Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '17

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
39
 

Beşiktaş fırtınası.

Beşiktaş fırtınası.
 

ŞİİR GİBİ OYUN, ŞAİR GİBİ HOCA


2012'in yaz aylarının başında, feda sezonu ilan edildiğinde birçok hocanın kapısı çalınmış, ama bu hocaların neredeyse tamamı geleceği çok parlak olacak bu takımın başına geçmeyi düşünmemişti. Fikret Orman'ın son çare olarak taraftarın pek de sevmediği eski kaptanı Samet Aybaba'yı takımın başına getirmesi de herkes tarafında eleştirilmiş, karşı takım taraftarları tarafından dalga konusu haline getirilmişti.. O günlerde ''gün gelecek bu dalga geçtiğiniz takımın yenilmesi için dua edeceksiniz.'' diyenlerle alay ediliyordu.. Ama gün geldi bu takım şampiyon oldu, bu sezon da devre arasında doğru planlamayla doğru transferlerle yenilmez müthiş bir takıma döndü.. Bu takımı ister Guardiola'nın Barcelona'sına ister Jupp Heynces'in Şampiyonlar ligini kazanan Bayern Münih'ine isterseniz İtalya'da üstüste şampiyonluklar kazanan Conte'nin Juventus'una benzetebilirsiniz. Sonuna kadar hak ediyor bu övgülerin.. Çünkü iyi bir yönetim, iyi bir hoca, iyi bir taraftar topluluğu ile iyi ve kaliteli oyunculardan kurulu bir takımın uyumu, ortaya bu övgülerin çıkmasına neden oluyor.. Sadece diyebileceğimiz katkısı olan herkese helal olsun..

Ligin ilk yarısında Şenol Güneş'in en büyük problemi geçen sene kendisine şampiyonluğu getiren Atiba-Oğuzhan ikilisini kullanamaması, solaçıkta hiçbir oyuncusundan verim alamaması ve Mario Gomez'in yerini dolduramamasıydı. Tabi Talisca, Caner ve Oğuzhan'ın sakatlıklarıda şampiyonluğu getiren kısa paslı, önde basmalı, hızlı hücümlu oyun planının uygulanamamasına en büyük etkendi. Ligin devre arasında Talisca'nın iyileşip 10 numara pozisyonunu doldurması, Babel'in transfer edilmesiyle solaçıktaki etkisizliğin giderilmesi ve Oğuzhan'ın oynamaktan en çok keyif aldığı 6 numaralı pozisyona geçmesi, bir çok pozisyonda taşların yerine oturmasını sağladı. Dolayısıyla taşlar yerine oturunca yine seyir zevki ve temposu çok yüksek bir takım ortaya çıktı.. Ligin en iyi savunma yapabilen takımlarından biri olan Konyaspor bile ilk 15 dakikada Beşiktaş'ın o temposu karşısında rakibinden devamlı dayak yiyen kum torbasına dönmüş bir boksör haline geldi.. Ancak bunu Konyaspor'un bir sorunu olarak görmek yanlış bir tespit olur..Türkiye'de şu anda bu tempoya dayanacak başka bir takım yok.

Son olarak maçın hakemi içinde şunları söyleyebiliriz. Tosiç'in pozisyonunda top dizden sekip yön değiştirip ele çarpmadığı için karar doğru, ancak Beşiktaş'ın ikinci golünden önce Cenk'in Konyalı oyuncuya yaptığı müdahaleye vermediği faul kararı ise yanlış karardı.. Onun dışında da Aykut Kocaman'a mesleğini erken bıraktıracak kadar kötü bir maç yönetmedi..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 58
Kayıt tarihi
: 28.11.12
 
 

1975 istanbul doğumluyum. Öğrenim hayatımın tamamı İstanbul'da geçti. En son İstanbul Üniversites..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster