Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '12

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
544
 

Beşiktaş için üzülüyorum

Beşiktaş için üzülüyorum
 

Beşiktaş’ın her branşta elindeki değerleri bir bir elden çıkarıp, iddiasız ve küçük bir spor kulübüne dönüşme haberlerini okudukça, Beşiktaş taraftarı olmayan ama spora gönül vermiş biri olarak samimi olarak çok üzülüyorum.

Beşiktaş’ın küçülmesi ve iddiasız bir hale gelmesinden rakibi Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bir kazancı olmaz, üke sporu zarar görür.

Beşiktaş’ın olmadığı her bir yarışmanın, branş ne olursa olsun bir tarafı eksik kalır.

Koskoca kara kartal’ın bir spor yılı öncesine bu kadar iddiasız, bu kadar moralsiz ve hatta isteksiz girdiğini hiç hatırlamıyorum ki 55 senedir bu işin içindeyim. Üzülüyorum.

Bu kulübün her devirde ne büyük futbolcular yetiştirdiğini biliyorum. Necmi’ler, Nazmi’ler, Güven’ler, Şenol’lar, Sanlı’lar, Yusuf’lar, Metin’ler, Ali’ler, Feyyaz’lar, Recep’ler, bizlerin unutulmazlarıydı.

Şeref bey’ler, Çengel Hüseyin’ler, Baba Hakkı’lar, Şükrü Gülesin’ler, Beşiktaş uğruna maçta hayatını kaybeden yıllarca Beşiktaş dergisini çıkaran Mustafa Kızıltan’lar kim bilir ne kadar üzgün?

Beşiktaş’ın, bilhassa futbol takımının kötü yönetildiği biliniyordu. Sırf isim sahibi diye, kariyeri geçmişte kalmış bir sürü anlamsız yerli futbolcu alındı. Birkaçını hemen saymak mümkün. Örneğin, Fenerbahçe’den uzaklaştırılanların hepsini aldı Beşiktaş. İyi paralar verdi. Rüştü, Mustafa Doğan, Mehmet Yozgatlı, Ali Güneş, Tayfun Korkut, Murat Şahin, Mehmet Aurello, Yusuf Şimşek. Galatasaray’dan Emre Aşık, Okan Buruk.

Bunlar zamanında iyi futbolcuydu. Beşiktaş’a gelişleri kariyerilerinin sonunda oldu hep ama iyi paralar aldılar. Yabancı transferleri ise anlatılmaz. Sayısız. Beşiktaş’ın alıp da oynatmadığı yabancı futbolcular var. Neler yazmalı?.Gelip, giden Teknik Direktör’leri saymakla bitmez.

Kim yaptı, neden yaptı, ne olacak?.Bilemem. Bu camianın sorunu.

Ben rakibim olan Beşiktaşı istiyorum. Salonda, sahada, pistte, her yerde güçlü Beşiktaş’ı görmek istiyorum. Beşiktaş’lı olmasam da, Beşiktaş hayatımızda hep olmuş. Türkiye’nin bir rengi olmuş. Beşiktaş’ın böyle küçülmesi içimi acıtıyor.

Peki bu küçülme ne kadar doğru?. Böyle mi olması gerekir?

Fikret Orman’ı insan olarak seviyorum. Türk sporunda onun gibi karakterlerin mutlaka olması gerekir. Düzgün bir insan. Dobra. Kinci, intikamcı ve hırslı birisi değil. Konuşurken bile kelimeleri özenle seçip, birisin kırılmasından, alınmasından çekinip, itina gösteriyor ama kendisinde büyük hedefleri olan bir başkan özelliklerini göremiyorum. Belki iyi bir iş adamı fakat sanki spor kulübü yöneticiliğine şu an biraz uzak gibi.

İnönü Stadı projesi askıya alındı. Bir başka bahara kaldı. Arena olmadı. Halbuki ısrarlı olacaklardı. O stat yapılacaktı. Madem iddia yok. Olimpiyat da oynamakta da sakınca yoktu bence.

Samet Aybaba’yı göreve getirmesini doğru buluyorum ama maalesef onun ne kadar hırslı ve yetenekli, üstelik Beşiktaş’lı biri olsa da başarılı olabileceğine inanmıyorum. Keşke başarsa ama rakipleri geçen yıldan daha da güçlenirken., Beşiktaş 18-19 yaşındaki gençlerle Süper ligde mücadele edemez.

Üst üste gelecek birkaç mağlubiyet, ortada ne hoca bırakır, ne başkan. Bu camia bunu kaldırmaz. Fikret Orman başkanın her ne kadar ‘’yaptığımız iş Beşiktaş’lı’ya sevimsiz gelebilir’’ diye her şeyi açık açık söylüyor , ses çıkmıyor ama maçlar başlamadan zaten kimse sesini çıkarmaz.

Beşiktaş bu küçülme ile yürümez. Olmaz. Yakışmaz. Şartlar ne olursa olsun, isterse takım şampiyon olmasın, kupa almasın ama Beşiktaş şampiyonluğa oynasın ister Beşiktaş’lı. Kurulduğundan beri hep öyle çünkü.

Bugün içinde bulunduğumuz global ekonomik krizde bile ekonomistler kemer sıkmayla, küçülerek krizin sonlandırılamayacağını yazıyorlar artık.

İddiasız bir Beşiktaş kombine satamaz. Kartal yuvaları iş yapamaz, seyirci maça rağbet etmez, Sponsor bulamaz. Gelir azalır, borç ödenemez.

37 yıl sonra Beşiktaş basketbol takımı mucizeler yaratıp, hem Türkiye liginde, hem Türkiye kupasında ve en önemlisi Avrupa’da da şampiyon oldu. Böyle bir başarı kimsede yok. Demek yine de iyi yönetilen bir şeyler varmış. Şimdi o takımım yerinde yeller esiyor. Ne Engin Ataman kaldı Koch, ne o takımdan oyuncu.

Bugün de voleybol şubesini kapatmış Beşiktaş. Ezeli rakipleri aksine güçlenirken. Onu da FEDA etmişler!.

Beşiktaş’ın FEDA edilerek kurtulacağına inanmıyorum. Tam tersi olmalı. Buna inanan gelmeli.

Bu camia, küçülmek uğruna bu kadar FEDA’yı kaldıramayacak kadar büyük bir camia çünkü. FEDA bir şey uğruna olmalı ki herşey FEDA olsun. FEDA'ya değsin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 459
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 923
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster