Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '08

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1558
 

Benim bir gözlüğüm var sol camı kırıldı

Benim bir gözlüğüm var sol camı kırıldı
 

<ı>

Bu güne kadar kaç yazımı hafta sonunda yazdım hiç bilmiyorum. Ama sayısı oldukça fazladır...

Adettendir o gün geç kalkılır, geç kahvaltı edilir, uyuzlanma moduna girilir...

Sonrasında ise ısrarla çamaşır faslı, ütü faslı, temizlik faslı vs.

Hadi bunu çalışanlar yapıyor tamam da, evde oturanlar da haftasonlarını kendilerine ve etrafındakilere eziyet günü ilan ediyorlar... Her ne hikmetse...

Dışarıda pırıl pırıl gibi görünen ama aslında buz gibi bir hava var...

Burnunu bile dışarı çıkartsan üşürsün... O derece yani...

İnsanın canı sürekli sıcak bir şeyler içmek istiyor...

Sıcak çikolata, neskafe, çay...

Hele bir de bunları başkası yapıp ikram ederse işte o zaman tam süper olur...

Müziği de unutmamak lazım...

Müziğin sesi ne çok yüksek olacak ne de az...

İnsanın ruhunu dinlendirecek tarzda ve volümde olacak. ...

Elinize alacaksınız neskafenizi ve bir dilim meyvalı pastanızı....

Oturacaksınız internetin başına...

Günün haberlerinden başlayıp, köşe yazıları bloglar derken şöyle bir kendinize geleceksiniz...

Sitelerde gezerken magazin içerikli haberlere de rastlayacaksınız...

En olmayacak haberleri okuyup tövbe tövbee deyip sinirlenceksiniz...

Ünlülerimiz şaka gibi...

Büyük çoğunluğunun cikletten çıktığı rivayet olunur...

Mani niyetine...

Sonra başlayacak bir çoğunuz için pazartesi sendromları...

Gerçekten de pazartesi günleri telaşlı bir gün...

Yine de günlere aylara sayılara çok takılmamak lazım...

En önemli şey sağlık.

Size şu anda evde basbas bağıran müzikle veda ediyorum...

Benim çakıl taşlarım var, irili ufaklı..
Kaybolduğumda yere yayıp yol yaptığım...

Çakıl taşlarım var her yerden topladığım...
Boşluğa düştüğümde oyunlar yaratıp oynadığım...

Benim bir sözlüğüm var unutulmuş bir dil...
Oysa ki içinde her şeyin anlamı gizli...

Benim bir gözlüğüm var sol camı kırıldı...
Taktığım zamanlarda içini gösteren adeta...

Sen hiç hiç oldun mu, birden duruldun mu...
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi...
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi...
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen...
Düştün mü sen...

Benim hiç boyanmamış dört duvarım var...
Çatlaklarından sızıp içinden geçtiğim...

Benim hiç yıkılmamış duvarlarım var...
Dikkatle baktığımda ardını gördüğüm adeta

Sen hiç, ' hiç ' oldun mu, birden duruldun mu..
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi...
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi..
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen...

Düştün mü sen...

Benim bir hikayem var sonunu yazmadığım...
Benim bir sevgilim var henüz tanışmadığım...

<ı>Güzel bir haftasonu diliyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okuyunca ;içinde üniversite yıllarımın da geçtiği, hayatımın şehri BURSA geldi.Kardan donmuş parmaklarımızı sobanın başında ısıtır, kestane pişirirdik. Doyulmaz sohbetlerimiz de cabasıydı:)))

Şirazee 
 05.09.2008 14:58
Cevap :
:) Sayın yazarım sobanın üstünde kestane pişirmek hele de kar yağmışsa zaruriydi. Aah aah dört yıldır İzmir'deyim. Burda kar bile yok...Sevgiler, kendine iyi bak.  05.09.2008 15:48
 

Bu yazınızla ilgili yorumum sanırım ulaşmadı ikinci kez yazıyorum inşallah bu ulaşır.. Pazarları mızıkçılık günleri ama ben eski pazarları daha çok arıyorum. Çocukluğumdaki pazarları bahçeli evi tek katlı mahalle evlerimizi geri istiyorum ve o pazarları da geri istiyorum.. Onları hatırlamak ve anmak sayfalar dolusu yazı eder şimdiki pazarlar mızıkçılık ve uyuşukluklarla geçiyor... Benimkisi özlem işte... Sevgilerle size.

Ermert Revsen 
 17.02.2008 21:28
Cevap :
:) Sayın yazarım sefalar getirdin. Evet bu yazıyla ilgili elime ulaşan tek yorumun bu. Ben de bahçeli bir evde büyüdüm dalından domates koparıp tuzlayıp yedim. İncir ağacından incir yedim bahçemizdeki mis gibi gülleri leylakları hanımellerini koklayarak büyüdüm. Onlar mı eskidi biz miz yaşlandık...Sevgiler  17.02.2008 23:13
 

baktım perdenin arkasında da değilmişsiniz :) bizim evdeymişsiniz de, izleyip bizi yazmışsınız sanmıştım :) üç aşağı beş yukarı tüm evlerde demekki sahneler aynı... hisler, yoğunluklar,,,dekor ve kişiler farklı sadece..

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 13.02.2008 14:35
Cevap :
:)))))))))))))) Sayın yazarım sefalar getirdin. Perdenin arkasndaydım da seni görünce saklandım. Rahmetli Cem Karaca' nın dediği gibi, ' biz bize benzeriz '... Sevgiler  13.02.2008 15:52
 

Hiç olmak,u. yaşamdan kopmak gibi. Sanırım bugünlerde en çok sorgulanması gereken konu da bu. kadınlarımızı ortaçağ karanlığıa sürüklemek isteyenler. Kadınlarımızı hiç sayıyorlar. Yani değersiz. Saygılarımla. Başaramayacaklar.

Yapukay 
 13.02.2008 9:27
Cevap :
:) Sayın yazarım sefalar getirdin. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlet. Hangi fikre ve hangi amaca hizmet ediyor olursa olsun, hiçbir şey ve hiç kimsenin onu yıkmaya gücü yetmedi ve yetmeyecek. Bu anlamda benim en ufak bir endişem yok...Sevgiler  13.02.2008 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1928
Toplam yorum
: 7346
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 638
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster