Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '10

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
373
 

Benim balıklarım vardı

Benim balıklarım vardı
 

Bir akvaryumum vardı yılların birinde. Öyle kavanoz gibi filan da değil ha. Bir buçuk metreye , yetmiş santim. En büyük zevkim , işten yorgun argın gelip, yemekti, bulaşıktı ( O zamanlar henüz bulaşık makinası denen, hayatı kolaylaştıran alet Türkiye’ de mevcut değildi.) , yatakların hazırlanmasıydı vs uğraştıktan sonra akvaryumumun karşısında vakit geçirmekti. Ben işin üstesinden gelinceye kadar hane halkı da çayını kahvesini içmiş, meyvesini yemiş, televizyonunu seyretmiş , çoktan yatağı boylamış olurdu. Kendime bir Türk Kahvesi yapar, bütün ışıkları kapatır , sadece akvaryumun ışığı ile o rengarenk atmosfere bırakırdım kendimi. Kılıçlar, lepistesler, Japonlar , vatosum, melek balıklarım , birbirlerine hiç saldırmadan , birbirlerinin kuyruklarını , yüzgeçlerini yemeden mutlu mesut dolaşırlardı sudan dünyalarında. Kuzenimin de bir akvaryumu vardı. Neredeyse benimkinin dörtte biri kadar. İçinde Astronotus Ocellatus diye bir balık besliyordu. Akvaryumda sudan başka hiçbir şey yoktu. Zaten sonradan öğrendiğime göre Astronotus çok hızlı büyüyen bir balık olduğu için o akvaryum o balığa yeterince küçükmüş. Vahşi, agresif saldırgan bir balıktı. Balığın akvaryumdaki yüzüşü bile huzursuz olduğu izlenimi veriyordu insana. Komik gelecek belki ama kabadayı bir hali vardı. Kuzenim O’nu ya canlı balıklarla , genellikle de Japon balıklarıyla ya da kıymayla filan beslerdi. Kıymayı anlarım da o güzelim Japon balıklarının o vahşi hayvana yem olması tahammül edilemez bir şeydi. Açıkçası suyun içinde yaşayan küçücük bir şey olmasına rağmen, Japon balıklarında yarattığı vahşet o balıktan korkmama neden olmuştu. Bir gün tatile çıktık. Komşuma da sıkı , sıkı tembih ettim “Balıklarıma iyi bak!” diye. Eve döndüğümde gördüğüm manzara alt üst olmama yetti. Balıklarımın hepsi su yüzüne çıkmış ve şişmişti. Meğerse , bütün gece ve hatta akşamdan beri elektrikler kesilmiş ve balıklarım havasız kalmış. Elektrikler kesilirse ne yapacağı konusunda akvaryum bakımından bir haber olan komşumu uyarmak aklıma gelmemişti ki zaten. Hesaba katılmayan olasılıklar her zaman mevcut. Yeni bir akvaryum oluşturmak niyetindeyken bir daha asla akvaryum oluşturmamaya beni iten çok önemli bir şey oldu. Bir tane çok güzel erkek kılıç balığım vardı. Ölü balıkların arasında O’nu görememiştim. Aylar sonra evi temizlerken Akvaryumun karşısındaki koltuğun altında o güzel balığımın kurumuş ve yere yapışmış hali ile karşılaştım. Oturup saatlerce ağladığımı hiç unutmam. Havasızlıktan güzelim kendini dışarı atmıştı demek ki. Çırpına, çırpına olsa gerek taa akvaryumdan koltuğun altına kadar da gelmiş.Allah’ım kim bilir ne kadar acı çekmişti. Normalde ev temizliğini ben yapmazdım. Ev işlerine bakan kadın o hafta gelemediği için temizliği ben yapıyordum. Bu arada kadınımın da ne kadar itinalı temizlik yaptığını, sorumluluklarını ve aldığı ücreti ne kadar hak etmiş olduğunu da bana kılıç balığımın kuruyup yere yapışmış cansız , acınası hali göstermiş oldu. Kuzenimin Astronotusu ise yıllarca yaşadı. Dana kadar oldu. O güzelim Japonları midesine zevkle indirmeye yıllarca devam etti. O balığa her bakışımda , kendi akvaryumumun karşısında Türk Kahvemi yudumlayarak geçirdiğim saatleri özlemle anarım. Ve hala neden vahşetin, hırsın, öfkenin , çirkinliğin baki ; huzurun, sevginin , güzelliğin ve sakinliğin ise gelir geçer olduğunu çözmeye çalışırım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1825
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster