Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '07

 
Kategori
Çocuk Oyunları
Okunma Sayısı
3448
 

Benim sinemalarım!

Benim sinemalarım!
 

‘’ Tuvalet ’’ ten oyuncak yapmışlar. Yanı başında da, rulo kağıdı asılı. ’’ Al sana alafranga tuvalet ’’ deyip, üstüne de bir çocuk oturtmuşlar. Çocuk tuvalet kağıdına da bakıp, ’’ Ne işe yaradığını, düşünsün, bulsun ’’ diye. Bir yerde görmüştüm.

Anne, çocuğu sussun diye, ağladığı zaman oyuncak alır. Kırar, tekrar alır.’ ’Başından savmak ‘’ İçin. Çocuk, nesnelerle tanışıp, bunu paylaşmalı.. Oyuncak deyip de geçmemeli. Çocuğun; fiziksel, zihinsel beceri alanlarına hitap etmeli.. Ki yaratıcılığı gelişsin. Doğal yeteneği kolaylaşsın eğitimi zenginleşsin. Böylelikle çocuğun güven ve hayal dünyası gelişir.. Bunlar için okul öncesi eğitim önemli. Yeşil alan da, ha keza... Apartman çocukları ‘’ Sünepe ’’ yetişiyor çaresiz.

Şimdi ‘’ Oyuncak müzeleri ’’ bile açıldı. Sunay Akın, öncülük yapıyor. Koskoca köşkünü bu işe ayırmış;

‘’Her akşamüstü oyuncakçı,

Camlardan,

Çocuk ellerinin, İzlerini, Siler’’ diyor, Sunay.. Ve ekliyor: ‘’ Oyuncak müzesini ziyaretten çıkan anne, bir elinde çocuğunu tutar, diğer elinde kendi çocukluğunu..’’ Toplumlar, müzelerden geçerek aydınlanır bence. Toplum kalkınmadan önce, müzeler kurulmalı, oralardan geçmeli.. Önce aydınlık.. Aydınlık.

‘’Kapımı çalarsan bir gün,

Eşikteki ayakkabılara aldanıp, evimin içini kalabalık sanma..

Atmaya kıyamayan annem,

Bütün ayakkabıları dizmiş yalnızlığıma, diyor Sunay Akın...

Duyarız. Kızlar bebeklerini bezden yaparmış.. Şimdi her yerde oyuncak mezarlıkları dağ gibi.. Gidin çöplüklere bakın. Baktım ben.. Kim derdi ki, şimdi de ‘’ Oyuncakların müzesi ’’ kurulacak diye. Oldu işte!

Çocuğun hayal dünyası zengin olmalı . Kendisine güveni tam olmalı ki, başarsın hayatta. Tökezlemesin .. Şimdilerde akla geliyor dizilerin bazıları çocuklar için zararlıdır diye. Vurdu’ lu, kırdı’ lı şiddet gösterisi, genç dimağlarda ‘’ İz ’’ bırakır. Telafisi olmayan komplikasyonlar doğurur. Telefi edilmek istense de artık çok geçtir. Ağaç yaşken eğilir zaten.

Şimdi yeni bir akım, yeni bir anket sorusu.. ’’Kurtlar Vadisi ’’ dizisi kaldırılsın mı?Her kafadan sesler... Türlü çeşitli, , Buram buram.. Allı, morlu, fıstıki, ebruli ve sincabi renklere bürülü.. İyi ki so-ruldu yani. Bakalım neler diyorlar: ‘’ Bu, RTÜK’ün saçmalığıdır. Onca ahlaksızlıklar varken, bu film kaldırılamaz.. ’’ ‘’Bahane.. Çocuk gelişimine aykırı ve halka zararlı fikirler, aşılamasıymış. Hadi canım sen de’’ ‘’Bu filme gelinceye kadar o kadar çok dizi var ki, ana sınıfındaki çocuklara bile arkadaşlık kavramından önce sevgililer edindiren çizgi filmlere cinselliği sokan kim? ’’ Bir başka yorum: ‘’RTÜK’e gelen %85 şikayet kaldırılsın diyor. 3-5 kişinin ürünü değil bu. ’’ ‘’Korkunun ecele faydası yok. Sansürle hiçbir yere varılamaz. Söz biterse, kavga başlar..’ ’’’O zaman bütün Amerikan filmlerine sansür gerekmiyor mu? ’’ ‘’Bu karar, sözde çocukları ve gençleri bahane ederek halkın bu eşkiyaların teröristlerin gerçek yüzlerinin görülmesini engellemek’’ ‘’ Anne babalar. Sesinizi yükseltin. Bu tür dizilere ‘ Hayır ’ deyin. ‘’ Çocuklar film kahramanlarına özeniyor ise, SPIDERMAN bile sakıncalı oluyor bu durumda ’’ Hürriyet bu yorumların sahiplerine, çoluklu çocuklu olup olmadıklarını da sorsaydı keşke.. ; İşte.. Ortaya atılan bir taş.. Çeşit çeşit taşı bulma savaşı için edilen lafların özeti. Çoğunluk, ’’ Çocukları’’ a yer vermiyor bile cevaplarında..

Bağlık bahçelik yerlerde yetişen çocuklarla, apartman çocuğu arasında farklar pek çok. Eskiden, ’’Saldım çayıra, Mevla kayıra’’ denirdi.Çocuklar, bütün gün oyununu , oyuncaklarını oynar gibi hayatını oynardı. Hayaller sınırsızdı. Onun dünyası zengindi. Belki de oyuncak, onun yanında manasızlaşıyordu bir bakıma!

Küçüklüğümde de beni çayıra saldılar. ’’ Başımızdan eksik olsun ’’ diye tabi.. Pantolon ayakkabı ve saire’ den kaleler yapardık çimenlere. Akşama, pantolonsuz geldiğimizin farkına bile varamazdık. Sabah gider aynı yerde bulurduk. Şayet inekler gelip üstünü pisleyip de örtmediyse..

Oyuncağımız toptu. İnek sidikliğini meşinin içine tıkıştırır, şişirdik mi top, yampiri yampiri süzülürdü havada. Kelecileri ters yatırır, şaşırttırırdı... Oyuncağı kendimiz yaratırdık. Sinemacıdan kırptığı filmleri isterdik. Onları, bir karış boyunda, ucunda mercek bulunan konik bir borunun öbür ucundaki yerine filmi ters olarak , mat tarafı dışa gelmek üzere takıp, buraya ayna ile güneş ışığı verirdik. Sinemamız, bulutlu havalarda çalışmazdı.

Bartın’ da her evin bahçesinde mutlaka bir taş fırını vardır. Bizim fırının içinde kocaman kümes vardı kafessiz. Tüneklerde tünerlerdi tavuklar. Mahalleye haber salardık. Sinemamız başlıyor diye. Elinde minderleriyle gelirdi kadınlar. Kocaları sinemaya götürmezdi onları. O gün, tavukları dışarı kovalardık. Tavuklar sinema seyretmezdi.

Film başlardı. Film, film içindeydi ki, tadından yenmez.. Şimdi ilkten yazılar geçerdi. Rejisör en son-da olurdu. Kümes duvarına anamın yatak çarşafını asardık. Film kovboylarla başlardı. A ...a.! ..bir ses: ‘’Renkli film isteriz!’’ Hoppala. Sinemacıdan renkli film alamadık ki gösterelim. Ossaat onun da çaresini bulurduk. Şekerlemelerin renkli kağııtları olurdu. Hemen onu ıslar, acele kurutur film diye takardık yerine.

Eh! Pırıl pırıl mavi gökyüzü.. Amazonlar, çağlayan sular.... Sıra dağlar, kanyonlar, depderin vadiler, büyüyerek çizgi çizgi perdeye aksederdi. Ve bir alkıştır kopardı. Anlardık ki müşteri memnun renkli filmden.

Elde bir SON yazısı bulundururdum. Anam gelmeden, onları film biter bitmez sepetliyeyim diye. Koyduk yazıyı. Millet kıpırdamaz yerinden. Meğersem ters koymuşuz. Ekranda'' NOS '' okunuyor. Hay Allah.. Tam bu sırada içeride bir patırtı kopmaz mı? ! Bağrışlar, çağrışlar... ‘’Bir sen eksiktin '' diye elbirlik edip, içerde kalan tek bir tavuğun peşine düşmüşler, kovalıyorlar onu yakalamak için. Bir Sen eksiktin ‘’diye söyleniyor birisi: ’’ Hep senin yüzünden bitlendik.. Amanın başımıza gelenler ..Bir başkası da: ’’Sinema diye bizi kümese tıktın bitlendirin: ’’ Al bakalım.!

Renkli film isteyen Ayhan arkadaşımın anası Mihriban Hanım teyzem.. İyi mi? Al burdan yak... Bu kadarla kalsa iyi.. Bir yandan haşır haşır kaşınırken millet, bir yandan da paralarını geriye isteyenler de var. Neyse hallettik. Kurtulduk bu işten.. İşte böyle böyle.. Memlekette oyuncak vardı da biz mi oynamadık mı yani.. Şimdilerde bu söz moda ya!?..

Bizde oyuncaktan bol ne var. Öbür hafta, kardeşimle birlikte bir tiyatro kurduk. Ben Raj Kapoor’ u oynuyacağım. Mihriban'ımın kızı da benim sevgilim olacak. Anamın pencere perdesini çıkarıp, onu tele astım makaralı olarak. Başrol oyuncusu , rejisörü, perdecisi, bilet keseni, her şeyi ben... Evin misafir sandalyalarını merdiven üstüne tek tek, sırayla dizdim.Her birinin halısını da üzerlerine koydum..Anamın sandalya halıları pek kıymetlidir..Bir yakalarsa bizi, yandık ki yandık!..Abovvv!!... Çalar saati kurup çaldırdım. Ve perde açıldı....Raj kapoor şarkı söylüyor :'' Avare mu!..'' Uzuyor şarkı. Sevgisi yatakta gözü yaşlı kolları uzanmış Kapoor’ una bakıyor ağlamaklı. Sonra da hıçkırıklar arasında yastığa kapanıp kapanıp aryalar söylüyor..

Kıza sarılıp teselli edeceğim sırada, kız beni resmen itiyor. Provada dedikleri aklıma geliyor hemen: ’’ Ben kendimi herkese kucaklattırmam! ’’ fiyasko olmasın diye sarılmaktan vazgeçiyorum ama öyle hırslanmışım ki, kızın küçük parmağını hızla kıvırıyorum...acımasızca... Kız şimdi de role kendisini uydurup arya söylüyor güya ama, bas bas bağırıyor. Belli ki eli fena acıyor.. Arada gözün çıksın ah ''Elim! '' demeyi de ihmal etmiyor yani... Bereket arya olduğu için pek anlaşılmıyor ne halt ettiği..

Aaaa!.. Kız susmaz! Çaktırmadan ‘’Sus’’ dedikçe zırlamaya döndü iş.. Ben şarkıyı belki üçüncü kez söylemeğe mecbur kaldım. Bir de baktım ki, seyircilerde de gözlerinin yaşını silen var..

Sen misin bangır bangır ağlayıp da, arada söylene söyle arya söyleyen!... Üst katta anam duymuş bu feryatları.. Şipidik terlikleriye şak şak şak inmez mi merdivenlerde aşağı.. Sahne kapısı bir açıldı ki, anamla karşılaştık!.. Şaşkın, perişan.. Karşısında bir alay seyirci.. ’’İki gözünüz kör olmasın inşallah’’ demeğe kalmadı, kızın zırıltısı bir anda kesiliverdi. Elinin acısını unutarak, bir fırlayışı var ki sokak kapısına, görmek lazım. Sokağa, seyircilerden önce atıverdi kendisini. Seyirciler daha önceden fırlamışlar dışarı zaten... Herkes. kendisini bir anda sokakta buldu.. Sanki zelzele olmuş gibi...Birisi de hayıfla söyleniyor: ’’Ne tiyatro imiş be!!’’

Seyircilerle, aktörlerle beraber kendimizi bir anda sokakta bulduyduk. Ok gitti gider. Hiç kimse çağırmasın geriye.. O günler bir daha gelmez..

Gelmez ki gelmez!!.

R.Altları: En üstte üç katlı mustakil evimiz..Her gece, değişik katların, değişik odalarında yatmayı severdim..Altta da tiyatro ve sinemacılığımdan esinti resimlerle, oyuncaklar , Sunay ve Raj Kapoor görülüyorlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kız arya söylesin anne duymasın olacak iş mi? Biz de şanslıydık, geceleri bütün mahalle çocukları sokakta oynardık. Büyükşehirde çocukluğu geçmiş biri olarak (amanın oğlan büyümüş bile) oğlum da şanslıydı. En azından yan taraftaki parkta futbol oynabiliyordu. :))

derinmavi.. 
 28.07.2007 23:45
Cevap :
Çocukluk anıları.Tükenmez.Bir daha da geri gelmez.Birileri gayret edip geri getirmeli.Sen,ben o..Onlar,bunlar geriye getirebilir ancak.İşte.Onu yapıyoruz hepimiz.  29.07.2007 10:47
 

Yazınızı okuduktan sonra aklıma şöyle bir soru geldi: Acaba bundan 30 sene sonra bugünün çocukları, çocukluklarını nasıl anlatacaklar?... Hayal ettim: Bizim chat odasında bi cinyıs vardı, nick'i lgkrptoy idi... bu çocuk bi virüs programı yazdı, mahalledeki bütün bilgisayarlara bulaştırdık. Sonra da ben elimde antivirüs program CD'si hepsini tek tek dolaşıp temizledim para karşılığı. İyi para kazandık :)) Ne mutlu ki böyle yaratıcı ve renkli bir çocukluk yaşamışsınız... Hoşçakalın

Feyhan 
 12.03.2007 17:42
Cevap :
''Çocukluğunu,hala daha cebinde taşıyorsa bir insan'' o insanın çocukluğu iyi geçmiştir muhakkak.Yaratıcılık,kendiliğinden geliyor zaten..Bu hal,hayattaki başarısının bir mihenk taşı oluyor.Herkes için farklı bu başarılar.Mesela benim çok çok iyi geçti çocukluğum.Ama,hayatta başarılıı değilim.Devirler değişiyor.Virüslerle,solucanlarla uğraşıyor şimdikiler.Anlatsa anlatsa,onun çocukluk anıları içindse,olsa olsa bunlar önemli yer tutacak.Benim hala daha elektrikli trenlerim vardır..Halının üzerinde onlar geçsin diye tüneller yaparım..Köprüler yaparım...Işıklandırırım..Kasvetli geceler içinde,trenin sesini veririm..Senaryo icabı treni haydutlara soydururum..Bütün bunları video'ya alırım...Video Kameraya rağmen,o basit makine ile tek kare film oynatırım.Manzara gösteririm yazdığım şiiri okurken,kameraya bağladığım wolgmenle dıştan ses efekti verirm.Yorulduğumda da,oyuncaklarımın yanına uzanır,bir güzel uyurum...Rüyalarımda sinemalar görürürm.Sinemalarımda derin sulardan inciler çıkarı  12.03.2007 18:26
 

Sevgili Muzaffer Bey, yazınız beni ilk satırından son satırına kadar nerelere götürdü bir bilseniz. Kah çocukluğunda bez bebeklerle oynayan sarışın kıza, kah avere filmini izleyipte gözyaşları içinde izleyememiş arkadaşına anlatan pembe çiçekli beyaz elbiseli kıza...NASIL RENKLER BUNLAR ÇOĞU RENGİ SİZDE YAZILARINIZDA TADIYORUM...Memleketimiz renklerini kaybetmiş, başkalarının renklerini çalmaya ve bu renkleri kirletmeye çalışan insanlarla dolu.Ne mutlu size gökkuşagı gibisiniz. YANAKLARINIZDAN ÖPÜYORUM. Esen kalın

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 22.02.2007 11:12
Cevap :
Ya gardeş mehu,asuman kataramu,Avara mu...Avaramuu/Garibarnehi,garibarnehi Müçseki skop yarnehi///Insan nazaran kandeğer katara mu.Avara mu...Avaramuu//Abat nehi,berbat nehi,katahu şike gıtmegarga,tahu şike gıtme garrr./Zahmu sabarata, na hamurata sınama gardı mekkı nazar../Dünyaaaaaaaaaaaaa,dunya metheretir,kayhatamiti,kamaramu Avaramu...Avaramu../ Unutmamışım bak.Van-Erciş'te göle kadarki on Km.lik yolu yürüdüğüm müddetçe bu şarkıyı söyleye söyleye giderdim .Geçtiğim köyün kız ve erkekleri,benden öğrendikleriyle yoluma çıkıp çıkıp bu sefer bana konser vermeğe başladılar zamanla..Bir mutlandım ki,sorma. Ki,o ilçeye AVARE filmi gelmemişti.Ve de sinema yoktu.Elbise ve ayakkabılarla Van gölüne,şarkımı (Ki kaçıncısını söylediğim) söyleyerek girer ve bir silkinirdim,tertemiz olurdu üstüm başım.Sonra kuruturdum..Bir piknik..Ardından bir uyku...Aynı şarkılarla kışlaya dönüş...Ormanlardan geçerek..Şarıkılarl dinleye dinleye.. Söyleye söyleye...Gökkuşağı tabirinize bayıldım.Layık mıyım ?Tşk  22.02.2007 12:46
 

Siz şimdi eminim Urla'lı Tanju Okan'ı da seversiniz. Hani der ya o: "Bir rüzgâr esti taaa eskilerden. Yıkılmış evler ve depremlerden. Oyuncak yaptım kendi kendime. Üst üste dizilmiş tezeklerden. Çocukluğum çocukluğum Eksik bir şey var Anlıyamıyorum O zamanlardan yasaklamışlar doyasıya doysıya ağlayamıyorum." Ama sizin çocukluğunuz Rıfat Ilgaz'ınki gibi güzel ve naif geçmiş. İyi ki öyle olmuş. Demek Raj Kapor numaraları ha :))

vakayinüvis 
 21.02.2007 0:32
Cevap :
Tanju Okan'ı nasıl sevmem!? Arkadaşımdı o.İlk Aspendosta tanıdım.Anons ettiler.Geldi,deldi sahnenin tam ortasında durdu.Son ön tarafa oturup ayaklarını sahnenin önünden aşağı salladı.Elinde mikrofon.Başı öne düşük ve suspus...Halkta,şimdiki gibi şımarıklıklar yok..Halk,uzun müddet sessiz ve üzüntü içinde seyretti,seyretti onu..Sonra kaldırıp kulise götürdüler.AVARA MU...Ya gardeş mehu asman katara mu,Avaramu/Garibarnehi,garibarnehi/Müçseki sikop yarnahi/Insan nazaran kandeğer katara mu,Avara mu/Abat nehi barbat nehi katahu şike gitme garda /Zahmu zeberati na amurata,sınama gardi mekkı nazar./Dunyaaaaaaaaaaaaaa,Dunya metarati kayhatamu/ Avara mu...Avaramu....Sevgili Öğretmenim benim..Anılarımı debreştirdin.Unutmamışım bak sözlerini..''Senin için '' söyledim'' Erciş Askerlik yılları.Sinema yok şehirde ama,halk bu şarkıyı biliyor.Göle her haftasonu yürür(1O Km)Elbiselerimle suya girer.Bir silkelenirim suda.Çamaşırım tertemiz olur.Yol boyunca bu şarkıyı söylerdi.Ve herkese öğrettim.Tşk.  21.02.2007 8:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 864
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster