Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '11

 
Kategori
Geri Dönüşüm
Okunma Sayısı
641
 

Bertaraf edilen biziz

Bertaraf edilen biziz
 

KONFERANS: "TEHLİKELİ ATIK BERTARAF TESİSLERİNİN ÇEVRESEL ETKİLERİ" 12 Mart 2011 Saat:13:30 - ÇORLU


(Kronik kanıksama durumu)

‘Atık meselesi’ gündemini aynı heyecanla korurken; sorunların çözümsüzlüğü de artık ülkemizde kronikleşmiş bir durum. Kronik demek, sürekli tekrarlanan ve her an olabilme ihtimali yüksek demektir. İşte bunun içindir ki insanlarımız da topyekün bir kötüye gidişe rıza göstermiş haldeler. Bir çeşit kurbanlık koyunun kasaplardan korkmaması durumu yaşıyoruz.

Bu durumu fark eden birçok girişimci de yağma kültürünün en vahşi örneklerini sergilemek için vatandaş malı, devlet malı demeden dozerlerle dalıyor! Talan ve yağma ile iyice pişen uyanık girişimcilerin; “gözlerimi kapatırım, yağmamı yaparım” ilkesi ile yaptıkları girişme tekniğine de bir isim verdim: “VAHŞİ GİRİŞİMCİLİK” (Yağma kültürünün son safhası olan bu tanım, benim ha! Sakın araklama yapmayın! Ben sade vatandaşa benzemem! En azından acı bir tat bırakırım!)

Konumuz TEHLİKELİ ATIK. Bu konuda kurulması girişimlerini canlı olarak yaşadığımız bertaraf tesisin ile ilgili çok fazla BİLGİ EKSİKLİĞİ ve gereksiz ve gerçek dışı bilgilerden oluşan bir bilgi kirliliği mevcut. Mevcut durumun dumanlı havasını dağıtıp, önümüzü görmemizi sağlayacak, çevre konusunda önemli isimlerden biri olan, İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinde Prof.Dr. İlhan Talınlı bir konferans verecek. Talınlı’nın İTÜ’deki sayfasında da çok etkileyici bilgiler var. Hele bir sunu var ki evlere şenlik! “Çevre Politikaları” başlıklı sunuda, içinde bulunduğumuz vahim durumu anlatan trajikomik örnekler var. Hem gülüp, hem de ağlamak isteyenlere, buyurun:

TÜRKİYEDEN ÖRNEKLER

• Almanya’dan zararlı atıkları yakıt diye ithal edip yakmak.
• Tehlikeli atıkları uzaklaştırıyorum adı altında denizlere boşaltmak ve kontrolsüz olarak toprağa gömmek.
• Radyoaktif olabilecek çayları ekonomik kaygılarla halkın önünde içmek, bilimsel verilere itibar etmemek.
• Asbest tehlikesizdir diyerek yüze sürmek, bilimsellikten uzaklaşmak.
• Boğazda gemi yanarken ve hiçbir acil eylem planına sahip değilken devlet her önlemi almıştır acil planımız vardır diye demeç vermek.
• Koyun yüklü gemi battığında bırakın orada kalsın oksijensiz bölgede parçalanır diye yazı yazarak alabileceğimiz tazminatı bile önlemek ve dünyanın bütün gemileri gelin bizim boğazımızda batın bize bir şey olmaz mesajı vermek.
• Yönetmelik olsun diye ülkeye uygun olmayan yanlış ve tercüme yönetmelikler çıkarmak birilerine ısmarlamak ve uygulanamaz oluşu karşısında onu savunmak.
• Uluslararası çevre koruma sözleşmelerine ulusal bir görüş ve çevre politikası üretmeden imza koyarak bağımlı olmak.
• Yasal düzenlemeye rağmen içme suyu temin edilen havzalara şehir kurmak, çöp alanlarına gecekondu yapmak.
• Yasalara rağmen şehir içinde 1. sınıf gayrisıhhi müessese yapmak ve barındırmak.
• İdari ya da siyasi otorite olarak çevre koruma işlevlerinde kurumları ya da insanları çıkar yönünde istismar etmek, medyayı kullanmak.
• Medya olarak çevre gibi bir konuda eğitim görevini yapmamak yanlış yönde kullanılmak.
• Su ülkesi olan Türkiye’de suyu boru ucunda insanlara getirememek ve bu şekilde her bireyi 40 g plastik şişeyi çevreye atan bir tüketici haline getirmek ve böylece plastik kirlenmesine büyük ölçüde neden olmak.
• Çıkar için orman yakmak, yakılan ormanların yerine tutmayan fidanları dikmek, bilimsellikten uzak bireysel tatmin için ağaç diktim sanmak.
• Yenilenebilir enerji kaynakları dururken Çanakkale Çan’a, Biga’ya, Gökova’ya fosil yakıtlı termik santral Akkuyu’ya nükleer santral kurmak, planlamak ve yöre halkını saymamak.
• Çevre olgusunu kirlenmeyi ve yaşanılan yeri gündemin en son maddesi haline getirmek.
• Çevre Bakanlığı’nın en az 6-7 bakanlığın koordinatörü olduğunu unutarak ikinci sınıf bir icra kurumu olarak bu bakanlığı kime vererek gönlünü alalım diye düşünmek. ( örnekler devam ediyor…)

* * *

İTÜ sitesindeki sayfayı incelerken üç maddelik bir sunu kanımı dondurdu. Prof.Dr. İlhan Talınlı, “ATATÜRK’TEN POLİTİKALAR” başlıklı sayfaya şunları koymuş:

1934 yılında Le Monde muhabirine boğazlardan geçiş için Mustafa Kemal “boğazlardan geçişte askeri güvenlik Türkiye’ye bırakılmalıdır” demiştir.

1936 yılında Montrö öncesi aynı muhabire “hayır durum değişti, gemiler büyüdü; yalnız askeri güvenliği değil ETRAFIN(çevrenin) sosyal güvenliği de bize bırakılmalıdır” diyerek 2 yıla 100 yıllık politika sığdırmıştır.

Büyük önder 1922’de en doğal hakkı olan tavsiye ve uyarı hakkını kullanıyor. “Muhterem milletime tavsiyem odur ki; sinesinde çıkarıp kendine baş ettiği insanları seçerken en ufak bir gaflete düşmesinler.”

* * *

Bizler de alıntı, çeviri ve dayatma yasalar yerine, bir gün kendi irademizin eseri olan metinleri kullanabilecek miyiz?
Bu çok mu zor?
Yoksa zaten geri dönüşün olmadığı aşamayı geçtik mi?

İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. İlhan Talınlı, Ticaret ve Sanayi Odasında 12 Mart Cumartesi günü Saat 13:30 da bir konferans verecek. Çorluluların, çevre konusunda önemli bilgiler aktaracak olan Prof.Dr. Talınlı’yı dinleme fırsatını kaçırmamasını tavsiye ediyorum.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ
____
Konferansın Facebook sayfası:

https://www.facebook.com/event.php?eid=195780863775661&ref=nf 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1050
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster