Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
161
 

Benimle oynar mısın?

Benimle oynar mısın?
 

His ile gerçek arasında sıkışmış insanların hayalleri, diğerlerinden daima daha fazla ve daha renklidir. Hayaline ortak olmak isteyen, gerçek dışı kendisi gibi hayalleri olan kişileri çabucak hayatlarına alırlar. Oyun keyiflidir. birlikte hayal kurmak eğlencelidir. Gerçekleşme olasılığını ölçümlemez, sorgulamaz, en çok neyi ne kadar yaşamak istiyorlarsa sınırsızca iki hayalden birleşmiş kocaman bir hayal dünyası yaratıverirler.

Evcilik, doktorculuk oynamak bir çocuğa ne kadar keyif veriyorsa o kadar da haz alırlar. Bir role bürünürler. Aynı ortamda bir aradayken oynadıkları hayal dünyanın içinde her şey mucizevidir. Harikadır. bitsin istemezler. Sokakta top oynayan çocukların annesinin seslenişine “beş dakika daha anne” diyerek yalvarmaları gibi ortamda kalma hevesindedirler.

Gerçekler hayal ettiklerinden daha ağır bir şekilde üzerilerine yıkılmış onları kendi enkazlarının altında sıkıştırmaktadır. Bu sıkışıklık içinde biraz nefes almanın yolu, tutunduğu belki de hiç bir zaman gerçekleşmeyeceklerine emin oldukları hayallerdir. Sadece dinlemek duymak telaffuz etmektir hoşuna giden. Mucize peşinde koşmayı çoktan bırakmıştır. Fazla mükemmel görünen hiç bir şeye inancı kalmamıştır artık ama yine de hayaller güzeldir.

Aynada kendi yansımasını gördüğü mutlu yüzler, mutlu olmayı düşünen sevgi huzur dilenen hayalleri olan biri ile rastlaşmak oyunu başlatan buton olacaktır.

Düşünürsünüz. Bazen kalabalıkta, bazen onca kalabalığın içinde yalnız yolculuğunuzda, bazen sevdiklerinizin yüzündeki izlerde, minik mimiklerde sorgularsınız kendinizi gerçekliğinizle yüzleşir oyuna son verirsin. Hayal arkadaşından uzaklaşınca gerçek dünyanın zerrecikleri zihninizi işgal eder. Biri çimdikler ve uyanıverirsiniz.

Uyanmak istemiyorsunuzdur. Gerçeğinizin bilincinde yeniden umutlanabilmek, hayal etmek ne güzel. İnanmak, yeniden ve gerçekten birine güvenebilmenin mümkün olduğuna şahit olmayı dilersiniz.

İnanmak istiyorum evet. Hala yaşayan mert, namuslu, dürüst, gerçekçi, özel ve güvenilir insanların var olduğuna inanmak istiyorum. Hepsinin birden nesli tükenmiş olamaz öyle değil mi? Ben farkında olmadan başka bir boyutta mı sıkışık kaldım? Bu saydığım meziyetli insanların çok olduğu dünya nerede? Nereye taşındı bu insanlık? Adamlık, kadın gibi kadınlık tanımlarının muhatapları nerede? Ya geride kaldım ben ya da fazla ilerledim yolumda.

Ulvi kişilerden ilahi öğretilerden meditatif çalışmalardan, olumlamalardan öğrendiklerimiz kendi gerçekliğimizle yaşamaktı hani? Tamam kendi gerçekliğimizi muhafaza ediyoruz, oyunun farkında ve kendi hayatımızın içinde kabulleniş ve teslimiyet ile yaşıyoruz. Bu bizi nereye götürüyor? Biz gerçeklik yolunda ilerledikçe yalnızlaşıyoruz sanki. Gerçek olmadan, olduğu gibi, olağan kadar yaşamayı alışkanlık edinmiş, civa gibi kabına göre şekil alan onca müsveddenin içinde hala hayat sahnesinin keyifli bir platform olduğuna inanmak ne kadar mümkün olacak ki?

Çok şey istiyorum belkide. Dürüstçe, güvenilir, şefkat ve sevgiyle yoğrulmuş, samimi iletişim istiyorum. İnsanlık tanımında olması şart olan kurallardan oluşmuş bir istek benimki. En yakınımdan da yeni tanıdığımdan da emin olmak istemek büyük bir hayal. Evet kabul ediyorum ama en azından benzerlikler olması gerekmez mi? Yani insanı insan yapan hayatı zorlaştırmayan bir takım özellikler istiyorum. Net olmak. hissettiğini de yaşadığını da sahip olduğunu da olmadığını da kızgınlığını da aşkını da huzurunu da alenen net  olarak ifade etmesini istiyorum insanların. İnsan olmasını istiyorum. Bu aşırı bir istek gibi mi görünüyor?

Herkes sadece bir oyunun içinde oyun saati bitesiye kadar yaşıyor olmaktan keyif alıyorsa benim kendi gerçekliğimden sıyrılıp oyuna dahil olmam mı gerekiyor? Ben oyun gibi mış gibi şakacıktan konuşmayı bilmiyorum ki? Hayal kurmayı seviyorum ama hayal konuşmalar yapamıyorum kimsenin hayallerinden vazgeçmesine sebep olmamak için. kimsenin inancını yitirmesine sebep olmamak için kandırmalı, şaşırtmalı, alaycı, konuşmalar da yapmayı bilmiyorum. Kısaca iyi bir oyun arkadaşı olamıyorum.

Benimle keyifli bir hayat oyunu oynamak isteyen insanın, insan olmayı başarabiliyor olması gerekiyor. Asılsız vaadler ile keyifli hayallere eşlik etmek aynı şey değildir. Bu iki durumu birbirinden ayırması gerekiyor. Yapamayacağı, hissetmediği hiç bir şeyi telaffuz etmemesi gerekiyor. Rekabet hissetmemesi gerekiyor. Zihni uyandıracak çakallıklar yapmadan, gerekli durumlarda savunma hislerimi saklandıkları yerden  çıkartmadan oynamaya hazır olması gerekiyor.

İnsanlığınla, oynar mısın benimle?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nichtze'nin Üst insan metafiziği örnekleri yazınızın ana düşüncesi.. Sorular akla gelmeli yazınızı okuyunca.. örneğin et yiyormusunuz?.. önemli bir kıstas çünkü bir başka canlının kesilip parçalara ayrılmasını bilip sonra onun etini yiyormusun?.. sonra yalan söylemek zorunda kaldınız mı hiç?.. zuar gider bu sorular "henüz" İnsan canlısının genelinde gelişmesi ne durumda?.. tüm bunlardan sonra ne demekse"İnsanlığı oynayacak" biri aramak .. müthiş bir tartışamama konusu tüm bunlar"henüz".. öyle bir "insanlık" yok o yüzden.. selamlar.. düşündürdüğüniz için bunları sağolun

yucel evren 
 10.04.2017 16:47
Cevap :
Sevgili Yücel Evren, Her zaman sıra dışı yorumlarınızla yazılarıma anlam kazandırıyorsunuz. Teşekkür ederim. İnsan aynaya baktığında kendini beğeniyorsa dışarı çıkıyor. İnsanlığına da bir göz atmalı arada sırada. İnsanlığını beğeniyorsa insanlık beklemeli belkide. Sayenizde et yeme olayına son veresim geldi. Hiç bu açıdan düşünmemiştim. Doğanın genel döngüsü içinde aç kalmamak için önceleri yenmesi uygun görünen bir besin türevi bu kadar alternatif varken tüketilmese de olabilir ama sadece bir kişi ya da bir az çoğunlukla pek bir değişiklik olmayacaktır. Hayvanlar yine katledilecek, parçalara ayrılıp pişirilecek, yenilecektir illa ki. Burada çoğunluğa uymak zorunda değilim psikolojisini kabullenmek lazım. Betimlemeli bir açıklama oldu belki ama gerçek bu. İnsani ilişkilerde de çoğunluğa uymadan kendi dilimizce kendimizce uyum içerisinde yaşayabiliriz. Bizim et yemiyor olmamız kimsenin derdi olmayacaktır mantığı gibi. Sevgiler.  11.04.2017 11:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 217
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster