Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '13

 
Kategori
Spor
 

Beşiktaş'ın sorunu...

Beşiktaş’ın Bursaspor karşısında zirve yapan futbolu Galatasaray maçıyla durmuştu; daha sonraki maçlarda da gerilediğini izliyoruz.

Bunun temel nedeni Beşiktaş’ın yıllardır lider oyuncu grubunun olmamasıdır. Beşiktaş’ın kadrosunda uzun zamandır forma giymesine karşın bu takımın omurgasını oluşturup, inisiyatif koyup, belirleyecek bir yapıyı halen arıyor.

Bu durum iki sene önce de böyleydi, geçen sene de ve içinde bulunduğumuz sezonda değişmiyor.

Beşiktaş ne zaman iyi yolda olduğunu gösterse, futboluyla dikkat çekmeye başlasa kısa sürede onun altında eziliyor; ta ki bütün gözler onun üzerinden çekilene, favori görüntüsünden uzaklaşana kadar...

Beşiktaş’ta sanki bir güç özellikle en başarılı olduğu dönemde dizginliyor.

İlk dört hafta futboluyla herkesi büyüleyen Fernandes’i Galatasaray karşısında görebildik mi?

Dün?

Gerçek Fernandes buysa önceki haftalardaki neydi? Bu sorunun cevabı futbolcunun standartlarında duruyor. Maalesef takımın beyni diyeceğimiz bir karaktere bürünemiyor.

Olcay Şahan için de benzer şeyler söylememiz gerekiyor.

Bu takımın harcının Oğuzhan olduğunu, onun takımdan uzaklaşmasıyla herşeyin bozulduğunu söylemek iyi bir bahane, mazeret olabilir ancak gerçek olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Önder Özen, Gökhan Töre’nin transferi için kapalı savunmaları açmak gerektiğinde bu tip oyunculara ihtiyaç duyulur şeklinde bir yorum yapmıştı.

İyi de bu oyuncu o mu?

Beşiktaş'ın en iyi oyuncusu ve transferinin Tolga olması da dikkat çekici bir durum olarak fark ediliyor. 

Almeida kaçırdığı mutlak golü atmış olsa maç ne olurdu, sorusunun cevabını bilemiyoruz. Ancak Almeida'yı artık tanıyoruz. 

Beşiktaş’ın bütün ayırt edici özelliği herkesten çok koşup, rakip alanda baskı kurması üzerineydi. Bursaspor maçında biz bunu gördük. Adım attırmadılar rakip defansa...

Beşiktaş kontrollü oyun oynamaya uygun bir takım hiç olmadı.

Hadi çok pas yapalım, topu çevirelim, diyerek Beşiktaş’ın rakip kaleye gittiğini hiç görmedik. Hızlı, çabuk, dikine, boş koşularla etkili olan bir takımdı Beşiktaş ve bu özelliğini kaybetmemesi gerekiyor.

Kuşkusuz her takım iniş ve çıkış yaşayacaktır; ancak lig sadece tek inişi balans edebilecek özelliktedir, birden fazla iniş çıkış olduğunda liderle aranızdaki fark bir anda açılıveriyor.

Rizespor, Rıza Çalımbay’ın etkisinin hissedildiği bir takım olmuş. Koray, Sercan, Cenk göze çarpan oyunculardı. Ancak Rizespor, tipik bir Rıza Çalımbay takımı nihayetinde; rakibe göre oyun oynayan, rakip hızlandıkça hızlanan, durduğunda duran bir karakteri de var.

Yoksa bu Rizespor, Beşiktaş’a rahat bir gol atabilecek yeterlilikteydi, ortam da uygundu.

Bir tebrik de Beşiktaş'ın ve Rizespor'un bayanlarına; erkeklerin bile gitmeye üşendiği stadyumu o kadar kadının doldurması çok güzeldi. 

Yunus Yıldırım için söyleyeceklerimiz artık tükendi. Bir çokları gibi...

Çizgi hakemi uygulaması giderek fiyaskoya dönüşüyor. Üç hakemin gözünün önünde olan şeye hiçbiri irade koyup da faul diyemiyor. Gerçekten çok komik bir görüntüleri var.

Hakemleri konuşacağız...

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1895
Toplam yorum
: 2000
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1342
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster