Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
679
 

Benim prensesim

Benim prensesim
 

Milli takım seçmeleri, prensesim üçüncü oldu.


Nasıl başlasam derken aklıma bir düşünce düştü; çok şükür, hiç bir zaman kral olmanın ne olduğunu bilemeyeceğim. 

Bu mesuliyeti taşımak çok ağır olsa gerek. Sadece kendi ve ailenin hayatı değil, bir halkın, sorumluluğunu üstlenmek. Her zaman ne söylemek ve nasıl söylemek gerektiğini bilmek. Kendisine inanmalarını ve saygı duymalarını sağlayabilmek . Gerektiğinde sükunet ve huzur sağlayabilmek. Sürekli mercek altında olmak;hayatı, hareketleri, yüzü, mimikleri ve hatta ruhu her an göz önünde olmak... ta ki kim olduğunu unutana kadar. Yaptığı her hata, tartışılması ve ondan dolayı suçlanması. Elinde büyük gücün olması ve eğer dikkatsiz davranırsa o büyük gücü kötüye kullanabilme ihtimalinin olduğunun bilinci . Bir an için kendinden geçerse ve bu büyük güce teslim olursa, hatta o kadar kendini kaybederse ki sabah uyandığında kral olduğu için mutlu bile olursa, canı istediği gibi davranırsa, hiç umursamadan birilerini kırmaktan ve geri dönüşü olmayan hatalar yapmaktan korkmazsa...Düşünüyorum; sadece bunlardan korkan birisi belki iyi bir kral olabilir...  

 

 

Satırlarım, gündemde olan düğünün etkisinde kaldı galiba. İtiraf etmem gerekirse, hayatımda gördüğüm en güzel gelinlerden birisiydi İngiltere'nin yeni prensesi; sade, duru ve masum bir güzellik. Gelinliği ise gördüğüm en güzel örneklerdendi.Tablo çok güzeldi, sanki prenses olmak için doğmuş bir genç kız, bir peri masalı izledim, masalların sonu hep mutlu olur... Nedense, çifti izlerken bu masalın da öyle sonu olacağını düşündüm.  

Bilgisayarın başına oturup benim prensesimden söz edecektim, konuyu yine dağıtmışım. Pierre Rey sözleri geldi aklıma ;' Aslını bakarsan, bütün herkes kendi evinde prensestir..." PARA Romanı, 1978 edisyonu, 395. sayfa 

Doğru değil mi? 

Dün, 29 Nisan 2011, Modern Pentatlon Federasyon'un internet sayfasında, yeğenimi ( ablamın kızı ) görünce göz yaşlarımı tutamadım.Milli takımın, beyaz forması, göğüsünde ay yıldızlı bayrağımız, öylesine yakışmış ki... çok gururlandım ve heyecanımı paylaşmak istedim.Yaşadıklarımı, kendim için kayıt altına almak istedim. Sadece on altı yaşındaki yeğenim, Didem Dündar, ülkemizi, 29 Nisan -02 Mayıs 2011 tarihleri arasında İspanya’da yapılacak olan Modern Pentatlon Yıldız A-B Trofeu Uluslararası Turnuvası’nda temsil etme şansını elde etti. Dün İspanya'ya uçtu... Hava alanından, uçağa binmeden önce;" Teyzoooş, bana başarılar dile!" sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor. 

 

Bizim ailenin minik gururu, biricik prensesimiz.Benim kızım olmadığı için, eh teyzesi olarak yarı annesi sayılırım , ayrıca isim annesiyim. 

 

Yeğenimin üzerinde Milli formamızı görünce, onunla o kadar çok gurur duydum ki, sözlerle ifade etmem mümkün değil. Bu küçük başarının bizim aile için çok farklı bir anlamı oldu. Türkiye, 1989 yılında bize kucak açtı, bağırına bastı. Bu ülkenin, benim ülkemin sıcak kanlı insanlarını tanıma fırsatım oldu. Hep hor görülmüş, aşağılanmış ve milli gururun ne olduğunu tanımayan bir insan olarak adım attım Türkiye'ye. Eylül1989 yılı, Kapıkule ... Türk polisi bizi o kadar candan karşılamıştı ki, ilk defa geldiğim ülkeye evime gelmiş gibi hissetmiştim, ben o duyguyu yaşadığım sürece unutamıyacağım. Bu ülkeye hep bir gönül borcum olduğunu hissttim ve hâlâ öyle hissediyorum. 

İşte bu yüzden, Türkiye'yi, bir uluslar arası platformada, ailemden birisi temsil etmesi, benim için çok anlamlı ve olağnüstü gurur verici. 

On altı pırıl pırıl gencimiz, beyaz milli formalarıyla, hakikaten çok hoş görünüyorlar. Modern, hiç kimsenin yıkmaya gücü yetmeyecek, bir cumhuriyetin, bir ülkenin, genç sporcuları. Biraz önce ablamlardaydık ve bir sevindirici haber daha aldık. Prensesimizin, takım arkadaşı, İpek Akşin, İspanya'daki turnuvada birinci olmuş.Kendisini buradan tebrik ediyorum... 

Benim prensesime ise önce sağlık ve aynı azimle, hem kendi, hem ülkesinin adına, daha büyük başarılara, imza atmasını en içten diliyorum. 

 

30 Nisan 2011 

Bursa 

 

 

http://www.mpf.org.tr/ 

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Gül Hanım, merhaba ben İpek´in annesiyim.Yazmış olduğunuz duygu dolu satırları okudum.Yarışma boyunca çocuklarla beraberdik ve şu anda sanki her şeyi yeniden yaşadım.Tüm güzel sözleriniz ve dilekleriniz için teşekkür ediyor prensesinize ve tüm güzel yavrularımıza başarılar diliyorum.

nuran ak?in 
 05.05.2011 9:48
Cevap :
Merhaba Nuran Hanım! Ah, İnanmıyorum! Dünya ne kadar küçülmüş...Sözlerim size ulaşır diye hiç düşünememiştim. Tabii ki , bu yaşta, böyle bir başarıyla, ülkesinin adını duyurabilmek çok gurur verici. Kendi duygularımı anlatırken, çocuğunuzdan, söz edemeden yapamazdım. İpeğin annesi olarak, ailesi olarak sizleri de en içten tebrik ediyorum.Siz arka plan kahramanlarısınız. İpek'e önce sağlık ve üstün başarılarının devamını en içten diliyorum. Duygularınızı benimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum, bana da her şeyi yeniden yaşattınız.  05.05.2011 13:13
 

Ben de yeğeninizle gurur duyuyorum, ülkemizi temsil edeceği için. Bol şans ve başarılar diliyorum kendisine. Işığı hiç sönmesin inşallah. Umarım ülkemizde gençlerimizin her alanda başarıları artar ve bizlerde bunun haklı gururunu yaşarız daima. Sevgiler, saygılar.

A.Nilgün Aktaş 
 04.05.2011 16:01
Cevap :
Merhaba Nilgün Hanım! Ülkemizde, her alanda başarılar beni gerçekten çok duygulandırıyor.Yirmi beş yıl, benim milli duygularım yoktu, o duyguyu tanımıyordum. Hani insan milli marşını duyunca heyecanlanır ya...Ben yıllardır heyecan duyamamıştım. İşte o yüzden bugün, ülkemizde, her alanda başarılar beni ziyadesiyle mutlu ediyor.Duygularınızı paylaştığınız için size çok teşekkür ediyorum. Sevgilerimle...  05.05.2011 14:27
 

Ve onunla gurur duyuyorum... Bizim değerini bilemediğimiz emaneti onların yücelteceğine inanıyorum... Size ve tüm ailenize içten sevgi ve saygılarımla...

yeşilsoğan 
 02.05.2011 15:51
Cevap :
Merhaba Yeşilsoğan, umuyorum... umuyorum ki bu kadar zor kazanılan değerlere, ülkemizin gençleri sahip çıkar...buna inanmak istiyorum. Ne de olsa onları yetiştiren bizleriz.Facebooktan bir kurtulsalar : ))) bir şeyler yapabilecekler. Dikkate değer bulup okuduğunuz için ve dahası yorum yazdığınız için size çok teşekkür ediyorum. Hoşça kalınız, saygılarımla... Hamiş:) Rumuzunuz hep cesur Soğan Oğlanı hatırlatıyor bana, üstelik roman kahramanından habersiz bu ismi kendinize uygun görmüşsünüz...Herkesin insanca yaşayabileceği bir dünya için mücadele veriyor Soğan Oğlan;savaşsız, yalansız, riyasız, sömürgesiz, daha fazla hoşgörülü...bir dünya.  03.05.2011 0:43
 

Değerli Gül Hanım, uzun süredir sesiniz çıkmıyordu. Güzel ve duru yazılarınızı okumayı özlemişim. Sevgili yeğeninizle ben de gurur duydum. Bir aile için ne büyük mutluluk! Sevgiyle yeğeninizin gözlerinden öpüyor, sizleri tebrik ediyorum. Sizin gibi değerli, kadir kıymet bilen, yurtsever ve aydın insanlar hepimiz için bir kazançtır. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Güz Özlemi 
 02.05.2011 9:44
Cevap :
Evet, epey zamandır yokum buralarda. Sebebi zaman darlığı değil, daha çok ilham eksikliği. Bahar melankolisi sarmış ruhumu. Tuhaf aslında, mevsimlerden en canlısında böyle hissetmek.Herhalde, bahar o kadar güzel, sihirli ve hayat dolu ki, bütün bu simgeledikleri kaybolsun istemiyorum. En güzel şeyler beni biraz da hüzünlendirir aynı zamanda, çünkü onları kaybetme korkusu var.Güzel sözleriniz için, size, çok, çok teşekkür ediyorum. Ne yazacağımı da şaşırdım, en içten saygılarımla...  02.05.2011 16:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1829
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster