Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
127
 

Beni seveceksin” dediler…

Beni seveceksin” dediler…
 

Hayat, ruhunun bahçelerinde temizlik yapıyordu kendince. Güzel olanları, en sevdiklerini, en çok kendi olduğu anlarını sildi, süpürdü, attı hayat. Birikintilerin arasında tanımadığı iyiliksizler kaldı.
 
Güven, inanç koca bir çöp yığını olmuştu artık. Kendiyle baş başaydı. Tanıdığını sandığı, tanımadığı insan ruhlarına teker teker kuşbakışı dedikleri o bakışla bakıyordu. Darmadağınık akşamlar, aymamış günler yüzünden böyleydi. Şeffaf bir kürenin içinde yuvarlana yuvarlana hedefe doğru ilerliyordu.
 
Gördükleri hızlandırılmış film kareleri gibi algısını bulandırıyordu. Kim kimdir, hangisi insandır, hangisi insan taklidi ve  bu insanlar neden hayatı bu kadar kirletiyor anlamaya çalışıyordu. Ölmüş ruhunun bedenini yaşatmaya çabalaması için sahip olduğu sebepleri vardı. O sebepler için nefes alıyor, bedeni doyuruyor, dolduruyor, boşaltıyordu.
 
Beden menfaati, makam hayranlığı, cüzdan açlığı, doyumsuzluktan leş gibi kokuyor insan ruhları. Kin, nefret, hırs kumaşlarından dikili kılıflarının içinde, yalandan gülümsemeleri ile örtüyorlar kendilerini. Kendinin insan olduğunu unutan, “İnsanlardan nefret ediyorum.” cümlelerini kuran ne çok kırgın, kızgın ruh tanıyordu.
 
Zevkle tüketilen temiz duygulardan sadece bahseder olduk. Edebiyat olmasa unutulup gidecekler sanki. Susanlardan başka, acımasızca haykıranlar, vicdanlarını sandıklara gizleyen, kendinden vazgeçmiş ruhların dünyayı kirletmesini izliyordu. Kirleniyordu. Pisliklerini acımasızca üzerine bulaştırıyorlardı.
 
Üstü başı yanıp kül olmuş duyguların is kokusuyla kaplandı. İnadına yaşama eşlik etme mecburiyetindeydi Yalnız gelip yalnız gideceğimiz durakta kendimizden yarattığımız hayat mecburiyetleri yüzündendi bu bekleyişi. Parçalara ayrılarak, başkalaşıyordu. Uzun uzun susuyordu. Dinliyordu ve dinlediklerinden zihnine emirler yağdırıyordu. Yeniden yok. Kapılmak yok. Dağılmak yok. Dik dur. Emir kipi ile kendini azarlayıp duruyordu işte.
 
Kendinle oyalanmayı da öğrenmişti. Öğrettiler. İşe güce bulaşıp, yalnız değilim, oldukça kalabalığım taklidi iyi geliyordu ona. “Ah bir de şu kalabalıkta yalnız seyahatler olmasa.” Dediği anların içinde çıkarılması zor geçmiş lekelerini temizleyemeyeceğini iyi biliyordu.
 
“Tesadüf Serisi-2- Beni Seveceksin” adlı kitabımdan küçük bir hediye. Haziran da avuçlarınızın arasında gözlerinizin önünde olmaya hazırlanıyoruz. 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir yenisi eklenecek "anılarınıza". Şimdiden tebrikler ve bolca gerçek okuyucular. Öyledir, çoğu kez en gereksiz olandır elde kalan. Self-sterlizasyon süreçlerinde iyiler elimine olurken değersizliklerin eleküstü keyfi istenmeyen bulantı durumudur. Varoluşun kapı kilidi bu anların katmanları arasında saklıdır gerçi ama o baş dönmesiyle bu kıvrımlara erişmek kabil olmayabiliyor. Belki bu anlarda gereklidir ayna. Bu anlarda aşk göz kırpar. Benliği hiçlikte yeniden yaratma serüvenine cesaretle yelken açabilmek için elde var ayna diyebilmenin umut ve edimiyle. Saygı ve sevgiyle...

Birkan Can 
 26.05.2017 14:35
Cevap :
Merhaba Teşekkür ederim. Aynasız yaşamamak alışkanlık olmalı. Sevgiler.  26.05.2017 17:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 154
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 224
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster