Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '17

     
    Kategori
    Havacılık
    Okunma Sayısı
    99
     

    Beni Uçurun, Beni Uçurmalısınız, Beni Uçuracaksınız...

    Beni Uçurun, Beni Uçurmalısınız, Beni Uçuracaksınız...
     

    Havalimanında yoğun günlerde hiç durmadan çalışırsınız. İç hatlar ya da dış hatlar, gidiş ya da geliş operasyonları, ekonomi, VIP ya da CIP birimleri… Yolcu Hizmetleri Memuru olarak hangi birimde çalışırsanız çalışın, yoğun günlerde üzerinize gelen büyük kalabalık, sanki hiç bitmeyecekmiş gibidir. Sürekli konuşmak, açıklama yapmak, çözüm üretmek; farklı ülke vatandaşlarına, farklı lisanlarda, farklı mimiklerde…

    Özellikle kötü hava şartlarının yaşandığı kış mevsiminde uçakların rötar yapması, gelen uçakların piste inememesi, inen uçakların apronda taksi yolunda uzun süre beklemeleri, uçak gelemediği için gidiş seferlerinin gerçekleşememesi, uçak seferlerinin tek tek iptal olması ve herkes için koşulların daha da kötüye gitmesi olağandır. Bu olağan durumlarda geliş ve gidiş katında bitmeyen kalabalık, havaalanına giriş çıkışlar, bilet satış gişeleri, check-in kontuarları, pasaport gişeleri yoğunluğu, tıklım tıklım dolu restoranlar ve kafeler, tuvaletlere kadar havalimanının her yerinde yaşanan büyük karmaşa, sizi içine çeker. Her yer, her şey karışır ve bu karışıklığın içerisinde anlık da olsa kendinizi çaresiz hissedersiniz.

    Başladığımız gün sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Zaman hem çok hızlı geçer, hem de hiç geçmez. Bazen durup içinde bulunduğunuz karmaşayı, bağırışları, koşuşturmayı düşünür, tüm bunların neden yaşandığını sorgulamaya başlarsınız. Her şeyi oluruna bırakan bir karaktere sahip olsanız bile sizi içine çeken bu karmaşaya kapılırsınız. Bazen pes etmek istersiniz, pes etmek ve çekip gitmek. Etrafınızdaki yaşananlar, kulaklarınızı delip geçen büyük uğultu; bir düğmeye bastığınızda her şey duracakmış, her şey susacakmış gibi bir düğme ararsınız; bulamazsınız. Bu karmaşanın, bu yoğunluğun hiç son bulmayacağını düşünür ve sadece çekip gitmek istersiniz; hiçbir şeyi düşünmeden, hiçbir şeyi sorgulamadan… Ve tam pes etmek istediğiniz anda, tüm bağırışların içerisinde hiç görmediğiniz bir yolcunun karşınıza gelip,  Beni uçurun, uçacağım ben, uçmam gerekiyor… Uçmak istiyorum. Beni uçuracaksınız…” demesi ile her şeyi unutursunuz.

    Uçmak… Evet, uçmak… Uçmak… Uçmak nasıl bir şeydir? Gökyüzünde bulutların arasında uçmak… Bembeyaz, tertemiz, masum, huzur verici… Uçmak mümkün müdür? Bembeyaz kanatlarla, yavaşça süzülerek uçmak… Bir insan nasıl uçabilir?

    İş yoğunluğu sebebiyle aklınızın başka bir noktaya odaklamak zevkli gelir. Yoğun mesaiden dolayı yıpranan sinirlerinizin rahatladığını hissedersiniz. Hatta karşınıza geçip uçacağım diye bağıran yolcuya, hadi uç bakalım demek istersiniz. Onun ne istediğini açık ve net olarak bildiğiniz halde, siz nasıl uçacaksınız, kanatlarınız nerede diye sormak istersiniz.

    Kötü hava koşullarını bile bile bağıran, çırpınan, havayolu şirketi tarafından uçakların iptal edilmesini protesto eden yolcular, kendilerinin haklı olduğunu düşünürler. Ancak havacılık sektörünün çok maliyetli bir sektör olması bir yana, ortada insanların yaşamı söz konusudur. Havayolu şirketleri, insanların can güvenliği için uçakların rötar yapması, iptal olması gibi önemli kararlar almakta ve aldıkları bu kararlarda öncelikli olarak yolcuları düşünmektedir. Çünkü olabilecek kazalarda, sadece yaşamını yitiren yolculara karşı değil, tüm insanlığa karşı sorumlu olduklarını bilirler.

    Yolcular her ne kadar teknolojinin gelişmiş olduğunu düşünüp, uçakların kötü hava şartlarında uçacağını düşünse de, bunun böyle olmadığı açıktır. Ancak Yolcu Hizmetleri Memuru olarak bir yolcuya “kendi başınıza uçun, uçuş ekibi de dahil diğer yolcuların hayatlarıyla oynayamazsınız” diyemezsiniz. Saatlerce havacılık sektörü ile ilgili, uçak seferlerin neden iptal edildiğini bilmeyen yolculara açıklamada bulunur ve yolcuların rötardan ya da iptalden dolayı yaşadıkları sorunlara çözümler üretirsiniz. Bu işi yaparken, sizi anlamayan, aslında anlamak istemeyen ve hakaretlere, kaba kuvvete başvuran yolcular karşısında dik durmayı başarıp yüzünüzdeki tebessümü kaybetmemeye çalışırsınız. Her işin iyi ve kötü yanlarının olması gibi, pes etmek istediğiniz anda kendinizi motive edersiniz.

    Ağlamak istediğimiz anda gülmeyi başarabilmek, hatta kahkahalar atabilmek kolay değildir. İşte Yolcu Hizmetleri Memuru olarak bunu başarabilmek, gülebilmek, pes etmemek, yüzünüze söylenen hakaretleri kişisel algılamamak, empati yapmayı asla bırakmamak, insanlara onların yanında olduğunuzu hissettirmek, daha dik durarak yaşadıklarınızdan ders çıkarmak, hep daha çok çalışmak büyük başarıdır. Ve unutulmamalıdır ki bu işin sonu yoktur ve asla olmayacaktır. İnsanlar uçacak, uçaklarını kaçıracak, uçaklar rötar yapacak, birileri sinirlenecek, çok üzülecek, belki de hayatlarının en kötü, en çaresiz gününü yaşadığını söyleyecektir. Yolcu Hizmetleri Memuru olarak pes etmeniz ve çekip gitmeniz yaşanacakları engellemeyecektir. Tıpkı uçak kazalarını ve uçak kazalarından dolayı ölümleri engellemeyeceği gibi…

     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 99
    Kayıt tarihi
    : 25.12.17
     
     

    Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi doktora öğrencisiyim. 2010-2016 yılları arasında Atatürk Ha..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster
     
     
     
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 99
    Kayıt tarihi
    : 25.12.17
     
     

    Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi doktora öğrencisiyim. 2010-2016 yılları arasında Atatürk Ha..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster