Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
311
 

Bertuğ Cemil röportajı - Ferhan Petek - Köşem Sultan

Bertuğ Cemil röportajı - Ferhan Petek - Köşem Sultan
 

Aşkı notalardan akıtan bir adam vardı bu hafta karşımda. Bertuğ Cemil ile müzik aşkı üzerine konuştuk...

 

Bir “Yağmur” yağmıştı hepimiz ıslanmıştık hani. Tek bir şarkı ile kalplerimizde kolay kolay unutulmayacak bir yer edinmişti kendine. Elbette başka şarkıları da vardı, üretmeye devam ediyordu… Peki, Bertuğ Cemil şu anda nerede neler yapıyordu? Gittim buldum, sordum da sordum…

 

Ferhan PETEK

 

Nasıl başladı müzik serüveni? Yağmur’a kadar nasıl geçti zaman?

Bir yerlerde çalmakla kendi şarkılarını yazmak iki ayrı şeydi benim için, ikisi hep ayrı koldan gittiler. Kendi şarkılarımı yazdım ama hep benimle kaldılar, uzun zaman bir yerlerde çalmadım söylemedim onları, birkaç küçük deneme dışında. Genelde cover yaparak, barlarda söyleyerek geçti zaman. Müzisyen olarak gelişmeye yönelik geçti müzikteki ilk yıllarım.

 

Aslında “gazetecilik” mezunusunuz değil mi?

Evet. Gazetecilik bölümüne başladım. Üniversitede ilk zamanlar. O dönem Cengiz Köroğlu ile tanıştık. Jazz Stopta çalıyordu. Birlikte çalmaya başladık aynı yerde. Gece yurda dönüş saatine kadar 23:00 23:30 saatlerine kadar çalıyor, sonra koşa koşa yurda yetişiyordum. Zamanla yetmemeye başladı tabi... Daha uzun saatler çalmaya başladık. Yurt gece 24.00’te kapandığı için, yetişemeyip arkadaşlarımda kalıyordum bazen hatta. Haftada bir iki gün ile başladı programlar, sonra dörde beşe çıktı. Derken bir baktım her gün çalar hale gelmişiz. O dönem Cengiz Köroğlu beni Engin Abi ile (Engin Yörükoğlu)  tanıştırdı. Cengiz Köroğlu ile uzun yıllar birlikte çalıştık.  Jazz Stop yok artık şimdi. Yer değiştirdi önce, sonra kapandı. Huzur içinde yatsın, çok şey öğrendik Engin Abi’den.

 

Neler oldu sonrasında? Direnen Mızıkacılar, Kaos, Charon…

Charon üyesiydim evet. Bursa’da konser deneyimleri yaşadığım güzel bir gruptu, ilk grubumdu. Kaos, Sustain, daha sonra benim İstanbul’da kurduğum gruplardı. Direnen Mızıkacılar ise tamamen diğerlerinden farklı bir deneyim oldu benim için. Çünkü eğlendiren bir gruptu. Ben eğlendirici olamadım, öyle göremedim kendimi. O yüzden Direnen benim için bir ilkti. Eğlenmeyi severim tamam ama eğlendirmek ayrı bir zanaat. Daha çok müziğimi icra edip izleyiciyi kendi halinde bırakmayı yeğlemişimdir. İşin duygusal yanındayım genelde çünkü, duygusal bir adamım…

 

Yağmur’un dinleyenlere yansıttığı duygular da böyle açıklanabilirdi herhalde. Neden bu kadar yağdı bu yağmur sizce?

Yagmur’un yakaladığı şey her zaman yakalanacak bir şey değil. Geneli kapsayacak bir şeydi o. Tipik bir şarkı değildi, tarzlar üzeri bir durumu vardı. Umut veren, umuda dair şarkı çok az üretiliyor, ya da bizlere zor ulaşıyorlar. Ondan olsa gerek…

 

 

Tarzınızın yaş tanımadığına dair yorumlar var genelde. Ve de hislere tercüman olan adam olarak tanımlanıyorsunuz. Daha çok albüm daha çok konser talebi var. Peki, neden Bertuğ Cemil’i çok göremiyoruz bu aralar?

Dinleyenler sevenler sağ olsun öncelikle. Bana da geliyor, ulaşıyor talepler çok memnun oluyorum. Ama albüm yapmak biraz şartlarla ilgili. Çünkü bunun için “bir sürü satabiliyor” olmak lazım. Klip için, albüm için, konserler için bir şeylerin dönmesi lazım, dönmüyor…Albüm yapıyorsunuz, “netten” indiriyorlar, konser çalmak içinse belli tayfalara dahil olmanız lazım.  Mesela ilk albüm daha çok tanıtım şansı bulmuştu. Albüm sonrasında single ve klip çekilebilmişti. İkinci albümde 2 video çektik o şekilde kaldı albüm. O zamanda tabi tanıtım şansı da azalıyor. Bir de yağmurun yarattığı etki bekleniyor ve bu gerçekleşmedi herhalde henüz. “Geldim, Gördüm, Sevdim” güzel başladı aslında . Listelere girdi, radyolarda döndü, sevildi de. Ama sonra, anlaşılmaz bir şekilde yaz furyasının altında kaldı. Şanssızlık oldu. Çok tabi ki inanarak yapmıştık, ama müzik hayatında oluyor böyle. Sadece iyi şeyler yapmak yetmeyebiliyor maalesef.

 

Feridun Düzağaç’ın öncülük ettiği TEGV yararına düzenlenen bir albümde yer almıştınız. Benzeri bir sosyal sorumluluk projesinde görebilecek miyiz yine sizi?

Her zaman, seve seve. Zaten Feridun Düzağaç’ı çok severim, bir de böyle bir projede yer almak inanılmaz güzeldi. Elimden geldiği kadar her zaman varım bu tür işlerde. Hatta bir gün ben de ön ayak olmak isterim becerebilirsem…

 

Şimdi neler yapıyorsunuz? İstanbul’da mısınız? Sahne aldığınız bir yer var mı?

İstanbul’da yaşıyorum ama ayda bir buradayım. Her ay bir cumartesi Bursa Şehir Kulübü’nde solo performansım var.

#

 

Peki ya albüm haberi? Sizden yabancı albüm bekliyorlar. Ki ben de bu çoğunluğun içindeyim.

Harika olur, düşünmek yetmez ama üretmek de lazım. Zor iş yabancı albüm, ama neden olmasın…

 

Hazır yapılmışlardan kullansanız?

Yok cover albüm çok uğraştırıcı. Büyük prodüksiyonlar, telif hakları,  yorumlamalar… Şu anda benim enerjimi aşar, ne de olsa pazartesi yeni albümüm çıkıyor. (Ki bu röportaj yayınlandığında muhtemelen çıkmış olacak. Bana da sürpriz oldu çünkü bu haber)

 

 

Harika. Bundan haberim yoktu. Nasıl bir albüm biraz bahsetsek?

Adı, “Korel’in Rüyası” Çok çok farklı bir iş oldu bu, hem içeriği hem anlattıkları ile. Korel benim oğlum. Onun rüyalarını hayal etmeye çalışarak ürettiğim şarkılardan oluşuyor albüm. Mesela bir tanesi eşim hamile iken yazdığım Hoşgeldin isimli bir şarkı. Onu karşılayan bir şarkı. -Tipik çocuk albümü değil ama masalsı bir atmosferi var şarkıların. Tarzımın dışında çok farklı bir çalışma yaptık. Denedik. Bu yıl başka şeyler de düşünüyorum zaten. Şubat ayında yeni bir single var mesela yeni bitti kayıtları. Selen Gülün ile birlikte tek bir şarkı tek piyano ile neyse çok bahsetmeyeyim. Hareket var yani bu yıl.

 

Romantik hareketler devam ediyor anlaşılan. Bir de son olarak yaptığınız müziğin kaynağını sevgiden aldığınızı hissediyoruz şarkılarınızı dinlerken. Büyük bir aşk var yazdıklarınızda ve melodilerinizde. Ailenizin de bunda rolü var sanırım?

Tabi ki var, çok fazla sevgiyle büyüdük biz, şanslıydık. Elbette her ailede olduğu gibi sıkıntılar olmuştur, ama sevgisizlik nedir bilmedik . Bu da tabi etkiliyor ürettiklerinizi. Bir de daha sonra aşk tokadı yiyince daha da bir perçinleniyor sonra bu durum. Sonrası kendi kendine daha bilinçli olarak geliyor. Sanatla iç içe bir çocukluk-gençlik, araştırmak-dinlemek- tiyatro-sinemayla haşır neşir olmak… Derken bunlar bir araya geldikçe, insanın duygusal durumu güçleniyor ve bunun dışa vurumu, yansıması da güzel oluyor. En azından ben böyle hissediyor, böyle düşünüyorum.

 

Romantizmin ayın 14’ünü bahane ettiği Şubat ayında, romantik müziği ile bütün duygularımızı saran bir adam Bertuğ Cemil… Ve siz bu röportajı muhtemelen Bertuğ Cemil’in yeni albümü Korel’in Rüyası’nı dinlerken okuyabileceksiniz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 337
Kayıt tarihi
: 18.06.12
 
 

Köşem Sultan Ferhan PETEK kimdir ki ? Yaşı olmayan kadın. Kendi yaşar, kendi yazar, kend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster