Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
501
 

Benim öğretmenim I

Benim öğretmenim I
 

Lise yıllarımdı; derslerimiz boş olduğu zaman yaşlı bir öğretmenimiz, sınıfa gelir bizlerle sohbet ederdi. Bu sohbet hava iyi olduğu zaman bahçe de geçerdi. Böyle sohbetlerden bir tanesini hatırladığım kadar anlatmaya çalışacağım.

O sevimli öğretmenimiz bir gün bize söyle sormuştu ?

- Çocuklar bir devleti yıpratmak için ne yapılmalıdır ?..

- Onunla savaşmak, binalarını fabrikalarını yok etmek taş üstünde taş bırakmamak vs.diye devam etti. Bir ülkeyi istila etmek egemenliğini gasp etmek. Onu yıkmak için yeterli olabilirmi ?

- Hepimiz bir çok teori üreterek cevap vermeye çalıştık.

Sonra devam etti

- Peki tarihte köklü devletler bu yöntemle yok olabilmişlermiydi ?

Hakikaten güzel bir soruydu !..

Peki hocam diye sorduk savaşmadan da ülkeler yıkılabilirmi ?

- Evet çocuklar dedi. Bir devlet düşünün 1000 lerce senelik kültür ve ananelerine bağlı, dünya üzerindeki toplulukların medeniyet ve kültürüne savaşsa bile saygı ve hürmet göstermiş. O kültürlere bir şeyler katmış onlardan bir şeyler öğrenmiş bir devlet. Onu hiç bir zaman savaşla yenemezsiniz. Cünki o evremin bir bozulmaz parçasıdır. Yıpratabilirsiniz fakat yok edemezsiniz. Her saldırış da karşınıza çok daha bir kuvvetli olarak gelir.

Peki hocam diye sorduk bunun bir açıklaması varmidir.

Tabii vardır çocuklar diye devam etti. İlk önce o devleti çok iyi tanımanız lazım. Kültürünün değişmez noktalarını öğrenmeniz lazım. Her şeyden önce onunla mülakatta bulunabilmek için dilini çok iyi bilmeniz lazımdır. Ekonomik gücünü bilmeniz, halkının zaaflarını, yumuşak karnını bilmeniz gereklidir. Belki uzun zaman dilimi içinde olmasına rağmen % yüz netice alanıbilen taktik o milletin çocukları ve gençliğidir.

Aile birliklerinin içersine generasyon farkının çok büyük bir faktör olduğunu genç beyinlere yerleştirilmesi gerekir.

Öğretmenimiz daha çok şeyler anlatacaktı ki zil çaldı bir boş dersimiz de devam etmek üzere...

Bütün sınıf heyecanla boş geçiçek bir dersimizi bekliyorduk.Baharın ilk sıcak günlerinde gene o sevimli hocamızın etrafına toplanmıştık. Ortamıza almış olduğumuz o sevimli eğitmen hepimizi söyle bir süzerek e çocuklar nerede kalmıştık diye sordu. Bu sorunun altında belkide derslerine hazırlanıp hazırlanmadığımızın imtihan tavrı vardı sanki.

- Generasyon farkı. Çocuk ve gençlerde kalmıştık hocam .

- Evet çocuklar ilk önce ailenin bölünmesi gerekir. Araya büyük bir generasyon farkı sokulması şarttır ki. Onların devrinin kapandığı yeni bir kültür, yeni bir çağ açılmış hissi verilmelidir. Tarihin verdiği saptırılıp bir masala dönüştürülmesi gerekir. Tabii bu kolay olacak birşey değildir. Cünki ne olursa olsun bireylerin birbirini çok iyi anladığı bir unsur vardır o da konuşulan 'dil' dir.İşte tam buradan başlanır; o dil kirlenmelidir. Öyle bir sistem içinde yapılmalıdır ki ilerde gençler dahi birbirlerini anlamakta zorluk çekmeleri gerekir. Tabii her şeyden önce yetişen bu pırıl pırıl beyinler bloke edilmelidir. Sınıflar içersinde bir çok şekiller vardır. En önde geleni bağımlılıktır. Bu da kendi içinde bir çok sistemlere aile sınıflarına göre ayrılır.

- Beynin yavaş yavaş tereddütlere düşebilmesi için toplumun yumuşak karnı yavaş yavaş okşanmaya başlanır. Gözler önüne pembe dünyalar serilir buna ulaşılabilmesi için ahlak kuralları düşünülmeksizin maddi güçler çemberleri içine alınır. Bu çemberin içine düşenler çabaladıkca çember onları dar alanlara alacaktir. Bu da saha alanlarını muhafaza edebilmeleri için kaba kuvvete dönüşür. Bu bir yerde kriminalitelere "adli, poliseye" yol açar.

Bu durum karşısında hazır olmıyan bir ülke adaleti hukuk içersinde cözmesi gittikçe gecikir. Bu da kişisel adalete dönüşmeye başlar ki bu da bir kaos demektir. Bireylerin önüne yeni bir oyuncak atılır buna da silah denir. Bu bilinçsiz olarak kişilerin hangi sınıfta olursa olsun tutkusu haline gelir. Sorulduğu zaman üretilecek yüzlerce kılıf vardır. Bu tutku da siyasetçisinden tutunda sokakta doğru dürüst bir takım elbisesi olmıyan vatandaşın belini süsler. Neden taşındığı hiç bir zaman düsünülmez alacağınız cevap ya korunmak veya da herkezin var ne yapayım denmeye başlar.

Yaşam tarzı yavaş yavaş çıkarların ön planda olduğu tarza döner, bu da bazı kişilerin gittikçe madden çok büyük yükselmesine. Diğer kısım ki bu da çoğunluğu teşkil eder. Açlık sınırlarında yaşamalarına neden olur. Artık yaşam günlük , hatta saatlık bir yaşama dönüsür. İleriye dönük planlar net olarak görünemez. Bunlar siyasiler arasında bir çok adlar altında bu topluma sunulur.

Beyinler artık günlük düsünce içersinde toplum aktiviteleri bir kenara iterek bireysel mücadele içersinde düsünmeye başlar. Bu belki bir ülkeyi yıkamaz ama bu yarışda. En arka sıralara iter. Cünkü artık yarıştıklarının bile farkına varamazlar. Onlar için her uzanan el bir kurtarıcı şekline dönüsmüstür.İlkeler gözler önünde saptırılmaya başlanmıştır. Bu arada çıkan bir kaç sesde o uğultu içersinde susturulur.

- Diğer bir bağımlılık ise toplum içersinde alışkanlık hastalığının yaygın hale getirilmesidir. Örnek olarak vermek istersek. Bir trafik kazasında ölen bir kişi ile 30 kişi arasında artık fark kalmaz. Tabii bunu çok daha fazla örneklerle verebiliriz. Diyordu o sevimli insan o kadar güzel anlatıyordu ki saatin nasıl geçtiğinin farkına bile varamıyorduk. Zil sesi bizi evlerimize gidiş zamanının geldiğini söylesede bizler onunla kalıp anlatacaklarını dinlemeye çoktan razı idik.

O bize dönerek çocuklar benim anlatıklarımı da alışkanlık haline getirmeyin ilk önce şu konuştuklarımızı bir güzel hazım edin ki. Diğer konularda yerimiz olsun. Evet bu gün burada noktalıyalım bir başka ani defterimizin sayfalarında devam edebilelim.

I.nci bölümün sonu.

Saygılarla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1256
Kayıt tarihi
: 20.02.07
 
 

Bütün canlıları seven, kendi penceresinden yaşamı anlamaya çalışan, onlardan bir şeyler öğrenmek ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster