iyiydi. Çünkü bir anısı var en azından.

Tur yerine kendi imkanları ile gezecekler için Atomium ve Heysel Stadı biraz şehir dışında ama merkezden otobüsler kalkıyor buraya. (Çok turistik mekanlar oldukları için!) Biz daha sonra şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz ve  Kraliyet Sarayı, Çin ve Japon evleri (birer büyük evden ibaret, mahalle değil), Grand Place meydanı ve Borsa binalarını görüp sonrasında serbest zamanda kendi gezimize başlıyoruz. Bu arada Manneken Pis (İşeyen çocuk heykeli) için ben yorum bile yapmayacağım. Nasıl bir tanıtım mekanizması var . Bize nasıl işlemişler en kıydırık şeyleri bile anlamak mümkün değil. Gören ” aa o şey bu mu yani” diyor.  Biz serbest zamanda 3 saatimizi Grand Place meydanı civarını gezmek için harcıyoruz.

İlk olarak Belediye binası karşısında bulunan dar sokaktaki tencere ile servis edilen midyecilerin olduğu sokağa giriyoruz. Kendilerince ünlü Delirium Bar da bu sokağın sonunda. Gece kalacak olan tercih edebilir. Bu dar sokakta birşeyler yemek -içmek mümkün ama özellikle midyeciler ve balıkseverler tercih edebilir. Meydanda bir Bira Müzesi var gezmek isteyenler için. Oldukça küçük bir müze, girişi 5 Euro.  Belediye binasının arkasında kalan kısım Waffle ve çikolata dükkanları ile dolu. Biz her ikisini de denedik. Waffle’ ı Türkiye’de daha iyi yapan yerler var. Çikolatalar ise gayet güzel. Hediye için Brükseldeki en iyi şey diyebilirim. Kızarmış Patates, Bira, Çizgi film karakterleri Tintin, Şirinler ve Red kit’in anavatanı Brüksel. Tintin ve Şirinlerin mağazaları var ama fiyatlar resmen uçmuş. Ya da biz Türkler garibanız çünkü kasalarda para ödemek için sıra var. Red Kit karakteri ise meşhur olduktan sonra Amerikalılar satın aldığı için Red Kit’i andıran birşey görmek mümkün olmadı. Kızarmış patates yemek için Borsa binası tarafına yöneliyoruz. Yol üzerinde Türk restoranları dikkatı çekiyor. Daha önceden bellediğimiz meşhur kızarmış patatesçiyi kolayca buluyoruz. Nasıl mı ? Önündeki uzun kuyruktan. Ben diyeyim 80 siz deyin 100 kişi sırada. Topu topu birkaç dilim patates yemek için. Bu Avrupa turunda benim en çok sabrım, yani sırada bekleme kültürüm gelişti.!  Ama daha ilk gün olduğu için tabii bu patatesçiyi es geçiyoruz. Meydanın bir üst sokağında büyük bir kilise var. Ayrılmadan ziyaret edebilirsiniz. Belediye binasının üst çaprazında Yunan restoranlarından oluşan sokak var.  Jupiler en meşhur bira markaları, denedik mi denedik. Peki elimize ne geçti .Sadece sade bir bira içmiş oldum.. Hollanda gibi bir bira ülkesinden çıkan Heineken ve Amstel biraları sonrası Jupiler sıradan diyebiliriz. Ama bu birayı çok beğenenler de olabilir. Damak tadı herkesin farklı, deneyebilirsiniz. Brüksel için birkaç not daha ilave edip bitireyim. Tuvaletler genelde paralı ve kısıtlı.Yani fırsatını bulduğunuzda tuvalet işini halledin.! Çikolataların tadına almasanız da mutlaka bakın. Sıkı giyinin, güneşe aldanmayın, trafik yoğun. Burada göreceğiniz güneş hep yalandan. Gezeceğiniz tüm yerler yürüme mesafesinde (Atomium ve Heysel Stadı hariç).  Heysel faciasını duymayanlar gitmeden bence wikipedia’dan bir okusunlar. Vakti olanlar en son Manneken Pis önünde fotoğraf çekilsin!. Bu çocukla ilgili 2 tane efsane bile yaratılmış. Valla helal olsun.

Akşam saat 19.30 gibi otobüse binip şehir merkezinden uzakta olan hotelimize (Vander Valk Hotel )doğru yola koyuluyoruz. Hotel’e girişimiz saat 20.30 gibi oluyor. Hava iyice soğumuş ve yol yorgunu olduğumuz için merkeze tekrar inmeyi düşünmüyoruz. Ancak Hotelin yakınında bulunan tren istasyonu sayesinde merkeze gitmek kolay.  

27 Nisan Pazar günü sabah erken kalkıp hotelde kahvaltıyı yaptıksan sonra Bruges şehrine doğru yola koyuluyoruz. Kahvaltı dediğime bakmayın, kruvasan ve sallama çayı kastettmiştim. Yol yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Yol üzerinde gördüğümüz Belçika köyleri masal gibi.  Çok güzel evler, çiftlikler ve yeşillikler içinde olan köyler var. Dümdüz bir ovada ilerleyip güzel manzaralar eşliğinde Bruges şehrine varıyoruz ve gezimize başlıyoruz.

 Bruges

1. ve 2. Dünya savaşlarından yara almadan kurtulan bu şehir mutlaka görülmeli. Müthiş bir tarihi doku hakim. Dar sokakları, köprüleri, meydanı, Belfort kulesi, kanalları gezilip fotoğraflanmalı. Fotoğraf makinanınızın şarjını önceden fulleyin. Ortaçağ kasabası görünümlü şehirde dantel, çikolata ve oyuncak bebek alışverişi yapabilirsiniz. Rahat bir gezi yolu olan bu şehirde 2 büyük meydan var. Ana meydanında biz bu sefer 1900 yılından beri dükkanı olan patatesçi de patates kızartması yiyiyoruz. Çünkü sıra yok. Patates kızartması ise bildiğiniz gibi.! Belfort kulesine 5 Euro ücret karşılığı çıkılabiliyor ama biz tüm enerjimizi 488 merdiveni çıkmaya harcamak istemiyoruz. Küçük meydandaki şapeli ziyaret edip bir ayine denk geliyor ve izliyoruz. Kapıda duran yaşlı bayan herkesi sessiz olun diyerek fırçalıyor. Fırçaya maruz kalmadan Şapelden ayrılıp meydanın arka sokağında bulunan bira duvarını görmeye gidiyoruz. İlk bira üretimine başlanıldığından beri üretilen tüm bira çeşitlerinin birer adedi bu duvarda sergileniyor. Çok yaratıcı bir fikir ve güzel bir dekor oluşturmuş.

Bisiklet ile gezmek, dolaşmak için harika bir yer Bruges. Şehrin girişine yeni inşa edilen bisiklet köprüsü ile trafiğe maruz kalmadan şehir dışından bisiklet ile gelip direkt olarak şehir merkezine bağlanabilirsiniz. Adamlar neler ile uğraşıyor, biz ise nerdeyiz. Çok turistik ve kalabalık turist grupları olan şehir oldukça güvenli. Kısıtlı zamanı olanlar için fayton kiralama imkanı da var. Bruges’ de yerli halk görmek pek mümkün değil. Belki sadece dükkanlar da çalışanları sayabiliriz. 3 saat içinde heryeri yürüyerek gezebilir, güzel bir fantastik tur yapabilirsiniz. Turların ekstra paket olarak sunduğu bu şehri görmek için bence kişibaşı 35 Euro ücret ödemeye değer. Tarihin içinde güzel bir yarım gün geçirin çünkü Benelux-Paris turunda bence göreceğiniz en güzel yer burası. Belfort kulesine çıkmak isteyenler sıraya girsin ama.! Tuvalet bulursanız mutlaka girin. Hatta ihtiyacınız yoksa bile girin.! Merak edenlere bu şehirde 2 veya 3 gece kalınır mı derseniz bence çok küçük bir yer olduğu için fazla gelir derim.

Öğleden sonra tur otobüsüne dönüyor ve Parise doğru yola koyuluyoruz.

Paris yazısı 2. Bölümde.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4155
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster