Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
437
 

Benim adım sen

Benim adım sen
 

yağmur


Senden geriye kalan sadece bakışlarının arkasına saklanan ıslak bir ışıltı. Birde ne zaman ruhum kaybolsa, derinliğinde bir yerlere saklanıp şarkılar söyleyebileceğim o dipsiz aydınlığın. Bedeninden önce derinliğine sarıldığım sevgili. Ellerinden önce umuduna tutunduğum yalnızlığım. 

Çığlık çığlığa nedensizce ağlayan bir çocuk feryadı kaldı senden geriye. Sana doğru koşmaya çalıştıkça yüreğimde açılan yara sürekli büyüdü. Canımı yaktı. Olman ile olmaman arasındaki farktı, benim hayat diye koynuma soktuğum gerçek dünyam. Aklımdan çıkarsam bedenimden söküp atamadım ki seni. 

Sendeki ben, bendekinden o kadar büyük ki. Bu yüzden olmadığında bile derinliğine sarıldığımda geçiyordu korkum, senden bana ben geçiyordu. Biraz daha fazla bulutlanıyordu gökyüzü ve biraz daha fazla yağıyordu yağmur.
Her sabah aydınlığa uyanıp, oyuncak kutumda biriktirdiğimdin. Her an derin derin içime çektiğim ve dudağımda kalan çilek tadıydın sen. Sen bendin. Gözlerim bakışlarında kaybolup gittiğinde sadece kendini görebilirdin. Susuz bir denizin ortasındayken ben sadece sen gözlerindeki ışıltıyla okyanuslara çevirebilirdin tüm düşlerimi. 

Üşüyorum, biliyorum ki titriyorsun. Ağlıyorum, biliyorum gülmüyorsun sende. Bazen gülümsediğimde en çok seni düşünüp mutlu oluyorum. Bir yerlerde ılık bir yağmur gibi beklediğini düşünüyorum. Oraya ulaşmak umudum oluyor. Karanlıktan korkmuyorum. Aksine her yeri karanlık görmeye çalışıyorum. Senin gibi bir aydınlığı yağmurlarımda görebilmek için. Zamanın çok ötesinde koşuyorum gökyüzündeki damlalara basa basa. 

Ve ne zaman köşe başında seni görür gibi olsam korkudan kapatıyorum gözlerimi. Bakmamaya çalışıyorum sana. Hafif bir titreme alıyor vucudumu, biliyorum yağan yağmurdan değil bu titreme. Ya sen değilsen ya ben ölürsem diye korkuyorum.
Gazete kağıtlarını biraz daha üzerime çekiyorum o anlarda, biraz daha duvara doğru çekiyorum yorgun bedenimi. Seni saklarmışcasına sarılmış şarap şişesini, tekrar yaklaştırıyorum dudaklarıma. Dudaklarımdaki çilek tadı gitmiyor ama diniyor biraz daha içimdeki acı. Yanımdan geçen insanların bakışları görünmez oluyor. Biraz daha az acıyorum kendime, biraz daha az acıyor yüreğim. 

Seni görür gibi oluyorum sokak lambasının yakınlarında, yüreğimde kabuk tutmaya yüz tutmuş yaram sızlıyor. Bir yudum daha alıyorum şaraptan, birkaç gazete daha alıyorum üzerime. Üzerime örttüğüm gazetede yazanlardan daha kötü kokmuyorumdur herhalde. Ama daha çok üşüyorum. Biraz daha sıkı sarılıyorum sana. 

Artık soğuğu hissetmiyorum. 

Az önce buradaydım, bak şimdi yokum… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güzel denemeler, okumaktan keyif aldım...

sukriyekorkmaz 
 14.03.2011 12:06
Cevap :
teşekkür ederim, beğenmeniz beni sevindirdi :)  14.03.2011 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 854
Kayıt tarihi
: 10.12.10
 
 

1978 doğumluyum. Ege Üniversitesi Makine mezunuyum. İstanbul'da yaşıyorum. Bilgi teknolojileri yönet..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster