Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1550
 

Beraber yaşamak için taviz vermek gerekir...

Beraber yaşamak için taviz vermek gerekir...
 

Evlilikle feminzm beraber olmaz...


Baba anaya; koca karıya; aşık maşuka uyguladı şiddet. Vazgeçilmezimiz terbiye aracımızdır her daim hiddet . Kortuğumuzda kaçtığımızda sevdiğimizde hep şiddet, şiddet. Şiddet sizin için ne ifade ediyor ve siz şiddet uygular mısınız? Şeklinde ki bir soruya: Ben şiddete karşı bir insan olarak şiddetin her türlüsünü kınıyorum, gibi harika söylemleri günlük hayatımızda ben, sen, o gibi zamirlerle ifade edilen kişiler ve bunların çoğullarının yanıtı şeklinde duyarız. İyi de toplumsal olaylara baktığımız da en cahilinden en okumuş alimine kadar herkes te bir şiddet eğilim var ve zaman zaman gün yüzüne çıkmakta. Tabi şiddet deyince aklımıza ne gelmesi gerektiğini önce ölçütlendirelim ve devam edeilm. 

 

ŞİDDET NEDİR? Sert, katı davranış, kaba kuvvet kullanma veya kişinin istemediği bir durum ya da olayla yüzyüze getirilerek psikolojik baskı yapmak. İnsana psikolojik ve ruhsal yönden zarar veren fiil ya da şartların oluşturulmasıdır. Yukarıda kısaca değindiğimz şiddet tanımından da anlaşılacağı üzere şiddet insanlara iki boyutta uygulanmaktadır. Birincisi fiziksel şiddet; ikincisi ise psikolojik şiddet. Şiddettin oluşması yönünden değerlendircek olursak. 

Birey-bireygurup-toplum-toplum-birey-tekrar döngüsel devamlılık. 

 

Bu sarmal döngüde de görüldüğü gibi toplumsal yapı içndeki faktörler çeşitli nedenlerle çift yönlü şiddet örüntüsü içindedir. 

Bizim burada genel bir sosyoloji dersi anlatır gibi bu konuyu anlatmaya ne bilgimiz ne de alan çalışmamız yeterli. Sadece bu ölçütlerde bireyin bireye uyguladığı şiddetin nedenlerini ve bu şiddete maruz kalan veya bu şiddeti uygulayanlar arasından bireyleri seçececeğiz. Kurumsal şiddetin uygulandığı ailedeki bireylerden bahsedeceğiz. Öyle kaçınılmaz olgu olan aile içindeki şiddet nedenleri, sıklıkları çeşitleri üzerinde duracağız. Aile içinde yaşayan bireylerin tanımlarını yapmaya gerek olmadığı kanısındayım, öyle ya aile çekirdek aile dediğimz yapıda: anne, baba ve çocuklardan oluşyorsa; buradaki şiddeti de erki elinde bulunduran kişi uygulayacaktır. Çünkü şiddet güçlüden güçsüze yöneltilen bir baskı unsurudur. Güçlünün isteklerini yerine getirmek amacıyla yapılır. Aile de genel anlam bu erk baba da olduğuna göre baba şiddet uygulayacısı olarak geneli temsil ederken anne daha az şiddet uygulayan ve çocuklar arasında da yaş, cinsiyet gibi faktörlerle bu uygulayıcılık devam edecektir. 

 

Peki ama neden şiddet uygulamaya birey ihtiyac duyar? 

Eğer kişi kendini ortaya koyma konusunda sıkıntı çekiyorsa; özgürlüğünü yaratıcı devinimini yerine getiremiyorsa; kendi kararlarını verecek bilgi, görgü beceri ve cesareti eksikse; şiddet kapımızı kütürdetiyor diyebiliriz. 

Eğer kişiler arasında egomanya çatışması varsa; iletişimsizlik varsa; yapısal çatışmalar varsada şiddet kapıyı mutlaka kıracaktır. 

Dönelim ailemize : Ben hayatta şiddete maruz kalmadım veya şiddet uygulamadım diyeniniz var mı? Gerçekten merak ediyorum. Hem uygulayıcısı hem de uygulananı olarak çeşitle evrelerimiz de olmadı mı? Tüm insanlarda olduğu gibi bizde de olmuştur. Aile içinde şiddete baktığımızda çeşitli faktörlerin ön plana çıktığını görmekteyiz. 

Erkekten kadını yönelen şiddette: 

  • erkekte kendini gerçekleme arzusu
  • Erkliğini kabul ettirme
  • Psikolojik faktörler
  • Ekonomik faktörler
  • Cinsel faktörler
  • Toplumsal faktörler

 

Yuakrıda yazdığımız faktörler bilimse temelli ve bilimsel olarak araştırılmış ve kabul görmüş faktörlerken ben, m eklemiş olduğum faktör hem öznel hem de bilimsel olarak ispatlanmamıştır. 

  • Kadın faktörü

Tabi şu anda okuyan kadınlar: kadın faktörü de olur mu diyecekler. Bu yazı tam bir sosyoloji veya bilimsel bir yazının ötesinde bir değerlendirme yazısı şeklinde olduğundan, öznel saptamalar yapmak ve sizlerle paylaşmak mümkün olmaktadır. 

Aile içnde kadının görevlerine baktığımzda: ortak payda; Anne rolü ve eş rolü oynamasını veya bu rollerin gereklerini yerine getirmesi beklenmektedir. Erkek bireyden kaynaklanmayan sebeplerden de ailede ki kadın bireye şiddet uygulanır mı? Evet demekten başka bir şey söylenemez. Ataerkil toplum düzeni içinde yetişmiş erkek bireyi sıkıştırmanın, rencide etmenin bir nevi geri döngüsü olarak şiddet oluşmaktadır. 

  • kadın birey evde erkek bireyin makul evlilik içindeki rolüne boyun eğmediğinde
  • Erkliğini kabul etmediğinde
  • Anlamak yerine, payda olmak yerine paylığı seçtiğinde
  • Sahip çıkıp, olası çözüm yolları üretmek yerine tabiri caizse dır dır ettiğinde
  • Huzur yerine huzursuzluk verdiğinde
  • ...........

gibi binlerce seçenek yazılabilir. Bunlar olduğunda şiddette kaçınılmazdır. Çünkü şiddet acizliktir ve şiddet uygulayan kişi de yara alır bu olaydan. 

Ama uygulamaya baktığımızda eşler arasında şiddet güçlüden güçsüze olduğundan dolayı hep erkek haksız durumdadır. Tam tersi bir toplum düzeninde yaşıyor olsaydık bu sefer de kadından erkee iyönelen şiddet olacaktı. Meselenin özü erk kimse uygulayıcıda o olmaktadır. Hak mı peki? Hayır kesinlikle kadına yönelmiş şiddet hak değil ama mecburiyetir belki de. Erkek kedi gibi köşeye sinmeyi kabul etmediği müddetçe; kadında anlama ve boyun eğmek gibi bir yapıya bürünmediği müddetçe şiddetin kökten çözümü mümkün değil. 

Yukarıdaki yazıları okuyan bayan arkadaşlar beni egoistlikle veya cahillikle suçlayabilirler. Ama unutulmamalıki erkeğine boyun eğmiyorsa kadın mutlaka şiddete maruz kalacaktır. 

Neden mi? 

Feminst kadınlarımıza baktığımzda erkek kadın eşitliğinden dem vururlar. İyi de evlilik tahteravalli değilki bir sen egonu tatmin edesin bir diğeri. 

Baktığımızda evde bir düzen ve intizamın olması için otorite lazım. Ya bunu kadın yapacak ya erkek yapacak. Ama mutlaka bu otorite olacak. Evlilik bir elmanın ikip parçası gibi ise de mutlaka eşelek kısımının tamamı bir yarımdadır. Eşelek kısmı hangi yarımdaysa hükmedecek de o dur. Bu ayan iken nasıl eşitlikten bahsedebililriz. Boşanma oranlarına baktığımızda ve sebeplerine, beni daha yi anlayacaksınız. Bir insan evleniyorsa eskilerin deyimiyle mezara kadar gitmeil yoksa çocukları yap: iyi birisinden birisini mahrum et çocuklardan. Bu adalet mi bir çocuk için? 

Günümüz toplumunda kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanıp kendi ayakları üstünde durduklarından dem vururlur, evlilik bireylerin kendi ayakları üstünde durmak için yapılan sözleşmeler değil ki. 

Buarada Cemil MERİÇ'in Erkek Dediğin başlıklı yazısından; Kadın Dediğn başlıklı bir yazı yazmak isterdim ama nerde o kadar etkileyicilik bizde. 

Kadın erkeğini saymalı, itaat etmeil, evlilik içinde gereken kadın bireye göre davranmalı, germemeli, dirseklerin igeride tutmayı bilmelidir. Neden hep kadından taviz bekliyoruz, öyle ya bir de erkek birey var. Erkek birey içnde aynı şeyler söz konusu olmakla beraber erkeklerin yönetilmesi kadınların elindedir. Bir erkek bir kadın tarafından çok rahat yönetilebilir. O da sanki erkeğine boyun eğiyormuş gibi görünerek. Bütün evliliklerin temelindeki olması gereken olgu bu. 

 

Tabi bana göre... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eğer hayatı birlikte tüketmek üzere paylaşma özverisi tavizden sayılıyorsa evlilik birlikteliği taviz ister diyebilirim. Bunun dışındaki birliktelikler karşılıklı kazandırma sözleşmesine bağlı olduğu için belirli ölçülerde taviz vermek uzlaşmadan sayılabilir.

Muharrem Soyek 
 21.04.2010 14:45
Cevap :
Taviz: Ödün, ödün verme... Ödün: Yedekleme, dengeleme, denkleşim, denkleştirme, denklenti. Her birliktelik içinde bir kazanımı için kurulan ilişkidir. Evlilik bu ilişkinin toplumsal kabul ediliş tarzıdır ve toplum baskılarından dolayı tavizin en aşırı ucunu temsil eder. Yazdıklarınızda haklısınız ... Yorumunuza teşekkür ederim..  21.04.2010 17:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 95
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 560
Kayıt tarihi
: 11.09.08
 
 

Yaşamak; herhangi bir amaç taşımadan sadece insan olmanın bilincine vararak yaşamak. Tek cümlelik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster