Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
620
 

Berlin'in yüz karası...

Berlin'in yüz karası...
 

disha2germany.com/images/berlin-wall4.jpg


9 mart 1989 yani duvar yıkılışından 8 ay önce Uluslararası Turizm fuarıyla ilgili bir iş gezisi için Berlin'e gitmiştim. Berlin dediğim o tarihlerde Batı Almanya'ya bağlı olan Batı Berlin'di. İkinci Dünya Savaşının üzerinden 44 yıl geçmesine rağmen o zamanki adı Federal Almanya olan ve Demokratik Almanya'nın ortasında bulunan Berlin şehrine Alman uçaklarının inmesine izin verilmiyordu. Bu nedenle Frankfurt'a kadar Lufthansa Alman hava yolları ile gitmiş, oradan da Pan American uçağı ile şehre ulaşmıştık.

Londra, Paris gibi şehirlerle kıyaslayınca Berlin bana çok soğuk ve yavan gelmişti. Bugün yıkılışının 20. yılı kutlanan Berlin duvarını da ilk ve son defa o zaman görmüştüm. Batıdaki insanlar duvar diplerine kadar yaklaşıp, hatta duvara yakın yerlerde kurulan gözetleme kuleleri gibi yerlere çıkıp Doğu tarafını görebilirlerken Doğudaki insanların duvar tiplerine yaklaşabilmeleri için orada nöbet bekleyen silahlı askerleri vey mayınları geçmesi gerekiyordu. Bu nedenle bir çok Doğu Alman vatandaşının o duvar diplerinde öldükleri biliniyordu.

Almanların Brandenburger kapısı adını verdikleri geçiş kapılarından birinde üç tane baraka bulunuyordu. Bu üç baraka, sırasıyla ikinci dünya savaşının galipleri olan İngiltere, Fransa ve ABD ye atti. Bu noktaya checkpoint Charlie kapısı deniliyordu. Yani kontrol noktası.Bize buradan günlük vizeyle Doğu tarafına geçebileceğimiz söylenmişti. Ancak verilen vize kağıdını kaybetmemiz halinde bu tarafa geçmenin de bir hayli zor olacağını da eklemişlerdi.

Doğu tarafına geçerken hepimizde bir tedirginlik vardı. Geçiş sırasında en az 100 mark bozdurmamız gerekiyordu. Doğu ile Batı arasında resmi kur aynı olmasına rağmen, karaborsada 1 Batı Alman markına karşı 4 Doğu Alman markı verildiğinden söz ediliyordu. Ama tabii ki bu yasal bir işlem değildi.

Doğuya geçerken sıkı bir üst araması ve pasaport kontrolünden sonra labirent gibi kapılardan geçerek Doğu tarafına ulaşmıştık. Verilen vize kağıtlarını da pasaportlarımızın en düşmeyecek yeri, kaplarının arasına sıkıştırmıştık. Doğu tarafına geçtiğimizde sokaklarda tek tük insanlara rastlıyorduk. Onların da yüzleri asıktı. Caddeler bomboştu. Park etmiş olan otomobillerin hepsi modeli geçmiş Sovyet arabalarıydı. Dükkanların vitrinlerinde çok az mal vardı ve hepsi de Sovyet mallarıydı ve hiç de ilgimizi çekmiyordu. Çok eski olduğu her halinden belli olan tramvaylar şehir içinde ring seferleri yapıyordu.

Doğu Berlin'de ilk gittiğimiz yer Bergama müzesi oldu. Hani temelleri bizim Bergama'da olan Zeus tapınağı ve Bergama'daki diğer heykeller.... Şimdi Berlin'deki müzenin içinde monte edilmiş halde karşımızda duruyordu ve biz bu eserleri görmek için müzeye girişte para ödemiştik.

Osmanlılar döneminde heykeller hangi akla hizmetse günah sayıldığı için Alman Bilim adamları tarafından kendi ülkelerine alınmıştı. Almanlar sadece bizden değil, bir çok ülkeden de tarihi eserleri bu müzede sergiliyorlardı. Örneğin Mısır'dan alınan antik papirüsler gibi.

Doğu tarafında fiyatlar çok ucuzdu. Öğle yemeği için lüks bir lokantaya girmek için kapıda kuyrukta beklemiştik. Çünkü içeriye oturabilmek için masaların boşalması gerekiyordu. Yarım saat sonra lokantadaki masamıza oturmuş ve 4 kişilik yemek bedeli olarak 50 mark ödemiştik. Halbuki bir gün evvel Batı tarafında aynı kalitede yediğimiz yemek için ödediğimiz fiyat 400 marktı. Kapitalizmin girmediği yerde demek ki böyle oluyordu.

Almanlar bugün Berlin'in yüz karası dedikleri duvarın yıkılışının 20. yıldönümünü kutluyorlar. Ama Almanya'daki akrabalarımdan duyduğum kadarıyla bu durumdan ne Doğulu'lar memnun, ne de Batılılar... Batıdakiler işsizlikten yakınırlarken, daha önce Doğu'da yaşamış olanlar ise pahalılıktan şikayet ediyorlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 7878
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3080
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster