Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '10

 
Kategori
Spor
 

Beşiktaş gündemiyle "Sportif Direktörlük"

Beşiktaş gündemiyle "Sportif Direktörlük"
 

2009 senesi Sn. Yıldırım Demirören için fazlasıyla hızlandırılmış bir zaman dilimi oldu. İlk yarısında büyük sevinçler ikinci yarısında da büyük üzüntüler yaşadı. Açıkçası ona her iki duyguyu da yaşatan futbol takımının oyuncuları ve kuşkusuz taraftarlarıydı. Ne kadar hak etmiş olduğu tartışmalıdır.

Hiç unutmam Fenerbahçe'nin son Federasyon Kupası'nı kazandığı ve beş kupa ile tamamladığı sezonunun bir sene sonrasında efsane başkanı Ali Şen, kendi evinde Galatasaray'a yenildiği için görevi bırakmıştı. Belki de Aziz Yıldırım'ın seçildiği 1998 yılına kadar Fenerbahçe'nin kaotik dönemi de böyle başlayacaktır.

Demokrasilerin gelişmediği toplumlarda nasıl yönetimin başındaki kişiyle halk arasında dolaysız direkt bir ilişki oluyorsa günümüzde halen spor kulüplerimizin yöneticisi ile taraftar arasında direkt bir bağlantı var. Öyle olunca da birbirlerini dolaysız olarak etkileyebiliyorlar.

Oysa demokratik yapılanmalarda araya kademeler, alt sorumluluklar giriyor.

Fenerbahçe ve Trabzonspor sezona “yeni” sportif direktörleriyle birlikte girdi. Açıkçası ne spor kamuoyu ne de o görevi ifa edenler aslına ne işe yarıyor olduklarını bilmiyorlardı. Fenerbahçe'nin sekiz maçlık serisinin arkasından gelen üst üste başarısız sonuçlar sonrasında gazetecilerin karşısına geçen Aykut Kocaman da bunu samimiyetle itiraf etti.

Hatta spor kamuoyunda oluşmuş ve kendisinin görevini de etkileyen bir "şartlı" refleksten söz etti.

Aykut Kocaman bir kaç gün önce yine aynı kitlenin önüne geçerek "Fenerbahçe'nin transfer yapmayacağı ve mevcut kadro ile yoluna devam edeceğini" açıkladı. Kuşkusuz bu Fenerbahçe taraftarının beklediği bir beyanat değildi.

Ancak bu şekilde Aykut Kocaman “bir kişinin” yükünü üzerine almış oldu.

Fenerbahçe'nin üç sene üst üste şampiyon olacağını vaat ederek ve bir dönem daha başkan seçilen Aziz Yıldırım bu şekilde Aykut Kocaman'ı amortisör olarak kullanmış oldu. Mayıs ayında olası başarısızlık durumunda bütün spor kamuoyunun eleştirileri öncelikle Daum'un sonra da sportif direktörün üzerinde yoğunlaştıktan sonra etkisini yitirerek başkana ulaşacaktır. Yine o kitlenin içinden “malum” birileri de yine Aziz Yıldırım'ı kurtlar sofrasında Aykut Kocaman'ı yem ettiği için yerden yere vuracaktır.

Aziz Yıldırım'ın gerçek niyeti kendi yüreğinde saklıdır. Ancak yaptığı şey moderndir, çağa uygundur, demokratiktir. Hele ortada Demirören tecrübesi varken doğruluğu bir kere daha ispatlanmıştır.

Sn. Demirören yeni dönem başkanlığına ve yönetimine eskiden öğrendiği bir tecrübe ile başlayacaktır. O da taraftarı ile yüz göz olmamak, yıpranmamak için sportif direktörlük kurumunu tesis edecektir, etmelidir. Dışarıya taşan bilgi Metin Tekin'in Beşiktaş'ta bu göreve getirileceği yönündedir. Kişinin doğruluğu ya da yanlışlığı icraatıyla ortaya koyulacaktır. Ancak bu oluşum öyle ya da böyle doğru yapılanma olacaktır.

Kuşkusuz burada kritik olan şey şu olmalıdır. Liderlerin demokratik yapılanmanın getirdiği sorumlulukları gerektiği gibi taşımaları ve başarısızlık durumunda nasıl sorumluluk görevin başındaki kişide yoğunlaşıyorsa olası başarıda da yine işini layığıyla yapmış spor adamının hakkı teslim edilmeli, ön plana geçerebilmelidir.

Kulüplerin yöneticilerinin görevi sahip oldukları kurumun bütün organlarıyla çalışmasını sağlamaktır.

Sportif direktörlük zaman içinde hak edeceği yeri ve görev tanımlarını ister istemez oluşturacaktır.

Demirören’le başladık onunla tamamlayalım. Çok zor bir süreçten geçen başkanlığının üçüncü döneminde Beşiktaş’ın stadyum gibi önemli altyapısal sorunlarını önüne hedef koyması gerekiyor. Önümüzdeki sene Galatasaray yeni stadyumunda oynamaya başladığında Beşiktaş’ın en büyük eksikliği şampiyonluktan çok bu olacaktır ve yönetimin üzerinde çok büyük bir sorumluluk olacaktır. Başkanın bu nedenle sportif direktörlük için elini çabuk tutması da biraz zorunluluk oluyor.

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1876
Toplam yorum
: 2000
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1353
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster