Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '21

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
55
 

Benim Yalnızlık Maceram

Üç kardeşin ortancası, ailenin tek kızı olarak pek bir sevilerek ve korunarak büyüdüm. O zamanlar çok arkadaş canlısı bir yapım vardı, daha ilkokulda bile tüm sınıf dostumdu. Annemin benim için hazırladığı doğum günü partileri öncesi o tatlı heyecandan uykularım kaçar, sevinç ve mutluluk içinde 30-40 çocuk evin altını üstüne getirirdik, sevgili annem de hiç gocunmazdı. 20'li yaşlarımda da öyle, çok sosyal, bir sürü arkadaşı olan bir genç olarak mutluydum, partilerde gezer, kendim de davetler verir, insanlarla birlikte olmaktan zevk alırdım. Yalnızlık mı? Hiç sevmezdim. Üniversitede sınavlara bile grup halinde çalışır, notlarımızı paylaşırdık. Sosyalliğin verdiği serotoninin enerjisine kapılmış gidiyordum. 
 
Sonraki yaşlarımda, 30-35 gibi, yavaş yavaş bu sosyalliğimi kaybetmeye başladım. Sanırım insanlar benim tanıdığım kadar iyi niyetli değillerdi. Yüzüne gülüp arkadan konuşmalar, kıskançlıklar gibi insan tabiatının sevimsiz taraflarını keşfetmeye başlamıştım. Bunları görmek beni üzdü, hayal kırıklığına uğrattı. Ve insanlardan uzaklaştım. Büyüme ve olgunlaşma sürecim böylece başladı. Kendimi keşfetmeye, hobilerime daha fazla zaman ayırmaya başladım. Seneler içinde kendimi geliştirdim ve insanları çok daha az çevreme kabul ettim.  Kendi kendimle mutlu olmayı, yalnızlığın erdemlerini öğrendim bu süreçte... İnsan bir kere bu zevki aldı mı zor bırakır. Yalnızlığı gerektiren aktiviteler, örneğin resim yapmak, yazı yazmak, kitap okumak, gibi uğraşıları büyük keyifle yaptım, hala da devam ediyorum. Yalnız başına bir cafe'ye gidip sabahın ilk kahvesini gazetelerimle, dergilerimle birlikte yalnız başına içmenin keyfine vardım. Sinemaya giderken illa birinin programına uymam gerekmediğini, kendi kendime filmin keyfini çok da güzel çıkarabildiğimi gördüm. En içten ve en dürüst arkadaşımın kendim olduğunu öğrendim. Beni tamamlaması için yanımda insanlara ihtiyacım olmadığını, tek başıma "tam" olduğumu idrak ettim. Bu ne büyük bir rahatlıktı, anlatamam!...Eskiden "sıkıcı" bulduğum yalnızlık, artık "huzurlu" ve hatta "verimli"
geçiyordu!
 
Bu demek değil ki hep yalnız dolaşıyorum ve insanları sevmiyorum. Elbette arkadaşlarım yine var ama çok daha seçiciyim bu konuda...Gerçekten iyi karakterli ve kafa dengim insanlarla görüşüyorum. Yalnız kalmamak için değil, onlarla beraber olmayı tercih ettiğim için, birbirimize değer kattığımıza inandığım, gönlü güzel dostlarım var. Yalnız geçen zamanım ile sosyal hayatımı dengeye oturtmuşum bir de baktım ki...Yüzeysel konuşmaları azaltmışız, derin sularda yüzmeye cesaretimiz var. İşte böyle dostlukları inşaa ettim zaman içinde...Şimdi arkama yaslandım, bu olgun dönemin tadını çıkarıyorum.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 94
Kayıt tarihi
: 08.02.21
 
 

Merhaba, bu blogda yaşadıklarımdan, ilgi alanlarımdan,...alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster