Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
453
 

Beşer Nisyan ile maluldür ve ideolojinin gözü kördür

Beşer Nisyan ile maluldür ve ideolojinin gözü kördür
 

Tekirdağ, Şarköylüydü. Mutlu bir çocukluk yaşamıştı. Sevgi ile büyümüştü. Büyük umutlarla ve heyecanla beklediği gün gelip çatmıştı. Çocukluk hayallerini süsleyen öğretmenlik mesleğine adım atmak üzere ailesi, sevenleri ve kendisi ile aynı hisleri paylaşan binlerce akranıyla birlikte kurasının çekilmesini bekliyordu. Ataması açıklandı. Ailenin yüreğine kor düştü. Diyarbakır ili, Bismil İlçesi, Çavuşlu Köyü ilköğretim okulunda görevlendirilmişti. Cehennemin dibiydi. mahrumiyet bölgesiydi. Terör vardı. Ölüm kol geziyordu. Askerin, polisin bile silahıyla uyuduğu, hava karardıktan sonra kışlasını terketmeye cesaret edemediği günlerdi. Herhalde hayalindeki kura bu değildi ama torpil arayışına girmedi, becayiş peşinde koşmadı. Görev yerine intikal etti. Babacığı gözünden sakınıp büyüttüğü evladını yalnız bırakmadı. Birlikte köy evine yerleştiler. Kutsal görevine başladı. Heyecan doluydu. İçi kıpır kıpırdı. Herhalde bir parça endişeliydi. Kimbilir, belki mutluydu. Fazla zaman geçmedi. Bir gece kapısı kırıldı. Evinden alınıp gecenin karanlığına sürüklendi. Nasıl bir korku, nasıl bir dehşet yaşadı blinmez, Allah bilir, tahmin bile edilemez ancak hepsi birkaç saniye içinde son buldu. Körpe bedeni yaşı kadar kurşunla delik deşik edildi. Babası da evladınının kaderini paylaştı, ölümde de onu yalnız bırakmadı. 

26 Ekim 1993 gecesiydi. 

Bedenleri yere serildi. Kanları toprağa karıştı. Ruhları göğe yükseldi. Şad olsun. Allah rahmetini esirgemesin. 

Neşe Alten 21 yaşındaydı. Öğretmenliğinin 25'inci günündeydi. İnsanlıkdışı vahşi yaratıklar tarafından hunharca katledilen 138 öğretmenimizden biriydi. 

Bugünlerde karşımıza hak hukuk martavallarıyla dikilen vahşi teröristler ve onların maddi manevi destekçileri ile mücadele tarihimiz bunun gibi binlerce yürek yakan hikaye ile doludur. Bu katıksız vahşet Türk Milletinin vicdanında yer etmiştir, genlerine işlemiştir. Bu genetik miras nesilden nesile aktarılmıştır. Türk milletinin ve devletinin 30 yıllık mücadele azminin temelinde işte bu acı hikayeler yatar. Bütün bir milletin mücadele azmini diri tutan şey bu sonsuz vahşetin kurbanlarının ruhlarının bizi izlediğine olan inancımızdır. Bu insanlara borçluyuz ve biz borcumuza sadık bir milletiz. 

İşte bugünlerde size unutturulmak istenen şey budur. Sizden vahşeti, ölümleri, köy baskınlarını, çoluk çocuk ceset yığınlarını, geceyarıları lojmanından toplanıp katledilen öğretmenleri, imamları, memurları, yok olan aileleri, yaşanmadan bitmiş hayatları unutmanız bekleniyor. Mücadele azmimizin en sağlam dayanağını yıkmaya çalışıyorlar. Meseleyi zalim devletin silahlı güçleri ile mazlumların savunucusu örgüt arasındaki savaş olarak göstermeye gayret ediyorlar. Basınımızın köşelerini ele geçirmiş bir takım gafil ve hain meselenin yakın geçmişle, kanla, vahşetle bağını kopararak, konuyu basit bir haklar mücadelesi şeklinde lanse etmeye çalışıyor, meseleyi demokrasi maskesinin arkasına gizleyerek, Türkiye'nin en büyük gazetelerinin köşelerinden PKK diliyle konuşuyor, bizlere alenen PKK propagandası yapıyorlar. 

Ama biz unutmadık, unutmayacağız. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MİT-PKK görüşme kayıtlarından çıkan sonuca göre yazıda bahsettiğim köşe yazarlarının "toplumu hazırlamak" ile görevlendirilmiş kimseler olduğu sonucuna vardım. Aynı fikirde miyiz.

Buz Adam 
 17.09.2011 22:04
 

Mükemmel yazı, mükemmel! Aklınıza, elinize sağlık! Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak... Sağ olun...

Ögeday 
 11.09.2011 2:12
Cevap :
Hep beraber sağ olalım ki meydan bu soysuzlara kalmasın. Saygılar  11.09.2011 15:59
 

Çok güzel anlatmışsınız. Hele o gazete köşelerini kapanları ve onlara oralarda yazma izni veren soysuzları.

CEMALETTIN ÇUHA 
 09.09.2011 10:23
Cevap :
Hiç olmadıkları kadar cesurlar ve pervasızlar, çünkü bu milletin değerlerini paylaşmıyorlar. Hatta vicdanlarının kürt hareketinin yanında olmalarını emrettiğini açıkça ifade etmekten çekinmiyorlar. Bu söylem bile başlı başına PKK borazanlığından başka birşey değildir, PKK bütün kürtlerin temsilcisi olduğunu iddia etmiyor muydu, buyrun basınımızın değerli kalemlerinden icazetini de almış oldu böylece. Şimdi devletine sadık kürt vatandaşlar, PKK şiddetine ve mahalle baskısına maruz kalmak yetmiyormuş gibi bir taraftan da Türk medyasının sesi herkesten gür çıkan bazı gafil ve hain kalemlerinin esasen etnik ayrılıkçılığı körükleyen propagandasının baskısı altına alınmış oldu. Kendimizi bu vanatdaşlarımızın yerine koyalım, ne hissederiz? Bu davranış demokrasiyle falan izah edilemez, apaçık ihanettir. Ali Kemal zihniyetidir. İnsanların ne düşüneceğine müdahil olamayız ancak onlara saygın cesur kalemler muamelesi yapmayı bırakıp hakettikleri yere koyabiliriz.  09.09.2011 11:35
 

Teröristi kahraman gibi göstermeye çalışanlar, hatta bu konuda yarışa girenler bu acı gerçekleri nasıl olur da yok sayabilirler. Yitirdiğimiz canlarımızın kemikleri sızlamayacak mı? Teşekkür ederim paylaşım için. Selam ve saygılarımla.

Ömer Faruk Hüsmüllü 
 08.09.2011 23:10
Cevap :
Görevimiz, unutturmaya çalışanlara inat bıkmadan usanmadan günlük siyasetin tozu dumanına karışıp unutulmaya yüz tutan gerçekleri yeni nesillere aktarmak olmalı. Eşkiyaya boyun eğmeyeceğiz. İlginiz için teşekkürler.  09.09.2011 2:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 897
Kayıt tarihi
: 20.12.08
 
 

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Finans ve vergi danışmanlığı alanında çalışıyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster