Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '13

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
716
 

Benim dedem

Benim dedem Gelibolu'da yaşar. 86 yaşındadır. Ömrü boyunca pire gibi çalışmıştır. Ömrü, gün yüzüne çıkmayı bekleyen bir antik kent olan Aigos Potamoi'de geçen dedem, şimdi sessiz bir çınar gibidir.    Hayatta en çok zoruna giden şey bastona binmiş olmaktır. Dedemin 70 yaşını aşkın iken, çocukların buğdaylarına yağmur yağacak endişesiyle, şimşek gibi kasketini alıp koştuğunu görmüşlüğüm vardır.

Dedemin, hayatında birini yeni evlendiğinde diğerini de seksenini aşkın olmak üzere, iki kere evlat acısı görmüşlüğü  de vardır.

Saygın ve varlıklı bir sülaleden gelir. Babası, uzaklardan insanların tedavi olmaya geldikleri çok dindar  bir kişidir. Annesinin ise ilk nişanlısı ölmüş, ilk kocası Çanakkale savaşlarında şehit düşmüştür.  Dedemin kökleri Seddülbahir 'dedir. Dedemin babası da büyük babaannemizle ikinci evliliğini yapmıştır. Çünkü o da eşini ve çocuğunu veba salgınında kaybeden boynu bükük biridir. Sabahtan akşama kadar Kuran-ı Kerim ve  Muhammediye gibi din alimlerinin kitaplarını okumuştur.

Dedem, o kadar çalışkandır ki... İnanılmaz. Şimdi oturup hayatının sonunu beklemek dedemi çok üzer. İki dayımdan biri 47 yaşında vefat edince dünyası başına yıkılmıştır. Çünkü ömrü boyunca oğullarıyla övünüp durmuştur. Dedeme bu yetmemiştir, 10 ay sonra, vefat eden oğlunun oğlu da aynı babası gibi aynı yaralanmalarla ve trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Tek tek kontrol altında tuttukları yüzlerce dönüm tarlanın ana kız arasında miras kavgalarında paylaşılamadığını bile sessizce izlemiştir.

Dedem artık üzgün bir şekilde ölmeyi beklemektedir. 9 torun, 9 da torun çocuğu görmüştür.

Anneannem hala hayattadır. Ancak anlaşmak mümkün olmaz, çünkü sağırlığı ileri boyuttadır.  Gelen her bakıcı bu yaşlılara kötü bakar. Yer içer, mesai saati bitmeden çeker  giderler. Her gün ya ev taşırlar, ya da mutfaktaki erzakları kendi evlerine taşırlar.  Dedem, bakıcı bulma korkusunu aşamadığından bakıcıları hiç kovamaz. Çünkü gerçekten de zavallıdır, bakıcı giderse adım bile atamayan anneannem ve dedem ne yapar, nereden bakıcı bulur ?

Dedem, hiçbir yere gidemediğimiz yaz tatillerinde İstanbul'a gelir bizi alırdı. Gelibolu'ya giderdik. Orada dayımlar bizi 1-2 kere denize götürürse giderdik, anneannem ile dedeme ise arabada hiç yer kalmazdı. Alt katta oturan  dayımlar bizi her gittiğimizde yemeğe alırlar, anneannemleri çağırmazlardı. Bizim yediğimiz de boğamıza tıkanırdı.

Dondurma yemeye de işaret yoluyla çağırırlar; gitmezsek küserler, gidersek boğazımızda kalırdı.

Dinç oldukları zamanın son demlerine kadar, torbalarını alıp, bizi İstanbullar'da aramışlardır.

Köy adamı olduğu için bazı şeyler ona pahalı gelir. Pazarlık düzmesi ise çok elzemdir. Kolları kopardı pazar torbaları taşırken dedemin.

O şimdi, sessizce köşesinde oturup, bir ayda beni 6 kere aramış, lafı dolandırarak onu ziyarete gidip gitmeyeceğimi üstü kapalı sormuştur.

Dedem çok cesurdur. 99 depreminde bütün Gelibolu, yıkılacak gibi olmuş; ancak dedem depremi duymamış, anneannemle tüm çabalarımıza rağmen, bahçeye inmeyi reddetmiştir. "Ölürsek ölürüz, kader"" demiş, rahat yatağında yatmaya devam etmiştir.

Dedemin şimdi en büyük korkusu, anneannemi kaybetmektir. Onlar eski topraktır, ama gene de mezarlıklarını hazırlamıştır. Ben haram lokma yemedim der, durur. Bütün arkadaşlarını kaybetmiştir, ancak onun genel olarak sağlığı iyidir.

 

İşte onun ünlü ve özlü sözlerinden:

" Kızım, bir kahve yapmışsın; pire nalla geziyor."

"Annem bana elimin bereketi senin olsun, dedi."

"Ulu çınar yıkılırken, çok çatırdar."

Durup dururken de, "Hiç bir şey istemez, tamam."

 

Sevgili dedeciğim, seni çok seviyorum. En büyük korkularımdan biri de seni kaybetmektir. 

Sakın ölme dede! Kapının kapanmasını hiç istemiyorum.

Gelibolu'da hep kumru sesleriyle uyanalım.

Ölme dede!

Hep beraber yaşayalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Büyüklerin dedelerin ninelerin kıymeti ölünce anlaşılır nedense. Eskiden evin küçük oğlu bakardı ninelere dedelere. Şimdilerde "Huzurevleri" icat oldu mertlik bozuldu. Bakıcılar var katlanılan. Yaşlılık zor iş. Dedenize uzun ömürler dilerim. Çanakkale'den selamlar.

Ş ODABAŞI 
 22.08.2013 23:15
Cevap :
Keşke gerçek hayatta her şey dediğiniz gibi olsa. Evin küçük oğlu vefat etti. Dedeler evlerinden ayrılmıyorlar. Herkes kendi hayatına savruldu. Doydukları yere gitti. Geriye hasret, yabancılar, bakıcılar kaldı. Sevgiler..  25.08.2013 21:22
 

Sevgili Merve Sedef ONUR, merhaba; Gelibolu'da kumru sesleri çocukluğumuzun nostaljisidir. Denize girdiğimiz "Kayalar" ve "Hamzakoy" da öyle... Dedelerimin her ikisi de, anneannem ve babaannem de oradadırlar. Şimdi onlar "Alaeddin Kalfa" da huzur içinde yatmaktadırlar. .. Bu bloğun ile yıllar öncesine gittim adeta, tebrik ederim, teşekkür ederim. Syg, svg, slm... A.AK

Ahmet AK 
 19.08.2013 10:22
Cevap :
Selamlar. 47 yaşında iken aniden yitirdiğimiz dayım da, 22 yaşında aniden kaybettiğimiz kuzenim de Alaattin Kalfa'da yatmaktadırlar. Hamzakoy hala aynı, yüzlerce yıl önce olduğu gibi. Kumru sesleri de. Sadece onlara yüklediğimiz anlamlar farklılaşıyor. İki gün önce oradaydım. Bu defa da oğlumla kumru seslerini dinledik. Ben farklı bir şey duydum, o farklı. Sevgiler.Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Topraklarımdan ve beni anlayan bir ses duymak güzel. M.S.O.  19.08.2013 18:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 4373
Kayıt tarihi
: 20.05.12
 
 

Hukukçu bir anne.  Hayatta her şeyin kontrol edilemeyeceğini zor da olsa öğrendim.  Hayat, kısa b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster