Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '17

 
Kategori
Coğrafya
Okunma Sayısı
3760
 

Beş altı bin yıl önce güneş takvimi nasıl bulunmuş?

Beş altı bin yıl önce güneş takvimi nasıl bulunmuş?
 

Görsel internetten alınmıştır.


GÜNÜMÜZDEN BİNLERCE YIL ÖNCE, TELESKOP VS. YOKKEN EN UZUN, EN KISA VE EŞİT GÜN VE GECELER, 1 YILIN 365 GÜN OLDUĞU VB. NASIL TESPİT EDİLDİ?

Bu soru lise yıllarımdan beri kafamı kurcalar.

Aklıma geldi, bir kez daha araştırdım ve şükür ki öğrendim:)))

Araştırırken gördüm ki, konu hakkında basit, anlaşılabilir ve kısa bilgi kaynağı yok gibi.

Anladığımı anlatayım dedim.

Biz Türkler ve Müslümanlar yakın zamana kadar ayın hareketlerini esas alan, başlangıç yılı hicretten 17 yıl sonrası olan ve bir yılı 354 gün kabul eden  hicri takvimi kullanmışız.

13 Mart 1840 tarihinden itibaren başlangıç yılı olarak Hicreti esas alan, güneş hareketlerine dayalı ve bir yılın 365 gün olduğunu kabul eden rumi takvimi de (mali konularda) kullanmaya başlamışız.[1]

İki farklı takvimle Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar idare etmişiz. Bu arada 1840 yılına kadar demek oluyor ki, bir yılın 365 küsur gün olduğunun idrakine de varamamışız gibi.

Genç Cumhuriyetimizin Dünya ticaret yaşamıyla bütünleşebilme ihtiyacı nedeniyle 1 Ocak 1926’dan itibaren miladi takvime geçmiş ve Dünyayla aynı zaman diliminde buluşmuşuz.

Oysa insanlık bizden 3-4 bin yıl ve hatta belki daha da öncesinden bir yılın  365 gün olduğunu, bu 365 günün 4 çeyreğe bölündüğünü, bunlardan ikisinde günün ve gecenin eşit olduğunu, diğer ikisinde ise birinde günün ve diğerinde de gecenin yılın en uzun zaman dilimleri olduğunu tespit etmiş. Buna da güneş takvimi demişler.

Bu takvim Julius Caesar (Jul Sezar) tarafından MÖ 46 yılında resmiyete sokulmuş. Bu nedenle Julian takvimi olarak adlandırılmış. Takvimde yıllık 11 dakikalık hata varmış. Bu nedenle her 134 yılda bir bir artık gün oluşuyormuş. Bu hata Gregoryen tarafından tespit edilip düzeltilince takvimin adı Gregoryen olarak değişmiş.[2]

Takvim Caesar (Sezar) tarafından resmiyete konmuş ancak bulunuşu çok daha öncesine gidiyor.

Anadolu’da MÖ 640-550 yılları arasında yaşamış olan Thales’in güneş ve ay tutulmalarının nedenlerinin yanı sıra yılın 365 gün olduğunu tespit ettiği bilinmektedir.[3]

Babil’lilerin MÖ 2400’lü yıllarda yılı 12  ve günü de 24 eşit parçaya bölmüş oldukları (düşünülür).[4]

Hatta Mısırlıların MÖ 4241 yılında bir yılın 365 gün, 12 ay ve her ayın 30 gün olduğunu tespit ederek günümüzde kullanılan takvimin temellerini attıkları rivayet olunur.[5]

İyi güzel de bunu o günlerin iptidai şartları içinde nasıl tespit etmişler?

Araştırıp kurcalayınca anladım ki, buluş aslında son derece basitmiş.

Yere bir çubuk dikmek (gnomon) ve onun bir yıl boyunca güneşteki gölgesinin çizdiği sınırı gün gün işaretleyip  izlemek ve belki ikinci yıl da ilk yıl verilerinin tekrarlamasını test etmek yeterliymiş.

Elde edilen verilerden hareketle yılın iki gününde gece-gündüz uzunluklarının eşit olduğu, dönüm noktalarında gecenin/gündüzün en uzun/en kısa olduğu ve döngünün 365 gün sonra yeniden başladığı anlaşılabiliyormuş.

İşte bu kadar basitmiş.

Yaaa, meğer ne kadar basitmiş!

Yani meğer neredeyse tekerleğin bulunmasından da basitmiş…

Ve biz herkesten belki 5-6 bin yıl sonra belki halen anlayamamışız.

Kenan IŞIK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yüzyıllar önce bulunan ve düşünce düzleminden uygulamaya geçirilen pratikleri bugün bile anlamakta zorlanıyoruz, mühendislikte okurken bir hocamız sürekli bu ifadeyi kullanırdı, keyifli bir yazıydı, emeğine sağlık, selamlar

Nizamettin BİBER 
 03.05.2017 14:34
Cevap :
Teşkkürler Nizamettin kardeşim  03.05.2017 15:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 639
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2456
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster