Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
106
 

Beni Se-ve-cek-sin!

Beni Se-ve-cek-sin!
 

Tesadüf Serisi 2- “Beni Seveceksin” adlı kitabımdan küçük bir hediye… 5 Şubat Yayınları


Banyodaki aynada uzun uzun yüzümü inceledim. Morlarım kurumuş kanlı dudaklarım, kaşım, çok renkli acıklı bir tablo gibi karşımda hayatımın gerçeğini yansıtıyordu. Ailem beni terk etmişti. Babam Hikmet’in peşinde memleket kurtarma çabasındayken ailesini koruyamadı. Kolaya kaçtı.
 
Ne en çok güvendiğim Feryal, ne de annem benim burada olmamdan rahatsız değildiler belli ki. Akın ile Miray kim bilir ne yaptılar? Derya üzüntüden kahrolmuştur. Okula gidebiliyor mu acaba? Göz göre göre beni bu sapık adama bıraktılar. Onca gün tek bir haber gelmedi. Aramadılar. Polis de yok.
 
Demek ki unuttular istemiyorlar beni. Oysa ben kendimi bildim bileli ince kemikli omzumda taşıdım onları. Yüklerini sırtıma vurup ne eğildim, ne büküldüm, ne de of dedim. Şimdi neredeyim? Obsesif sapık bir herifin banyosunda ağzım yüzüm dağılmış aynanın karşısında durup kendimin yaratmadığı bir tabloyu izliyorum. Bunun adı kader değil de ne? Küveti doldurdum. Şampuanı içine boca ettim. Bu eve geldiğimden beri kendim için yapmak istediğim ilk şımarıklığımdı.
 
Küvete dolan su sesini duyunca Jehat kapıya vurdu. 
 
– Beni de alsan içeri.
– Su dolsun alacağım.
– Sahiden mi?
– Sahiden.
 
İlk defa kendi istediğim için tecavüzcümle sevişmeye karar verdim. Oldukça radikal ve hiç düşünmeden alınmış bir karardı bu. Ben bu adama mahkûm edilmiştim. Ölmek kadar tükenişti işte. Kendim için bana sahip olsun dedim. Sebebini hiç önemsemedim. Ben isteyince ne olacak diye düşündüm. Kaderimi kabullenmek mi bilmiyorum ama gerçekten bunu yapmak istedim. Saçlarımı ensemde topuz yaptım. Çırılçıplak soyundum. Kapıya yanaştım. Küvet şahane köpük olmuştu. Banyo mis gibi kokuyordu.
 
– Jehat ben anahtarı çevirir çevirmez girme banyoya.
 
Üzerini çıkart iki dakika sonra içeri gir.
 
– Tamam, canım dediğin gibi olsun.
 
Adam tecavüzcümdü ama yakışıklıydı. Nasıl olsa ölünceye kadar artık hayatımda olacaktı ve ben onu kabullenmeliydim. Küvete girip uzandım. Elleri günah işlerken utanmadığı ama görülmesini istemediği uzvunun üzerinde bağlı banyoya geldi.
 
– Küvete gir.
– Tamam.
– Bugün ben ne istersem sen onu yapacaksın. Lider benim buna alışmamız lazım. Nereye kadar bana tecavüz edeceksin?
– Haklısın buna bir son verelim artık.
 
On sekiz yaşında aşkla teslim olmuş, on dokuz yaşında tecavüzle tanışmış eski muhafazakâr kız Deniz olarak aslında tam olarak ne yaptırmam gerektiği ve neden zevk alacağım konusunda hiçbir şey bilmiyordum. O ana kadar Jehat ile yaşadığımız hiçbir şeyden zevk almamıştım.
 
– Bana gerçek bir orgazm yaşatmanı istiyorum zorlama değil. Gerçekten benimde arzulayabileceğim bir adam olarak gerçek bir birleşme yapalım istiyorum. Bunun doğalı nasıl merak ediyorum. Yöneteceğim dedim ama ben nasıl yapacağımı bilmiyorum. İlk kez sana vücudumu kendi isteğimle sunacağım sen de kıymet vereceksin. Değersiz bir et parçası gibi davranmayacaksın. Sadece kendin zevk almayacaksın ben iyice zevk alana kadar uğraşacaksın anladın mı?
 
– Seve seve aşkım. Teslim ol yeter. Bunları duyduğuma inanamıyorum.
 
Gülümsedim ama hiç utanmadım. Yerimde kımıldayıp köpükleri avucumun arasına aldım üfledim. Üflerken büzdüğüm dudaklarım Jehat’ı tahrik etmiş olacak ki hemen hareketlenip yüzüme yaklaştı. Eliyle çenemi tuttu hiç karşı koymadım, gözlerimi kapatmadım. Dudakları dudaklarıma dokundu, geri çekildi. Gözlerime baktı.
 
– Emin misin?
– Evet.
 
Tekrar yaklaştı uzun uzun gerçekten arzu ile öpüşmeye başladık. Öpüşmeyi kestiğinde beni kaldırıp öne doğru çekti. Küçücük küvette yer değiştirmeye çalışıyordu. Benim yerime geçti, sırtım ona dönük şekilde beni sardı. Sırtıma masaj yapmaya başladı.
 
– Rahatla bir tanem hala gerginsin.
– Titremeye başladım ben galiba devam edemeyeceğim.
– Sakin ol.
Yeniden sarıldı.
– Rahatla aşkım sana tek bir kez bile vurmak yok. Canını da acıtmayacağım söz. Bugün bana dünyaları bağışladın inan şu hareketinle.
Boynumu biraz yana çevirdi yeniden öpüşmeye başladık.
 
Elleri artık serbest bir şekilde daha önce hiç dokunmadıkları gibi vücudumu okşuyordu. Parmakları üzerimde gezinirken daha önce hissetmediğim kocaman his yumağı vücudumu ürpertiyordu. İlk defa en kuytularımda hissettiğim parmaklarından, boynumdaki öpücükleri ve dilinin ıslattığı yerlerimden tiksinti duymadım. Ona dokunmak istediğimi hissettim. Soğumaya başlayan köpüğü kaçmış suyun içerisinde vücudumu çevirip ona doğru döndüm. Şaşırdığı her halinden belliydi boynuna sarıldım. Yeniden uzun uzun öpüşmeye başladık. Dizlerimin üzerine çökmüştüm. Kollarımın altından tutup havaya kaldırdı. İstemsiz ve beklenmedik bir şekilde bacaklarımı açıp onun açık bacaklarının üzerine tam da kucağına oturdum.
 
Bakıştık, yeniden öpüşmeye başladık. Öpüşmenin ne duygusu yaşattığını anlamam zordu. Ben bu hislere ne zaman karar verdim ya da ne zaman istedim bunları ve bu hissettiğim şey neydi bilmiyordum. Kocaman ellerinin kuvvetiyle kavradığı belimin üzerinden çekip, sırtımın tüm parçalarında gezdirirken ilk kez sevdiğini hissetmeye başladım. Bir kadının sevilmesi böyle başlıyordu. Bunu daha önce hissetmemiş gibi davranıyordu. Bir eliyle saçlarımın altından kavradığı ensem bu sefer zorla tutulmuyordu. Saçlarımı kokluyordu. Ensemi kavrayan elleriyle kendisine çektiği başımın
en uyarıcı yeri ile dudaklarımla baştan çıkartıyordu beni.
 
Dudaklarının arasında ıslanan vücudumun her bir parçasını hissetmeye başladım. Sanki gözeneklerimden havaya savrulan bir koku vardı etrafta. Tutku iştah kabartıyordu. Biraz daha öpmeliydi. Daha fazla sevmeliydi beni. Daha çok hissettirmeliydi kendini. Konuşmasına katlanamazken ağzından damlayan şehveti ile sardı bedenimi. Saçlarımda gezinen elinin, sevgiden başka bir şey için orada olmadığını bilmek bile kendimi iyi hissettiriyordu. Oysaki saçlarım onun işini kolaylaştıran bir yardımcıydı. Şimdi ise bana sadece sevildiğimi hissettiriyordu. Göğüslerimi ısırmasından bile rahatsız olmadığımı fark ettim.
 
Hızlanan hareketleri ile irkilmemden rahatsız olduğu her an, yavaşlamaya beni rahatlatmaya çalışıyordu. Suyun içerisindeki dalgalanmada bana hissettirdiği şey, bu his ne zaman oluştu? İçimden bir kelebek kanatlarını açıp birden bacaklarımın arasındaki mağarasından dışarı kaçtı, özgürlüğüne uçtu sanki. Uzun uzun birbirimize sarıldık. Ağlamaya başladık. İkimizde ağlıyorduk. Bu neyin rahatlamasıydı şimdi anlayamıyordum. Sarılıp tecavüzcümle az önce zevkten uçurduğu için mi ağlıyordum? Peki, o niye ağlıyordu?
 
Tesadüf Serisi 2- “Beni Seveceksin” adlı kitabımdan küçük bir hediye… 5 Şubat Yayınları

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 158
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 239
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster