Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '12

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
507
 

Benim başım kel mi?

Benim başım kel mi?
 

İnternetten alıntıdır.


Balıkçılık: Sevgili arkadaşlar; Yeşil kâğıtlı vergiden muaf ölçülerde bir tekne almak istiyorum. Ayrıca devletten ÖTV siz mazot alıp kafama göre olta ile balık tutmak istiyorum. Devletle; yok vergi, yok bağkur, yok bilmem ne gibi işlerle kesinlikle uğraşmak istemiyorum. Haa unutmadan bir de dizel VOLKSWAGENTransporter Cityvan almak istiyorum. Malum ÖTV siz mazotun bir kısmını bu araçta kullanırım!

Bu suç sayılır mı?

Birde yakaladığım balıkları yetkililere yakalanmadan (!) nasıl karaya çıkarabilirim?

Tabi bu da çok önemli, malum olta balıkçısının günlük beş kilo limiti var!

Örneğin ben 25 kilo balık tutarsam tekrar 20 kilosunu denize mi dökeceğim, yok yani daha neler?

Parça parça daha önce anlattılar, sağa sola not aldım ama ben yinede işimi sağlama alayım.

Bunun yolu yordamı nedir? Bana tane tane anlatacak bir arkadaşımız var mı? Vergisiz. ÖTV li mazotun dışında devletten başka ne gibi imtiyazlar koparabilirim? Lütfen söyleyin şimdiden yolunu yapmaya çalışayım bu işin!

Malum küçük Emrah modeli her zaman işe yarıyor.

“Benim hiç teknem olmadı abiii, benim başım kel mi abiii? Bende ÖTV siz mazot istiyorum ama... Bende yardım, odun kömür para yani Allah; pardon devlet ne verecekse (!) bende istiyorum abi yaaa. Benim de canım var bende insanım abiii.”

Sakın kimseye söylemeyin aramızda kalsın ha; Şimdi Metin Beyin haberi olur yarın başlık atar. “Talip Girgin Devleti kazıklamak için akıl istiyor” diyebilirler!

Defne hanım ise hiç duymasınyarın o da takar koluna iki medya maymunu gelir beni bulur (!) sonra ayıkla pirincin taşını. Allah muhafaza DAMAĞIMIZIN tadını bozuverir.! (Ülen kardeşim hiçbir yerde rahat yok adama. Suyu bardakta gören adamlar palûkçu kesildiler başımıza daaa) Neyse dediğim gibi arkadaşlar.

Su uyur düşman uyumaz.

Aaa bir de kurban’da koç yerine palamut kessem, pardon dağıtsam sevap olur mu acep. Hazır palamutlar üç lirayken dolabı dolduruyorum da. Sevaptır yani fakir fukara sebeplensin dedimdi de o sebepten yani!

Sahi ya şimdi ben bu fikirle Hacca gitsem benim haccım kabul olur mu? Kafama takıldı bak şimdi! Ama olsun bana hacı abi demeleri kulağa hoş gelir vesselam. Sahi ya ben hacca giderken yanımda palûk götürsem de o zalim şeytana, taş yerine palûkla vursam gözüne gözüne, daha fazla sevap alurmuyum daa?

Daha önce beni kazıklayan galericiye de “HACI ABİ” diyorlardı da zevkten dört köşe oluyordu sahtekâr şerefsiz. Aaa pardon ya zevkten dört köşe oluyordu HACI abimiz!

Neyse efendim yukarıda sorduklarımın cevabını bekliyorum. Cenabı Allah benim için ne düşünüyorsanız size on katını versin efendim kalın sağlıcakla...        

NOT: Cevap yazmayı unutmayın palûklar rüyanıza girer kemirir sizi daa...

M.Talip Girgin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Severiz güzel denizi ve içindekilerle birlikte sevmeyi ne çok isteriz. Ama ne yazık ki karalarla birlikte bir yarışa girmiş denizlerimiz. Kıyılar, daha doğrusu liman niteliğindeki barınaklar dolduruluyor ve üzerine birer tesis ya da büfe iyi güzel hoş .Haydi gel de bu büfelerin üzerinden sen dalgalara koş. Olmadı bir de tekneni koy bakalım. O sıcacık barınaklar yok artık otopark gibi kooperatifler revaçta iyi hoş da Bir yat ile bir teknenin kapladığı ve kapsadığı alan neci ki. Yat turizmi adı altında liman sahil kalmadı. Yatlar 30 katlı katlar gibi kapladı ve kirletti kıyıları Nereye gidiyor buranın alt yapısı arıtması yok ki. En bakir açıkta tam buldum dediğiniz yere paat salıveriyorlar eh deniz pislik tutmaz. Teknede hayat pek de rahat aç da kalmaz insan hiç bulamazsa oltayı suya at. Bunun için elli pasaportun olsun yer yok tekneni korusun. Buldun mu da aidat ödüyorsun. Hadi bizim ki keyif ama ya bu işten ekmek yiyenler. Trollerle kazınan yuvalardan arta kalanı nasıl tutsun. Bir de aç acımız var kıyılarda. Mazi denizim sararmış solmuş neden mi. Elbette oltacılıktan bıkan sabırsız zalimler yüzünden atıyorlar ilacı denizde yunuslarla yarışmak yerine ölülerini topluyoruz zehirlenmiş baygın halde. bir de utanmadan satarak yediriyorlar bu yolla tuttukları balıkları satarak daha nelere şahit oldum denizleri aşıp ta gezerken çok dertliyiim çook .Anlatacağım birer birer belki birilerinin kulağına gider. Sevgiyle kalın mutluluk denizinde sevgi dalgalarıyla boğşun efendim.

ütopik 
 16.09.2012 22:22
Cevap :
Haklısınız efendim denizlerimizin kıyılarımızın sorunları okyanuslar kadar! Tutmalı bir bir ucundan, kenarından bu sorunların. Hep birlikte çınlatalım kulakları... :)) Yazılarınızı bekliyorum. Selam ve saygılarımla...  17.09.2012 0:32
 

Devlet iyi de yapsa kötü de yapsa insanımız bozulmuş, ne zamandır bozuk olduğunu bilemiyorum. Şimdi damarlarımızdaki asil kanla bu pespaye kurnazlığı bağdaştıramayorum. Bir yerde bir terslik var, yoksa biz hep böyleydik te Türke Türklük propogandası mı yapıyorduk? Yani sahip olmadığımız özellikler varmış gibi bize yutturuluyor muydu? Birine on kez deli derseniz delirir ya, bize de asil ve namuslusun dendiğinde öyle olacağımız umulduğu için mi yıllardır dinliyoruz bunları? Var bir bozukluk. Tutulan balığın boyu da, mazotun kullanımı da hep bunun göstergesi. Saygıyla.

Güz Özlemi 
 14.09.2012 9:17
Cevap :
Sevgili asabikedi ben olanlara, duyumlara, itiraflara halen inanamıyorum. Dediğiniz gibi devlet ne yaparsa yapsın illet grup iş başında. Uzun süredir söylerim; Devlet-Millet ve İllet! İllet grubu öyle bir grup ki ne anlatmakla biter ne yazmakla. Devlet ile milletin arasına giren bir nifaktır, İnsanların öfkesinden ve kaos ortamından geçinen bir asalaktır, bizleri ayıran bölen birbirimize kırdıran şeytandır. Hem devletin içinde hem milletin içinde fikirdaşlarından oluşan bir rüşvet ağı örmektedir. Allah yardımcımız olsun. Selam ve saygılar...  14.09.2012 13:03
 

Şehir balıkçılığı ve sahil balıkçılığı, deniz balıkçılığı ortamını solladı gibi. Balıkçılığın kategorilerini yazsak epey hikaye çıkar. Galiba bu konuda motive ettiniz yorum olarak uzun sürer blogh halinde yazmam gerekecek gibi. Teşekkürler balık pardon Deniz dostu arkadaş yazınız için.

ütopik 
 14.09.2012 7:12
Cevap :
Arkadaşım sizi uzun zaman sonra tekrar görmek çok hoş. Geleneksel balıkçılığımız kabuk değiştirerek geleneksel bir soygun kapısı olmaya yüz tutmuştur. Tabi bunda devletin ortalığı boş bırakmasından dolayı kabahati büyük, Kooperatifler de üyelerin gelenekselleşmiş itirazları karşında yapılacak faydalı projelere imza atamıyorlar. Aslına bakarsanız yapılacak çok iş var ama bu anlayış ile çok zor. Üretici ile tüketici arasındaki bağlantıların iyileştirilmesi ve kontrolü sağlanmalıdır. Konuyla alakalı yazılarınızı bekliyor olacağım. Selam ve saygılar...   14.09.2012 13:03
 

İyiki hatırlatıp bizi rahatlattınız çok teşekürler.Biz de kara kara düşünüyorduk, kurban da ne keselim, tavuk mu hindi mi? Balık dağıtmak daha kolay olacak.Çünki her gün Fethiye'de plajda insanlar yüzerken oltayla yüzlerce paluk yakalıyoruz.Selamlar.Sağlıklı mutlu yaşam dileklerimle.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 12.09.2012 18:51
Cevap :
Nahide Hanım ziyaretiniz için teşekkür ederim. Benim altı yıldır yaptığım bu zaten insanlara hep bir şeyler hatırlatıyorum. Ama bazen yanlış anlaşılıyorum işte :) Hazır yeri gelmişken yine hatırlatayım. Bulabildiğiniz kadar palamut paluğunu derin dondurucunuza depolayın. Hava estiği zaman bu fiyata asla bulamazsınız. Benim işim kötü. Hanım dondurucuyu sebze ile doldurmuş, kenarına köşesine ancak yirmi tane sıkıştırabildim. :) Selam ve saygılar... Not: Yahu jeton sonradan düştü insanlar plajda yüzerken siz nasıl balık yakalıyorsunuz evcil mi bunlar? Ha ha ha....  13.09.2012 1:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 435
Toplam yorum
: 1045
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 786
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog’a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster