Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
383
 

BENİM DERDİM NE?

BENİM DERDİM NE?
 

Çöl uyumaz, açlık kapıya gelince ise artık çok geçtir.


Bizim memlekette, bir işle – özellikle toplumsal bir sorunla - yoğun uğraşanlara yakın çevresinden başlanarak şu soru sorulur; “Senin derdin ne ?”

Aslına bakarsanız benim hiçbir derdim yok. Sağlığım yerinde, geçimimi sağlayacak kadar para da kazanıyorum. Meşhur veya ünlü biri olamaya da hiç niyetim yok… Şüpheleri bir türlü üzerimden atamıyorum, “Yok yok, illaki bir derdi var bunun!”

Evet bir derdim var! İtiraf ediyorum.

Benim derdim, içinde yaşadığım ve beni bu güne kadar getiren bu “topraklara” duyduğum samimi sevgi ve saygı. İstiyorum ki, bu topraklarda yaşayan herkes; sağlıklı ve mutlu, huzur içinde güvenli bir yaşam sürsün…

Hatta istiyorum ki, dünyada yaşayan her canlı “Allahın verdiği ömürle yaşasın”

Türkiye 1994 tarihinde 191 ülke ile, küresel bir sorun olan ve kısa adı Çölleşmeyle Mücadele Antlaşmasını olan sözleşmeye 11.01.1998 tarih ve 4340 sayılı kanunla uygun bulunarak imza attı. Sözleşme gereği, Ulusal Eylem Programının hazırlanmasına 2003 yılından itibaren ilgili kurumlar hız verdi.

“İyi de bize ne bundan? Sana ne? Memleketin derdi, seni mi gerdi? Hadi canım!” diyeceksiniz.
Ne derseniz deyin… Ben okuyorum.
Okuduğum içinde, kendime en büyük dert olarak bu toprakların “ kuraklık ve çölleşme tehdidine karşı” kamuoyunun duyarsızlığını – bilgisizliğini görüyorum.

Çölleşmeyle Mücadele Ulusal Eylem Porogramı’nda bakın ne deniyor; “ Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum, iklim, topografya ve toprak şartları ülkemizin çölleşme ve kuraklığa karşı hassasiyetini arttırmaktadır.”

Biliyorum, hala bu konun neden benim için “ en büyük dert” olduğunu anlamadınız. Herkesin anlayacağı kısa bir Türkçe cümle kuralım; eğer önlem almazsak ” Aç kalacağız, aç!”

Arazi ve toprak bozulumunun çölleşme tanımı içinde yer aldığını vurgulayan ÇMUEP,
Türkiye topraklarının 85.9 unda hafif, orta ve şiddetli-çok şiddetli derecelendirmelerde erozyona maruz kaldığını söylüyor. Çölleşmenin nedenleri olarak da üç neden gösteriliyor; 1- Doğal Nedenler, 2- Teknik Nedenler ve
3- Sosyoekonomik, Yönetimsel ve Yasal nedenler.

Türkiye 77.899.700 hektar arazi varlığına sahip. Şimdi sıkı durun, 1.sınıf –sorunsuz arazi varlığımız ne kadar? …yaklaşık 5.085.000 hektar (ülke yüzölçümüne oranı , % 6.5)

Biliyorum, hala anlamadınız…

Anlamazsınız tabi, siz hiç aç kalmadınız ki!

Canınızdan çok sevdiğiniz, çocuğunuzun bu gidişle “ aç “ kalacağını söylüyoruz. İşte bu bana dert oluyor diyorum ! Anlamıyorsunuz, anlamıyorsunuz… “ BM ilk defa açlık sınırını aşan insan sayısının 1 milyarı aştığını söylüyor.” diyorum. Siz hala inanmıyorsunuz. Şaka gibi geliyor size…

“Hükümet bulur çaresiniiii, sen kafanı yormaaaaa!” diyorsunuz.

Ben de aksini söylemiyorum, ama sormadan da edemeyeceğim; Bizim hiç mi sorumluluğumuz yok? Her şeyi hükümetlerden mi bekleyeceğiz?..


17 Haziran Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günüydü. Toplumsal bilinci arttırmak için bir fırsat günüydü… Çölleşmenin ortadan kaldırılması için Türkiye genelinde ve Alanya’da hangi doğal, teknik ve yasal sorunlarımızın üzerine gidildi?
Haberin oldu mu? Olmadı, olmuyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 272
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 722
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster