Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
562
 

Beni Ürkütüyorsunuz Madam Blavastky!

Beni Ürkütüyorsunuz Madam Blavastky!
 

Gözleriniz Madam, çok tehlikeli ışıldıyor, birkaç dakika onlara baksam hipnoz edecek, beni içlerine çekecek, ruhumu emecekmiş gibi... Delice bir hâl var sizde. Kafanıza sardığınız o Rus işi örgü şalda, elinizi yanağınızın altına dayayışınızda, eğer aralanırsa, yasaklanmış bir sırrı söyleyecekmiş gibi duran, güven vermeyen o ince dudaklarınızda… Sevmediğim bir enerji yayıyorsunuz.  Ne zaman sizi görsem rahatsız oluyorum, beni ürkütüyorsunuz Madam Blavastky!

          Medyum, şarlatan, bilgi tüccarı, casus hangisi sizsiniz? Çok mu akıllı yoksa deli misiniz? Tehlikeli ve karanlık işlere giriştiğinizi biliyorum. Döneminizde yaşayan pek çok kadından daha fazla gezdiğinizi, garip bir sürü topluluklara girip çıktığınızı, sayısız insanın beynini yıkadığınızı da… Aslında kimsiniz Madam? Neye, kime hizmet ettiniz? Yoksa Lucifer’ın gelinlerinden misiniz?

          Sizin rehberliğinizle kurulan gizli örgütün safsatalarının Hitler’i bile beslediği söyleniyor. Agarta, Şambala hep sizin başınızın altından çıkmış… 12 Ağustos 1831’de Rusya’da dünyaya gözlerinizi açtığınız o ilk günden, 8 Mayıs 1891‘deki o serin Londra baharına kadar kendinize ne kadar çok hayran toplamışsınız. Gizli Öğretiler adı altında kim bilir onlara hangi kara büyüleri öğrettiniz? Siz az kaçık değilsiniz ama bence müritleriniz de en az sizin kadar deli… Kitaplarınızı gördüm;  hangi normal insan 1500 sayfadan oluşan iki cilt kitap yazar? Üstelik birinin adı Isis Unveiled- Peçesiz İsis! Peçesini siz mi çıkardınız? Hikâyeyi bilenler bilmeyenlere anlatsın demeyip özetleyeyim: Bir zamanlar Mısır’daki İsis Tapınağı’nın ortasında tanrıçanın yüzü örtülü, göğsünde altın bir gül, başında yedi hareli tacı olan dev bir heykeli varmış. Heykelin altında, “Benim peçemi hiçbir ölümlü açmamıştır” yazarmış. İnisiye olmanın şartlarındanmış bu heykelden icazet almak. Sır’lı dünyaya girebilmek için önceki sınavlarını başarıyla geçen aday, bu heykelin önüne gelince Başrahip tarafından “Geri dönmek için son şansınız, eğer dünya menfaatleri bulmak için geldiyseniz çıldırarak öleceksiniz eğer gerçeği arıyorsanız, İsis’in peçesi size açılacaktır…” diye uyarılırmış.  İşaret parmağıyla dudaklarını kapatıp "sus" işareti yapan İsis Heykeli'nin önünde yemine sadık kalabileceğine inananlarla gerçekleşirmiş çıraklığa geçiş töreni. Pek çok aday için geçilemeyen eşikmiş bu İsis heykeli. Korkudan, heyecandan ölenler ya da kendisini kaybedip çıldıranlar olurmuş Tanrıça’nın önünde. Demek ki Madam siz, Peçesiz İsis’i yazdığınıza göre İsis’in eşiğini atlamakla kalmayıp bir de onun örtüsünü açmışsınız, öyle mi? Tanrıça’yı bile yalancı çıkardınız, öyle mi?

          Gerçi tuhaflıklarınızın sınırı yok.18 yaşında evlenip 3 ay sonra neredeyse 20 yıl sürecek dünya seyahatine başlayıp, bir tür misyoner gibi dolaşan çok fazla insan tanımıyorum. Bu seyahatler sırasında baktım, İstanbul’a gelmiş,(Üsküdar’da kalıp bir Rufâi Târikâti ile teşriki mesai yaptığınız söyleniyor) Tibet’e gitmiş, Hindu ustalardan dersler almışsınız. Kanada´dan New Orleans´a, Meksika´dan, Güney Amerika´ya, Batı Hint Adaları´na, Ümit Burnu´nu geçip Hindistan´a Seylan’a uzanmışsınız.  Amerika´ya geçip Rocky Dağları´nı aşıp Güney Amerika´ya ulaşmışsınız. Sonrasında Hindistan ve Japonya´ya, ardından 1856-57´de Keşmir, Ladakh ve Burma’ya geçmişsiniz. Bitmemiş, 1858’de yeniden Büyük Okyanus´u aşıp Fransa ve Almanya’ya, oradan Rusya´ya gitmiş, Kafkasya´ya geçip 1865´e kadar dağ aşiretleriyle beraber yaşamışsınız. Ruhsal deneyimlerinizi geliştirdiğiniz, okült güçlerini kontrol etmeyi öğrendiğiniz tarihler güyâ o dönemlermiş. 1866-67´de Rusya´dan ayrılıp, Balkanlar´ı, Mısır´ı, Suriye ve İtalya´yı gezmiş yeniden İstanbul´da dönmüşsünüz. Bizden kimlerle görüştüğünüzü, hangi Sır’lı bilgileri çantanıza atıp kötü emellerinize alet etmek üzere götürdüğünüzü öyle merak ediyorum ki? 1868’de yeniden Hindistan ve Tibet’te ortaya çıkıyorsunuz. Sizin kadar iri cüsseli bir kadın ve dönemin ulaşım şartları düşünüldüğünde bu ne kadar olağanüstü bir parkur?  1888’de yayınlanan İkinci kitabınız 1800 sayfalık Secret Doctrine- Gizli Doktrin’de akıl kârı değil, İlk cildinde kendinizce evrenin yaratılışını, kozmik yasaları, ikinci cildinde Mu’dan Atlantis’e kayıp uygarlıkları, reenkarnasyonu, psişik tekâmülü, az buz değil tam 50 bin kaynak göstererek anlatmışsınız.  Bunların pek çoğunu gaipten bir kütüphaneden, daha önce kimselerin görmediği kaynakları bulup okuyarak yazmışsınız. Oh, ne keyif? Nerede kuzum bu kütüphane, bize de söyleseniz çok işimize yarardı. O zamanlar bilgisayar, internet olsa, oturup Google amca ile hasbihal ettiğinizi düşünebilirdim zaten bu kaynaklar da olsa olsa deep web de olur ama…

          Amerika, İngiltere, Avustralya ve Hindistan gibi birçok ülkede hâlâ faaliyetlerini sürdüren, Teosofi Cemiyetini, Amerika’ya gidişinizin ardından kurmuşsunuz.Ah o cemiyet yok mu? Modern zamanların dinleri gibi gelişen spiritüel akımların, öğretilerin çoğu sizin Teosofi hareketinin başının altından çıkmış. Felsefeden, ezoterizme, okültizmden reenkarnasyona, parapsikolojiden hayalet ruhlara kadar pek çok konuyu Hint ve Tibet ezoterizmi ile harmanlayıp satmışsınız. Güyâ, evrensel insan kardeşliği kurmayı amaçlamışsınız. “Ben yeni hiçbir şey yapmadım. Bir araya koyduğum çiçeklerden hiçbiri bana ait değil, bana ait olan yalnızca onları birleştiren ip” diyorsunuz ama o çiçeklerin zehirli olduğunu, o iple insanların asılabileceğini biliyorum.

          Günde 200 kadar tütününü eliyle sarıp içen, 110 kilo civarında, erkek gibi bir kadın olarak, Amerikalılar’ı bilgilerinizden çok o tuhaf gözlerinizle uyuttunuz değil mi? Rus ajanı mıydınız, Amerika mı? Yoksa ikisi birden miydiniz, hatta başka ülkeler de var mıydı? Hayatınız filme alınsa ne çok izlenirdi. Dünyaya sözde kardeşlik adı altında çok kötülük ettiniz. Semavi dinlere kafa tutarken New Age dinleri de sizin ardınızdan sökün etti. Gittiğiniz halde, insanları kandırabilen bitmeyen bir oyun kurgulamışsınız, eğer kalmışsa öte dünyadan bu dünyaya sızan bir çatlak, başımıza belâ olduğunuz yeter, o deli gözleriniz gibi, “Astral ışığınız” da sonsuza dek kapansın Madam Blavastky!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 85
Toplam yorum
: 58
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1162
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

 Hacettepe Üniversitesi mezunu, nörobilimden psikolojiye disiplinlerarası eğitime hevesli bir Türko..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster