Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
381
 

Benimle evlenir misin?

Benimle evlenir misin?
 

Memleketimin çok önemli meseleleri var ama, ben evvelce yazmış olduğum ve ara ara yazacağımı belirttiğim şu malum TV’de evlenme programlarından yine bahsedeyim dedim.Zira memleketin hali pür melâlini bu tür programlardan anlamak çok daha kolay.

Esasen ülkemdeki kurumlar birbirleri ile sürekli itişip kakıştıklarından ve tepelerdeki fırtınalar çok şiddetli cereyan ettiğinden biz “göbeğini kaşıyan, balık hafızalılar” fırtına ve boranlardan bu tür programları izleyerek kurtulacağız herhalde!!!

Gelelim konumuza:

Amcam Merkez Bankasından emekliymiş, evlenmeye gelmiş.
Yaşı ileri ama her halinden evlenmeye can attığı belli.
Bir hanımı da görmüş beğenmiş.
Malum tanışma, konuşma fasılları, sonra da hooop stüdyo arkasına…
Yaklaşık on beş dakika alkışlar eşliğinde “Tamam, evleneceğiz” kararı…
Görev tamamlanmıştır…

Bu programın üzerinden biraz zaman geçiyor (sanırım üç ay), amcam yine sahnede…
Sunucu soruyor amca ben seni evlendirmedim mi yine niye geldin?
Amca anlatıyor, dertleniyor.

Bakın neler olmuş?
Amca hanımı görünce bir dakika olsun peşinden ayrılmıyor. Hanımın yaşadığı şehre gidiyorlar ve evlilik başvurusunda bulunuyorlar.
Ama yaşlı amcam diyor ki önce hoca nikahı yapalım ki dine uygun olsun.
Kadın tamam diyor ve imam nikahı yapılıyor. Amca hanımın evine misafir oluyor sonra da hanım yeni beyinin evine gidiyor.
Sonra ne mi oluyor? Resmi nikah işi sulandırılıyor.
Amca bu arada hanımından şikayete başlıyor. Yok sigara içiyormuş, yok masrafı çokmuş, yok şu, yok bu…

Şimdi burada, kimin ne elde ettiğini ve kimin ne kaybettiğini varın siz düşünün.

***

Orta yaşlarda bir hanım ekranlarda feryat figan…

Eşim öleli çok oldu, çocuklarım evlenip gittiler, yapayalnız kaldım, evlenmek istiyorum…
Eşimden bağlanan emekli maaşım var, evim var, arabam da var ama ben artık gezmek dolaşmak, hayatımı yaşamak, mutlu olmak istiyorum…”

Körün istediği bir göz Allah verir iki göz…
Hemen talipler çıkıyor.
Hanım pek neşeli..Sonunda adayı da beğeniyor.
Hem de ne beğenmek, neredeyse adamı stüdyoda yiyecek.
Ne zaman evlilik diye soruluyor.
Hanım da, koca adayı da "En kısa sürede inşallah" diyorlar.

Stüdyodaki misafirlerden biri evlilik delisi hanıma “Evlenince, sana ölen eşinden bağlanan emekli maaşı kesilecek, biliyorsun değil mi” diye soruyor.

Hanım uyanık… “Aaaa…Onu da bize bırakın artık” diyor.

Şimdi burada ne tür bir oyunun döndüğünü varın sizler düşünün artık…

***

Bir diğer adaysa dizilerde oynayan kel kafalı biri.
Sunucular pek seviniyor, bu oyuncu bey programlarını ciddiye alıp geldi diye.

Aslında yaptıkları çok doğru bir şeymiş.
Bu kanala gelindiğinde tüm memleket bu kanalı izlediğinden görülme, tanınma ve eş bulma şansınız çok yükseliyormuş.

Kendinizi bilmem kaç milyon seyredene pazarlamanın böylesi sanırım hiçbir yerde görülmemiştir.

Bu komedide işin acı ve düşündürücü yanı bu sözleri sarfeden beyin bir zamanlar hayır hasenat işleri ile uğraşan, Deniz Feneri derneğinin kurucularından olması.

Nereden...nereye?

Sen tüm ülkeye kendini, Allah rızası için fakir fukaranın yardımına koşan biri olarak tanıt, sonra şiirler okuyan, magazin programlarında yer bulan bir noktaya getir, ondan sonra da bu hale düş...
"Bu hale düş" diyorum zira bence bu, dibe vuruştur.

Bu programdaki konumunun adını koymaya veya zikretmeye dilim varmıyor.

Varın o adı da sizler düşünün artık.


***

Yine bir yaşlı amca evlenmek istiyor.
Yaşı hayli var ama dinç görünüyor. Çiftliği varmış…
Adaylar dizi dizi…
Amca tüm adayları görmek istiyor.
Hanımlar kendilerini anlatıp duruyorlar amcaya…
Ve sonuncu aday görünüyor kapıdan…
Bu diğerleri gibi yaşlı değil daha genç, daha başka bir kadın…
Ürkek, tedirgin ve hüzünlü bakışları var.

17 ağustos depreminde eşini kaybetmiş ve o günden sonra yardımlarla ayakta durmaya, çocuklarını yetiştirmeye gayret etmiş.

Sunucu soruyor “Neden buraya geldin” diye.
Soruya bak !

Hanımın gözlerinde yaş.

Yardım istemekle, verilen yardımlarla ayakta kalmaya çalışmaktan, yaşamaktan yoruldum” diyor.

Çaresizlik insanları nerelere getirip, ne durumlara düşürüyor.

Sahi "Sosyal Devlet" ne demek?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

cetinankara (18:29) Sn.Altınöz;Benimle evlenirmisin.? Başlığı altında yayımlanan yazınızı okuduktan sonra; SORUYA..! cevap vermemek çok ayıp olur.! diye düşünerek "cevaplamaya" karar.! verdim..! Bilirsiniz. Ağır Ceza'da " İdam Kararları" kesinleşip,karar "suçlunun yüzüne karşı" okunduktan sonra; "Hakimler Heyeti"; Suçluya;" Son olarak söyleceği bir şey olup olmadığını sorarlar ve sonra, hep birlikte "kalemlerini kırıp yere atarlar.." NEDEN...? Bir başka soru da şu: Bir hakkın kötüye kullanılması "Ülkemizde maalesef vazgeçil mez olan bir "dürtüdür".! NEDEN..? (4).cü "güç" olarak isimlendirilen Medya yine ülkemizde yeterince "denetlenemiyen" bir güçtür.! Denetlenemeyen bir güç "güç değilse.? ortaya değindiğiniz manzaraların çıkması nasıl önlenmelidir. NEDEN,NEDİR..? Sonuç;Çağdaş anlamda ve gerçek yüzü ile "kumsallaşamamış ülkelerde;Böylesine şaşırtıcı tablolar maalesef, YAŞANACAK ve devam edecektir..! Esenlik dolu günler dilerim. 11.06.2008 18:43

Cetin Ankara 
 11.06.2008 18:54
Cevap :
Ahy Çetin bey, gerçekten güldürdünüz beni...O başlığı atarken hiç aklıma gelmemişti farklı da algılanabileceği...Sağolun gülümsettiğiniz için...Meselenin özetini mükemmel yapmışsınız.Sonuç kısmı ise tam bir siyaset dersidir bence. Açıkçası sizden öğrenilecek pek çok şey olduğuna inancım tamdır. Lütfen siz de bir blog açıp yazınız. Derin hürmet ve saygılarımla 11.06.2008- 22,39  11.06.2008 22:46
 

Ben de bu tür programalrı "insan analizi yapmak, insanları çözümlemek" amacıyla zaman zaman seyrederim. Aklımdan neler geçer, neler düşünürüm.. Başka bir dünya gibidir, siz beni anlıyorsunuz.. Sanırım ben de sizi anladım. İzninizle bir de ekleme yapayım kendi adıma: NEden sanal dünyadasın? diyor dostlar. Anlam veremiyorlar benim sanal faaliyetlerime.. İNSANı tanımadan kendini tanımak mümkün mü? Kendini tanımadan bir şeyleri anlamlandırabilmek mümkün mü? Anlam yoksa, madde olmuş/olmamış.... Neyse.. Ben size saygılar sunuyorum. İyi ki sizler de varsınız buralarda da, ümidim hep taze kalabiliyor..

Mehmet Arda 
 11.06.2008 15:12
Cevap :
Mehmet bey, Sizi anlıyorum, anlaşıldığım gibi... Ben sanal dünyadan rahatsız değilim.Şöyle ki: 1- Sanal değilim ve uyduruk bir ismin arkasına gizlenmiyorum. İnternetin ülkemizde başladıgı zamandan beri kendi ismimle vardım, yaşadığım sürece de öyle olacak.(öyle olmayanları da kınamam elbette) 2-Sanal dünyada şahsıma zarar verebilecek, adımı kirletecek en ufak bir yöne meyletmiyorum.Çizgim temiz ve düzdür. 3-Yine bu dünyada oldugu gibi değil de olmak istediği gibi görünmeye çalışanların var oldugunu biliyorum ve onları da anlayışla karşılamaya çalışıyorum. Zira dediğiniz gibi insanı tanımanın bir aracı da sanal dünya...(ancak işim gereği insanları tanımak için ayıracak zamanım inanın hiç olmuyor) 4-Sanal dünyanın bir faydası da usumuzdakileri yazıyor ve tanımadıklarımızla paylaşabiliyoruz. Onların yorumları, eleştirileri bize yeni penceler açabiliyor. 5-Ben sanalda olsa üreten her isme saygı duyuyorum. 6-İyi ki sizler de varsınız. Saygılarımla  11.06.2008 22:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1943
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster