Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
124
 

Benzerlik

Benzerlik
 

BENZERLİK


Gün yarım

Dışarıda sensiz bir pazar

Kimbilir daha yaşanacak ne yarımlar var

Yarım kalmış hatıralar

Yarım bırakılan sevdalar

Belki de yarımlara bile hasret yaşayan

İnsanlar var…

(Yağmur Tanyıldız)

 

Otuz yıl geçmişti aradan.

Tam otuz yıldan beri görmemişti onu. Sadece kendisinden sonra evlendiğini, Davutlar’a bir daha hiç uğramadığını, hiç karşılaşmadıklarını biliyordu.

Şimdi çok uzaklarda olmalıydı Tahir. Belki Salihli’de, belki Menemen’de, belki Dikili’de, belki de Ayvalık’ta… Gençliğinde her gün beraber olduğu, her gün gördüğü bir insanı yıllardır görememek, ondan hiç haber alamamak, sesini duyamamak…. ne acıydı.

Doktor Fahri Bey’le karşılaştığında birden bunları hatırladı.

Aman Allah’ım, Fahri Bey ne çok benziyordu ilk aşkına. Gözler, kaşlar, çene, burun, boy, pos tıpatıp aynı. Bu kadar benzerlik olamazdı. Acaba o mu, kendisi mi diye şüphelendi bile.  Tahir’in de şimdi saçları böyle ağarmış olmalıydı. Onun da yüzü biraz tombullaşmış olmalıydı. Hatta onun da göbeği biraz şişik olmalıydı şimdi. Ama olsun, Tahir’i ne kadar çok andırıyordu.

Dr. Fahri onda büyük bir heyecan yaratmıştı. Kalbi küt küt atıyordu. O gün sıkıntılı olduğu halde birden canlanıvermişti. Eski güzel günleri gelmişti aklına.

Gencecikti. Hayata tozpembe bakıyordu. Neşeliydi. Şarkılar söylüyordu. Havalarda uçuyordu. Enerji doluydu. Sevginin verdiği güçle hiçbir şeye aldırmıyordu.

Tahir’le yalnız başına dolaşırlar, birbirleri ile dertleşirler, sık sık sahil sitelerine gidip denize girerlerdi. Bazen minibüse atlar; Kuşadası’na, Selçuk’a, Söke’ye gezmeye çıkarlardı.

Kuşadası… Doğanın harikası… Çarşıda dolaştıklarını, Güvercinada’yı turladıklarını, iskelede oturup Tahir’le balık avladıklarını anımsadı.

Doktor Fahri ondaki bütün duyguları depreştirmişti. Bu benzerlik herhalde benzerliklerin en güzeliydi. Yaşlanmaya başladığını unutmuştu. Gözlerine parlaklık, vücuduna dirilik gelmişti. Gençlik günlerini yaşıyormuş gibiydi.

Davutlar’da bulunan tek katlı evlerinin bahçesindeki günleri geldi aklına. Ne güzel sohbet ederlerdi. Ders çalıştıkları da olurdu Tahir’le. Ödevleri hep Tahir yapardı. Bazen de Davutlar dışındaki bahçelerinde şeftali toplamaya giderler, evlerinin önünden gelip geçen insanlara kasalar içerisinde satarlardı. Davutlar’ın şeftalileri mis kokulu şeftalilerdi…

Aklı fikri Tahir’deydi. Rüyalarında hep onu görürdü. Tahir’den gelen mektupları okur okur, öpüp koklar, yastığının altına saklardı. O devirde cep telefonu yoktu, mektup yazarlardı birbirlerine uzakta kaldıkları zaman.

Gönül, Davutlar’da yaşamaya devam ediyor. Ara sıra markette, pazaryerinde, caddede, kasapta, fırında, deniz kıyısında karşılaşıyor Dr. Fahri’yle… Çağrışım yapıyor. Tahir’e benzeyişi, yürüyüşü, oturuşu, kalkışı yıllar öncesini aklına getiriyor Gönül’ün. Tanışıklığı yok ama sanki otuz yıldır tanıyor gibi onu.

İçinden “Tanrım, bu benzerlik ne güzel, ne kadar mutlu kılıyor beni, sanki yeniden gençleşiyorum” diyor.

Şimdi diyeceksiniz ki neden ayrılmışlar Gönül ile Tahir?

Ayrıldıklarına göre bir önemi var mı neden ayrıldıklarının?

Dr. Fahri’nin de kendisini tanıyıp bilmesinin önemi yok.

Benzerliğin verdiği bir anlık heyecan yetiyor ona.

Dr. Fahri de “Bu bayan ikide bir bana bakıyor, beni birine mi benzetti acaba” diye geçiriyor içinden.

Ama, bunun da önemi yok…

Yarım kalmış bir sevginin bile verdiği haz önemli Gönül için…

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 141
Kayıt tarihi
: 09.03.14
 
 

1958 yılında Söke'de doğdum. Esnaf çocuğu olarak ilk, orta ve lise eğitimimi Aydın ili Söke ilçes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster