Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
361
 

Benim anam

Unuttum, elleri nasıldı annemin
Unuttum, gözleri nasıldı bakarken
Kuru ot kokusu getirsin rüzgar
Yağmur usulcacık yağarken

Türkçenin ustası, şairlerin hası Ataol Behramoğlu böyle diyor anası için."Anneler Günü"nde okudum da duygulandım. Köy mezarlığında babamla yan yana yatan anamı düşündüm. Ben "ana" diyorum; çünkü o göçüp gittiğinde ben kırk sekiz yaşındaydım.O yaşa dek "ana" dedim hep, yine içimden öyle geliyor.
Benim anamın elleri sıcaktan yanmazdı hiç. Niye mi? Nasırlaşmıştı da ondan. Çocukluğumda, gençliğimde bir köy kadını olarak yaşamıştı o. Şimdi sıcak bir tencereyi tutarken anamın ellerini hatırlarım. Onun bizi sarıp sarmalayan, tencereyi sofraya getiren, tarlada çapayı sallayan, ineği sağan, hamuru yoğuran, unu eleyip ocağı yakan öpülesi ellerini. O eller ne güzel "içli çörek" pişirirdi bilir misiniz?

" Senin yanmayan öpülesi ellerin
Duaya açılırdı bizim için
Toprak kokulu yüzünde
Küçük gözlerinde
Sessizliği sevginin "

Her köylü kadını, anası gibi benim anam da o ağır yaşam yükünden şikayet etmezdi hiç. Ömrünce de hep sessizdi. Babamın ağır yükünü çekti yıllarca. Kendi sıkıntısını yaşardı. Bize yansıtmazdı bunu. Anadolu'nun pek çok yerinde yine aynı devam ediyor kadının çilesi ama; otuz-kırk yıl öncesinde köyümün analarını bir günlük yaşamıyla anlatayım. Diyelim ki bu bir yaz günü olsun:

Sabah gün doğmadan kalkılır.
Ahırda hayvanların yanına gidilir, ahır atılır, inekler sağılır, hayvanlar sığır sürüsüne katılır.
Çocukların ve kocanın çorbası, çayı hazırlanır, karınları doyurulur.
Tarlaya gidilecekse günlük azık hazırlanır, tarla yoluna düşülür.
Akşama dek tarlada çalışılır, öğle molasında da çalışanların yemeği verilir.
Gün batarken eve dönülür.
Akşam olmuştur, çocuklar, koca yemek bekler.
Sığır sıpa gelmiştir.
Onlar doymamışsa ot, saman verilir.
Daha aklıma gelmeyen bir yığın iş. Çamaşırdı, bulaşıktı derken bu insan üstü varlığın yaşamı, uğraşı sürer gider.
Bir ilkellik olan koca dayağı da vardır bazı analar için.
En ağır işçidir analar sizin anlayacağınız.
.............
Karacaoğlan'ın koşmalarında, güzellemelerinde Anadolu köy kadınlarının adı çok geçer. Çeşme başında gördüğü her güzeli seven bu halk ozanının şiirlerinde Elif, Ayşe, Eşe, Döne, Zeynep, Hürü...vardır.İşte benim anamın adı da Hürü (Huriye)'dü. O köy kadınlarından biriydi. Yaşlılığında kentte yaşasa da ellerindeki nasır, yüzündeki toprak rengi, kokusu hiç gitmemişti. Biz onun "Anneler Günü"nü ancak yaşlılığında kutladık. Köydeyken böyle bir günden ne onun ne bizim haberimiz vardı.

Rüzgarın kuru ot kokusu getirdiği köy mezarlığında yatıyor. Her ziyaretimde, ağabeyimin babamı defnederken söyledikleri aklıma gelir:"Biraz ara bırakın iki mezar arasında. Babam orada da bastonu çekip yürümesin!" Elbette bu bir şaka, bir espriydi. Rahmetli babamın hastalığında anam çok sıkıntı çekti, kimseyi üzmemek için sızlanmazdı bile.
Bütün Anadolu anaları gibi, köy kadınları gibi ezilen, sessiz kalan, bizim mutluluğumuzla mutlu olan anam, nur içinde yat. Yükünü çok çektiğin o sert görünüşlü babam da sensiz kalamazmış ki dört ay sonra yanına gitti. İnsan onların değerini yaşlandıkça her geçen gün daha iyi anlıyor.
"Tatillerde köye her gelişimde
Benim çok sevdiğimi bilirdin de
Hazır olurdu bir helke yoğurdun
Yaşlılığında yüzüne yansımıştı
Hep sıcak yedirdiğin çöreğin yumuşaklığı
Seni hayırla anıyoruz hep
Unutulmuyor hiç analığın
Sevgin "
.................................

Bu yazı 13 Mayıs 2007 Anneler Günü'nde yazılmıştır.

Numan Kurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aklıma bir selvi altında yatan dedem ve anneannem gelir. "ANA" derdi annem, biz nine. Elleri toprak kokan bir kadın, entarisine deve dikenleri dolanmış, şoseyi gözlerdi; gelen giden var mı diye... Şimdi yok o kadın, kulağımda sesi, burnumda boşluğunun sızısı... Yazınızı okuyunca üşüyen ellerimi birbirine yoldaş edip, odamın penceresinden caddeyi seyre daldım. Uzak bir diyarda şoşe gözleyen "ana"ları andım. Rahmet dilerim hepsine... Yüreğinize sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.01.2010 14:28
 

Numan bey merhaba, ananıza olan duygularınızı yürekten ifade etmişsiniz. Şimdilik annem başımda, ama okurken bile çok kötü oldum, yokluğunu düşünemiyorum. Hayattaki tek karşılıksız verenler analarımız haklarını ödeyemeyiz. Saygı ve sevgilerimle...

Mavi tuna: 
 28.01.2010 0:57
 

Numan bey, kaç tür duygu yaşadım bu yazınızı okurken, bilseniz. ' Anne ' değil de ' Ana ' demeniz örnekse, sonra anacığınızın değerini bilmeniz. İhtimal ki elleri kınalıydı o güzel kadının. Hele bir de finalde ağabeyinizin sözlerini yazmışsınız ya, rahmetli anneannemin sözleri geldi aklıma. ' Yanyana gömmeyin bizi ' derdi dedem için. Oysa dedem öldüğünde dantel namaz takkesini saklamış, özlediğinde koklayacağını söylemişti. Kader bu ya, dayım anneannemden önce ölünce, tıpkı istediği gibi dedemle yanyana olmadı mezarları. Işıklar içinde uyusunlar...Sizi tanımama aracı olan bu yazınızın gönlümde bambaşka bir yeri olacak her zaman. Saygı ve selâmlarımla...

Tülin Aksoy 
 25.01.2010 23:21
 

Şimdiki analar çok şanslı valla!! Kocalar mı yumuşadı, yoksa kadınlar mı uyandı? Bilemem ama şimdiki analarıb çoğu çocuk büyütmenin keyfine varabiliyorlar.

Muharrem Soyek 
 25.01.2010 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 120
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 251
Kayıt tarihi
: 19.02.09
 
 

1951 yılında Nevşehir- Hacıbektaş- Sadık köyünde doğmuşum (otlar biçilirken). Yıllarca Mucur'da, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster