Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
510
 

Beni Affet Setinden Selam Olsun

Beni Affet Setinden Selam Olsun
 

Merak etmeyin sevgili Beni Affet fanları, Yaman 25 yıl hapis cezası yemiyor.

Nasıl çıkıyor, ne oluyor o bölümü ben de sizlerle birlikte izlerken keşfedecek olmakla birlikte, Ekim ayı içerisinde yaptığım çok keyifli set ziyareti esnasında çekilen Yaman-Feride sahnesinden yola çıkarak söyleyebilirim ki, Yaman ya tahliye oluyor, ya da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor.

Zira aşağıdaki karelerde görebileceğiniz üzere, bu çekimler esnasında Feride Yaman’a Zafer’le geçirdiği “bir geceyi” açıklıyor. Hatta ve hatta, Yaman “Zafer’le bir gece geçirdiğini bilseydim onu otele ortak eder miydim!?” diye bağırdığında Feride ona “Yaman ben oraya gittiğimde kendimde bile değildim!” diyor.

Dizinin ilerleyen bölümlerinden şimdilik Yaman ve Feride cephesine ilişkin verebileceğim “spoiler” bu kadar olmakla birlikte, gelelim Ankara yolculuğumdaki set ziyaretinin en keyifli anlarına… Ilık bir Ankara sonbahar akşamında Elizin’de sevgili Cansın, Gökberk ve Ceren ile biraraya gelmeden evvel , sete ilk gittiğimde kırdığım yazar potlarından bahsetmek istiyorum sizlere. Zira dizinin kötü karakterleri ile karşılaşmam tam bir efsaneydi :)

Şimdi efendim, ben bir heyecan, MGA yapım platosuna adım atar atmaz, dördüncü katta sıklıkla yemek, dinlenme, sohbet için kullanılan buluşma yerinde Gökberk Yıldırım ve Tolga Akman’a denk gelmenin sevinci ile yanlarında kim var kim yok diye hiç bakmadan, onları daha evvelden tanımanın samimiyetiyle kucaklaşıp pat diye masaya oturuverdim. Karşılıklı merhabaların ardından bir de baktım masada iki kişi daha var. Simaları bir yerden tanıdık ama, çıkaramıyorum zira pek temiz yüzlü, insancıl, içten ve canayakınlar.

Yani sizin anlayacağınız dizinin kötü karakterleri ile uzaktan yakından alakaları yok o esnada. Ya da benim benzetesim gelmedi :)  “Pardon siz kimdiniz?” diye sormamı takiben kendilerinin bizim meşhur kötü karakterlerimiz Zafer ve Hakan olduklarını öğreniyorum ve onların bana “Sen diziyi izlediğine emin misin?” diye şakayla karışık sorularından sonra istemsizce “İzliyorum tabii de ben daha öküz birilerini bekliyordum!” diyiveriyorum!!! Tabii masada kahkahalar çınlarken, onlar bunu naçizane bir iltifat olarak kabul ediveriyorlar.  Eh yazar olmanın bunca minik faydaları oluversin, pot da kırsan sevilebiliyorsun, değil mi ama?

Ne yalan söyleyeyim, Feride ve Yaman’ın belalısı Zafer rolündeki Mert Abidin Yerli de Kader’in belalısı Hakan rolündeki Yalın İşnel de çok cana yakın ve ekranda göründüklerinden çooook daha içtenler.  Onları sevin günümüz dünyasında ne rol düşerse oynamak oyunculuğun temel kurallarından biri olmakla birlikte, hakkını vererek yaptığın her iş cennettir derdi annem.

Sette değerli oyuncu Nusret Şenay’la, yani efsane Osman Kozan’la da karşılaşmak nasip oldu. Onunla da çok keyifli bir sohbet gerçekleştirirken, sevgili Ulviye Karaca’nın yani Zühre Kozan karakterinin hikayesi bittiği için diziden ayrılışının onlara da sürpriz olduğunu öğrendim. Ne yalan söyleyeyim, ben o ikiliyi birbirine çok yakıştırıyor, diziyi ayakta canlı tutan karakterlerden olduklarını derinden hissediyordum. Zira ikisinin de oyunculuklarına tek söz söylemek mümkün değil. Ekranda yalnızca mimikleriyle bile yüzümü güldüren iki isimdiler.

Sevgili Nusret beyle hayattan, diziden, sektörden sohbet ederken, yazar olmanın güzelliğini ve büyüsünü bir kez daha hissettim çünkü yazmak insanları toplumun hangi kesiminden, hangi rolünden olursa olsa kelimeler aracılığıyla birbirine bağlıyor. Kelimeler bağ kurduğumuz alan oluyor yaşamda… Hepimizin ortak sesi olan kelimeler… Bu arada yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlayan Osman Kozan ve Yaman’ın annesi arasındaki bağı da hissetmeye başladık. Bu ikiliyi geleneksel yapıdaki Türk seyircisinin benimsemesinin biraz zaman alacağını hissetsem de, kimi sahnelerde yüzümüzü güldürdükleri de bir gerçek. Zira büyük aşklar nefretle başlar söyleminin dizide hayat bulduğu iki cepheden ilki burası, diğeri de Yılmaz ve Müjgan ikilisi…

Ceren, Gökberk ve Cansın’la olan keyifli sohbetimizi en sona saklarken, gelelim Yılmaz ve Müjgan cephesine… Yılmaz rolündeki Can Arpacı, Müjgan rolündeki Aleyna Eroğlu, Ebru rolündeki Kardelen Uçma ve Yılmaz’la Ebru’nun anneleri rolündeki Gönül karakterini canlandıran Ayça Kılınçer ile de setin ikinci gün ziyaretinde biraraya gelebildim. İçtenlikle söyleyebilirimki hepsi birbirinden tatlı, içten, samimi ve güzeller. Sete gittiğimde Müjgan ile bağlantılı bir nedenden dolayı parmaklıklar ardında geçici bir süre hapsolmuş Yılmaz kareleri çekiliyordu. Bir spoiler da size bu cepheden gelsin. Ebru ve Gönül Yılmaz’ı ziyarete gelmişlerdi ki, gerisini izleyelim ve görelim diyor, sizi bu kadar bilgiyle başbaşa bırakıyorum.

Sevgili Kardelen Uçma ile de kısacık bir sohbet imkanımız oldu, sıcacık, ekibe yeni dahil olmuş olmalarına rağmen kısa zamanda uyum sağladıkları hissi uyandıran ikili sevgili Kardelen ve Ayça. 

Açıkçası, Türk toplumunda ve pek tabii dizilerde sıkça görmeye alışkın olduğumuz toplumun üst kesimlerine ait bir aile, o aileye uygun gelenek görenekler gibi durumları oldukça net biçimde ekrana taşıyor Yükseloğlu ailesi. Sizi bilmiyorum ama, bugüne dek Bahar-Kemal ikilisinden sonra yaratılmaya çalışılan ikili hikayeler arasında bana en sıcak geleni Yılmaz ve Müjgan. Çünkü bizim toplumumuz her zaman için zengin erkek fakir kız ikilisini tam tersi bir ikiliye tercih ediyor. Burası Türkiye… Bayanın mağdur ama güçlü olduğu bir imge, bu nedenle bayanın güçlü erkeğin mağdur olduğu bir imgeden daha çok özleniyor ve bekleniyor. Çünkü ne kadar erkek egemen toplum olduğumuzu iddia edersek edelim, kadının gücünden esinlendiğimiz, kadının gücünü içten içe beklediğimiz ve özlediğimiz bir toplumuz biz. Bu arada Yılmaz ve Müjgan, her ikisi de zaman içinde rollerine iyice hakim hale gelmeye başladılar. Ne yalan söyleyeyim ilk başlarda Müjgan karakteri bana donuk gelmişti ama Aleyna hızlı bir biçimde üstüne Müjgan kimliğini giymeye başladı gibi görünüyor. Mimiklerinden ses tonuna kadar, artık beden dilini de çok daha iyi kullanıyor. Can Arpacı ise en başından beri aslında bizim Türk kadını olarak görmek istediğimiz delikanlı imajını ekrana taşıyor. Ailesinin gururu, evin babadan sonraki temel direği, aşka inancını kaybetmiş gururlu, onurlu ama biraz da tepeden bakan delikanlı profili Yılmaz. Babam ben diziyi izlerken ister istemez ekrandaki görüntülere maruz kalırken, zaman zaman kendisine çok kızsa da, içten içe Yılmaz’ı onayladığı nadir anlar da olmaya başladı. Özellikle ilerleyen bölümlerde, konuşulmayan bir aşkın filizlenişini izleyeceğiz. Sizi bilmem ama, ben bugüne kadar Bahar ve Kemal’den sonra ekrana gelen ikililer arasında en çok bu çifte yakıştırdım aşkı. Yolları, bahtları açık olsun. Reytingleri de bol olsun.  Kabul ediyorum dizi Cüneyt fanları çekilince bir kesimi kaybetti gibi görünüyor ama bence Can Arpacı ve Aleyna da ekrana çokça yakıştılar ve kendi fan kitleleri oluşmaya başladı. Unutmamak gerekir ki, yol ayrımları son değil daha güzel başlangıçlar içindir.

Gelelim Ankara akşamında Ceren, Cansın ve Gökberk’le buluştuğumuz Elizin Kafe’nin sıcacık anlarına. Üçü de birbirinden sıcak bu isimlerin hepsi kalbimi gülümsetti benim. Yaklaşık bir buçuk saat, siyasetten, oyunculuktan, diziden, sektörden bahsederken, kendimi unuttum yanlarında. Ceren’le yaklaşık bir sene evvel röportaj için sözleşmiştik ancak bir türlü kısmet olmamıştı. Ben de onları yanyana yakalamışken üç soruyla kısacık bir röportajı kapıverdim. Hepsinden sırayla hayatla, Beni Affet’le ve birbirleri ile ilgili bir mesaj vermelerini istedim. İşte sıcacık cevapları:

Ceren Yalazoğlu Karakoç için;

Hayat: Bitmeyen benim için, sonsuz bir yolculuk.

Beni Affet: İlkokul

Cansın: “Uyyy Karadeniz!” (Gülerek) Temiz ya, Cansın temiz…

Gökberk: Başarılı

Cansın içinse;

Hayat: Kazanıp kaybettiğimiz her şey

Beni Affet: Benim için çok büyük bir şans, nasip.

Ceren: Ceren abla, yani önceden de tanışmışlık olduğu için, benim için bir abla gibi. Çok iyi bir abla. Her zaman ona baktığımda ya ablam diyorum böyle…

Gökberk: Merhamet geliyor Gökberk’e bakınca… Merhamet.

Gökberk Yıldırım için;

Hayat: Sevdiğin her şeyi yapmak için geç kalmamak gereken bir yolculuk

Beni Affet: Bu yolculuktaki başlangıcım

Cansın: Ben insanları iyi ve kötü diye ayırırım. O da çok iyi bir insan bence. Diğer tarafta başka bir mesleği olsa iyilik meleği olurdu.

Ceren: Ben hayallerimin peşinde olan bir adamım. Ceren de benim bu meslekteki idollerimden biri

Sevgili Ceren’le, Aleyna ile ve Can ile yaptığımız röportajlarımız da yakında yazıya dönecek…

Onlarla geçirdiğim o çok keyifli Ankara akşamında, bir tutam umut, bir parça şans, bir nefes mutluluk ve bolca gülümseten anı emanet aldım. Beni Affet setinden herkese selam olsun ve yapımda emeği geçen başta Bergüzare Demiroğlu, Mihriban Şahin ve Buket Çağlar Çartıl olmak üzere herkese ama herkese çokça sevgiler…

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 876
Kayıt tarihi
: 22.03.18
 
 

18 Haziran 1985 İzmir doğumludur. İlkokul,ortaokul ve lise öğrenimini Özel Çakabey Koleji'nde tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster