Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
214
 

Beni Affet: Veda!

"Anlam" dediğimiz şey, yaşamın içinden geçerken bağ kurduğumuz her şey ve herkestir aslında. 2011 yılında başlayan ve 8 sezondur Star Tv ekranlarına başarıyla devam eden Beni Affet, benim için tam da bunu ifade ediyor işte. İzlemeye başladığımda "çocuk" diyebileceğim yaştaydım. Hayatımın içindeki çocuksu travmalarla yüzleşirken, ekranda gördüğüm iyiliği sevmiştim ben...

Sonra bir gün, dizinin yönetmeni Bergüzar Demiroğlu ile tanıştım. Bizi bağlayanın ortak bir hocamız olduğunu bilmeden... Bu tanışma, benim hayallerime giden yolun da yapı taşlarını ördü ben hiç fark etmeden. Soğuk bir sonbahar sabahında, kendimi Ankara'da Beni Affet'in setinde buluverdim. 

Feride'yle, Cüneyt'le, Nazoş'la, Zühre hanımla, Yıldız'la, Osman Kozan'la biraradaydım. Hepsinin sıcacıklığını en yakından hissederken, onların hikayelerini kelimelere taşımaya, onları ve yaşamı, ekrana yansıyanın ardında saklı "anlam"ı anlatmaya çalıştım sizlere... Ve bunu yaparken gördüm ki, her nerede ve ne yapıyor olursak olalım, benzer korkulara, benzer hayallere, benzer amaçlara, benzer kalplere sahibiz hepimiz.

Yazılarımda hep Beni Affet'in görünmeyen yüzünü anlatmaya çalıştım ben... Öyle ya, biz beni Affet'i izlerken sadece bir dizi izlemedik. Aşkı, aile bağlarını, korkunun yıkıcı şiddetini, nefreti, öfkeyi, kini, tutkuyu, belirsizlikleri yani dünyanın binbir yüzünü ama hep galip gelen "iyiliği" izledik aslında ekranda. Kelimelerimde hep bunu vermeye çalıştım ben de... İyiliğin, Beni Affet ekibinin kalplerinden yansıyan şekli olmayı denedim. Umarım kendi yaşam yolumun çakıl taşları arasında kendi yolumu bulurken, bunu başarabilmişimdir. 

MGA Yapım'ın sahibi Mehmet ve Gülşen Erişdi ile tanıştığımda, onların bu işi nasıl bir sıcaklıkla sahiplendiklerini de görme şansım oldu. Hakikaten, MGA Yapım bugün sektörde çok az yapım şirketinin olmayı başardığı kalitede ve güzellikte bir aileydi. Hissettim. Dokundum yaşamlarına...

Beni Affet, bugün çok az dizinin yapabileceği bir başarı sergiledi. 8 yıl boyunca çok az televizyon programının gösterebileceği bir performansla zirvede kalmayı, star olmayı başardı Star Tv ekranlarında.

Şeyma'yla, Tolga'yla, Ceren'le, Cansın'la, Gökberk'le, Ulviye Hanım'la, Nusret beyle ve Mert'le ettiğim her sohbet zihnimde bugünkü gibi sımsıcak, kalplerinin şeffaflığı için duyduğum minnet tarif edilemez. Onların ve daha ismini sayamadığım tüm oyuncuların, emekleri kalplerinden yansıyan sonsuz ışık gibi. 

Ve yönetmenler Bergüzar, Mihriban ve Buket... Kameralarının yanına birer kez tüneme şansım olsa bile, sımsıcak kalpleri her gün yeniden benimle... Sihirli dokunuşları, ekibe ve işlerine olan sevgileri ile onlar bulunmaz güzellikte insanlar. Dokundukları her şeyi sihirleriyle süsleyenlerden...

Biz onları zaman zaman Instagram hesaplarından takip ettik, yaşamlarına, güzel anlarına ortak olduk, spoiler aldık zaman zaman. Zaman oldu heyecanlandık, zaman oldu mutlu olduk, zaman oldu kızdık, söylendik, "Bunu istemiyoruz biz! Bu kadar da olur mu canım?" dedik. Burnumuzu sokmaya çalıştık dizilerine. Öyle ya, bizimdi Beni Affet.

Bir diziyi var eden, yapımcıları, senaristleri, yönetmenleri kadar izleyicileridir de bence. Beni Affet onlar kadar bizim de dizimizdi. 8 yıl boyunca Beni Affet'in yolculuğuna eşlik ettik bizler. Hep bir sonraki günü merak ederek, bazen mutlu, bazen kaygılı bekleyişler kondurarak zamana... Ama hep onlarla uyandık sabaha... Onlar soğuk Ankara sabahlarına uyanırken, biz sıcacık evlerimizde ekrandan uyandık onlara... Onlar soğuk Ankara akşamlarında veya ılık ilkbahar rüzgarında çekim yaparken, bizler demlediğimiz çaylarla yudumladık izlediğimiz her bir kareyi kalbimize...

Birkaç gün evvel onlar son çekimlerini yapıp veda yemeklerinden kareler paylaşırken, yatağımın içinde gözlerim dolu dolu izledim paylaşımlarını. Eminim pek çok izleyici gibi... Elimde olsa atlayıp yanlarına gidivermek istedim. Her birine tek tek sarılıp öpmek, "iyi ki vardınız" demek istedim. 

Şimdi onlar yeni bir yola başlarken, hepsinin kalpleri kadar aydınlık gelecekleri olacağına inancım sonsuz. Ben en çok soğuk Ankara günlerinde gittiğim setleri, soğuk Ankara akşamlarında onlarla yaptığım sohbeti özleyeceğim.

Kozan villasının yeşilliğini, Sevgi annenin iyiliğini, Kemal-Bahar aşkının saflığını, Feride-Cüneyt aşkının gücünü, Kader'in güçlü ve sakin güzelliğini, Osman beyin babacanlığını, Zühre annenin gülüşlerini, Nazoş'un sesini, bebeklerin saflığını, diziye eklenen her bir oyuncunun sıcaklığını, Yaman-Feride aşkının sonsuzluğunu özleyeceğim. Dizinin son sezonunda yaşamlarımıza eklenen Müjgan ve Yılmaz'ın büyülü masalı ise, tadını Külkedisi masalını anımsar gibi anımsayacağımız bir duygu bıraktı kalplerimizde...

Unutmadan, sevgili Aleyna Eroğlu ile yaptığımız röportajı, telefonumun kırılması ve tüm ses kayıtlarını kaybetmem sonucunda maalesef çok üzülerek yayına alamadım. Oysa ki çok sıcacık, gencecik ama kalbi ışıldayan bir kadının cevapları doluydu röportaj. Oynadığı role ne kadar ait olduğunu anlatan, genç, güçlü, kendi kimliğine sahip kadınları temsil eden gencecik bir oyuncu Aleyna. Yolu da bundan böyle hep açık olsun dilerim... 

Onlar birbirini affetmeye çalışırken, biz hayatlarımızda nice affedişler yaşadık belki de 8 yıl boyunca... Hayatı affetmeyi öğrendik. Düştük, kalktık, yalpaladık zaman zaman, acıdık, kanadık, mutlu olduk, düşündük, sorguladık. Ama hepimiz, sonunda iyiliğe inandık galiba... 

BENİ AFFET, kocaman yürekli insanların var ettiği, kocaman yürekli insanların hikayesiydi. Sıcacıktı... İçtendi. Güzeldi. Özeldi. Bizdendi.

Yarına bugünden emanet bir anıydı aslında.

"Anlam"ı içinde saklı, anlamı 8 yıl boyunca ekranda parlayan çok güzel bir hikayeydi hayatın içine yazılmış.

Mevlana der ki: "Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler." Biz 8 sezon boyunca Beni Affet'le aynı duyguları paylaştık. İşte o yüzden gün sonunda hep anlaştık...

Kemal ve Bahar'la, Cüneyt ve Feride'yle, Tunç ve Eylül'le, Sevgi ve Şahin'le, Nazoş'la, Zühre ve Osman Kozan'la başlayan hikaye, eksilmeden çoğalarak, Müjgan ve Yılmaz'la, Kader ve Murat'la, Hakan'la, Zafer'le, Selva'yla, Burçin'le, Güzel'le ve daha pek çok güzel ve özel isimle sona erdi. İyiler erdi muradına, mutlu aşk ve iyilik kazandı sonunda. Osman Kozan'ın önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Oyunculuğu beni hüngür hüngür ağlattı. Unuttuğum olduysa affola...

Hepinize sevgiyle, saygıyla, emeklerinize sonsuz teşekkürle... Özleyeceğim. Özleyeceğiz!

Görüntünün olası içeriÄ?i: 10 kiÅ?i, Ozan Yıldırım, Can Arpacı ve Mert Abidin Yerli dahil, gülümseyen insanlar, ayakkabılar, gökyüzü ve açık hava

 

Görüntünün olası içeriÄ?i: 25 kiÅ?i, Bergüzar DemiroÄ?lu, Can Arpacı ve Ozan Yıldırım dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve iç mekan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 893
Kayıt tarihi
: 22.03.18
 
 

18 Haziran 1985 İzmir doğumludur. İlkokul,ortaokul ve lise öğrenimini Özel Çakabey Koleji'nde tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster