Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '15

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
96
 

Benim Adam korkulu rüya adası oldu.

Benim Adam korkulu rüya adası oldu.
 

Hafta sonlarında en büyük zevkim günlük gazetelerin ilavelerini okumak. Oldukça kalın olan bu ilavelerde çeşitli konularda yazılara rastlayabiliyorum.
İşte bugün de günlük gazetelerden birinin ekinde güzel bir yazı okudum. Yazının başlığı' Akdeniz'in 5 rüya Adası'. Bilenlerin bildiği , gidenlerin ise hiç unutamadığı bu Adalardan 2'si Yunanistan, 1'i İspanya, 1'Fransa ve sonuncusu da İtalya sınırları içinde. Doğal zenginlikleri, eğlenceleri. harika koyları, gidenlere verdiği huzur ve mutluluk, unutulmaz yemekleri, meyve bahçeleri, sınırsız üzüm bağları ile cennetten birer parça olarak anlatılıyor bu Adalar.
Bu yazıyı okuduktan sonra içimi bir hüzün kapladı. Ben de 30 yıldır Marmara Denizinde bir
 
Adadaki evimde, bahçemde yazın kısa bir dönemini geçrmeye çalışıyorum. Geçirmeye çalışıyorum dedim çünkü özellikle yaz aylarında çok artan kalabalığı, sinekleri, pisliği, gürültüsü ile bu canım Ada bahsedilen diğer Adalar gibi rüya olmaktan çıkıyor, karabasana dönüşüyor.
Oysaki Marmara Denizindeki bu Ada bir doğa cenneti. Yıllar önce ünlü denizci Kaptan Cousteau'nun bu adaya geldiği ve çok beğendiği anlatılırdı. Kaptan buranın havasını ve doğal klimasını çok beğenmiş ve dünyada iki yerde biri Karayip Adaları, diğeri bu Ada aynı anda 2000 metre yükseklikteki dağ havası ile deniz havasının yaşandığını söylemiş. Hakikaten doğru bir tesbit. Sabah kalktığınızda bahçede sırtınızda hırka oturuken bugün denize gidilemz dersiniz, Gün ilerlediğinde ise önce hırkayı sırtınızdan atarsınız, sonra da kendinizi sıcacık sulara. Akşam hava kararırken gene eşofmanlarınızı giyersiniz üşüyüp. İşte bu kadar güzel bir havası var Adanın. Birbirinden güzel koyları ise rüzgarı değiştiği her anda girebileceğiniz sakin bir koy bulmanızı sağlar. Poyraz eserse ön sahilde, lodos eserse arka köyde denize girersiniz. Bir zamanlar Ada üzüm bağları ile doluydu. Balık boldu. Deniz harika güzeldi.
Şimdi düşüneceksiniz belki bu kadar özellikleri olan bir cennette yaşamak neden karabasan olsun. Ada İstanbul'a yakın olduğu için yazlıkçıların istilasına uğradı yıllar önce. İmar planının olmaması, yanlış yapılaşma , kural kanun tanımaz toplumsal kişiliğimiz bir sürü sorunlu bina üremesine sebep oldu. Aralarında 3 metre bile yol olmayan, birbirine yapışık bir sürü farklı yapıda ev , bir de kendinden başka kimsenin rahatını düşünmeyen egoist bir sürü insanı barındırmaya başlayınca gürültü, problem gittikçe arttı. Artan kalabalık gürültü ile birlikte pisliği, sineği , düzensizliği de beraberinde getirdi.
Bu yapışık evlerde yaşayan her biri farklı kültürde bir sürü insan bir yandan da sahilleri kirletmeye devam etti. Bu kişilere gelen turistlerin pisliği de eklenince sahiller denize girilemez hale geldi. Adada temizlik işlerini yapmakla yükümlü az sayıda görevli etrafı alabildiğine kirleten bu kalabalık ile başa çıkamaz hale geldi.
Bütün bu pisliğe Marmara Denizini kirleten bir sürü olay da eklenince Adada balık unutulmuş bir gıda maddesi oldu. O canım meyve bahçeleri, bağlar birer birer yok edilip yerine evler yapıldı. Her kesilen ağaç ağlarken, her yapılan evden gürültü, pislik yükseldi.
Bütün bu sorunlara bir de Adada ne yapsak gider, ne satsak alınır diyen bir esnaf zihniyeti hakim olunca sonucu düşünün.
 
Şimdi sıkı durun bu adanın ismini söylüyorum. Avşa Adası. Duyunca ürperdiniz değil mi?Üzülerek söylüyorum Adamızın ismi ile insanı ürpertmeye yetiyor.
Şimdi anladınız mı neden benim canım Adam rüya Adası değil de karabasan Adası.
Sorarım size bizim Yunanlılardan, İtalyanlardan, İspanyollardan, Fransızlardan neyimiz eksik. Ada desen harika. doğa desen şahane.  
Biz neden cenneti cehenneme çeviriyoruz. Birisi bana cevap versin
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar haklısınız ki, diyecek söz bulamıyorum. Aynı pislik, vurdumduymazlık İstanbul içinde geçerli. Sahiller leş gibi, her yer çekirdek, felaket kokuyor her yer. Ama kimsenin umrunda bile değil. Halkımız eğitimsiz, yediği içtiği her şeyi yere atıyor ve o kirliliğin içinde oturuyor. Ama belediyeler istese bu sorunu rahatlıkla çözebilirler. Onlar da parayı alıp yatmayı biliyorlar. İnanın bu kirlilik içinde sokağa bile çıkmak istemiyor insan. Saygılar

Mert Arslanoğlu 
 11.08.2015 14:17
Cevap :
Çok haklısınız Sayın Yazarım. Bugün İstanbul'a geldim. Anadolu yakasında olşdukça nezih sayılan bir semtte oturuyorum. her yer inşaat, her yer kokuyor. Kendimi Irak savaş alanında sandım bir an.korkunç bir görüntü , pislik , vurdumduymazlık. alışveriş için Koçtaşa gitmek istedik. Sahil bandında mangal dumanından geçilmiyor, insanlar trafik keşmekeşinin içinde mangal yakmış piknik yapıyor.Güleyim mi ağlayayım mı şaşırdım. Sevgi ve saygılarımla  11.08.2015 21:03
 

Sevgili Kardeşim! Cenneti cehenneme çevirmede ilk sıralarda yer alıyoruz maalesef.Fethiye gibi Cennet bir ilçede yazı geçiriyoruz ama her taraf plajlar da dahil köpek pislikleri içinde herkes yerleri çöpler, sigara izmaritleri ile doldurmuş, buna yetkililer ne yapsın, eğitimsizlik sorumsuzluk en başta.Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 11.08.2015 11:03
Cevap :
Sevgili Nahide Hanım , çok güzel bir söz kullanmışsınız.Cenneti cehenneme çevirmek. Hakikaten bu konuda milletçe ustalığımız tartışılmaz. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla  11.08.2015 21:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster