Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
260
 

Beşiktaş Seyr-i Derya ve İstanbul toplantısı

Beşiktaş Seyr-i Derya ve İstanbul toplantısı
 

Yine toplantı, yine İstanbul, yine arkadaşlar… Ve… Yine ben yollarda…

Can dostum Sema Şener, en içten haliyle, gönülden ‘’hadi gel Ayşen’’ dediğinde; içimdeki özlem rüzgârlarının delicesine estiğini fark ettim. Onca yol, onca saat görünmedi gözüme.

‘’Uçakla gel ‘’demesine rağmen, yollarda saatler geçirmeyi göze aldım da uçağa binmeyi asla! Korkuyorum arkadaş… Korkuyorum!

Yalnız uçaktan değil! Her şeyden korkar oldum son zamanlar!

Korkuyorum…!

Kendi güvenliğimden korkuyor isem nağmertim zira hayat yolunda, yol aldık haylice… Ha bugün ha yarın amma korkuyorum!

Çocuklarımın istikbalinden!

Kör bir kurşuna mazhar olmalarının vahametinden!

Terörden!

Sevdiklerimi teröre kurban vermekten!

‘’Terörle yaşamaya ALIŞACAKSINIZ!’’ diyebilen zihniyetten!

Korkuyorum arkadaş!

Günün ilk ışıkları ile İstanbul’a girdiğimizde; saatlerce süren yolculuktan daha fazla yorulduğumu hissettim, şehrin içerisindeki trafik karmaşasının içinde!

Kaplumbağa hızı ile Samandra’dan, Üsküdar’a 2 saatte ancak varabildim.

İstanbul…

Göremeyenlerin hayallerini süsleyen, görenlerin hafızalarında muhteşemliği ile yer edinen, içinde yaşayanların belki de her gün bin pişman olduklarını dile getirdikleri o güzelim şehir.

‘’İstanbul’un tarihi silueti kaybolmuş!’’ diyorlar…

‘’Fotoğrafın bütününe bakmak lazım’’ derler ya hep.  Ben, İstanbul’un fotoğrafının bütününe baktığım gibi o fotoğrafın ayrıntılarını da görüp, bir nebze olsun İstanbul’un güzelliklerini içime sindirmeye çalıştım. Birkaç yılda bile ne denli değişmişti bazı şeyler. Yapılanma… Betona teslim oluş! Gayri nizami tarzda yerleştirilmiş irili ufaklı, ya da devasa binalar! Sanki insanın üstüne üstüne geliyor gibiler!

O binaların arasında bile gülümseyen minyatür gibi kalmış, sapsarı çiçekleri ile mimoza ağaçları. Domur domur çiçeğe durmuş erguvanlar. İstanbul’la özdeşleşen laleler… Boğazdaki gemilerin, gelin kız gibi süzülüşleri. Kız Kulesinin, narin görüntüsü.

Toplantı için Beşiktaş’a giderken, karşı kıyıdaki sarayların üstüne, arkalarında beliren kocaman gökdelenlerin gölgelerinin vurduğunu gördüm. Yine de denizin üstünde dans edercesine uçuşan martıları seyretmeyi yeğledim.

Geçen yaz ‘’Acımadı ki’’ kitabımızın son imza gününü yaptığımız, Eski Foça’dan beri görüşme fırsatımız olmamıştı arkadaşlarımızla. Bu arada Feyzan Aksan arkadaşımız ‘’Andon Ustanın Saatleri’’ isimli kitabını yayınlamış ve o günkü toplantıda da bizlere o güzel kitabını imzalayacaktı. Tam ben, Sema Şener, Şükran Okyay, Feyzan Aksan özlemlerimizi giderirken birbirimizle, Meral Yağcıoğlu,Neşe İleri ve Ahmet Balcı da geldi. En son Kerim Korkut’un da katılımı ile dost meclisinde, tatlı tatlı sohbet ederken, sohbet, muhabbet burnumuzdan geldi. Sema’ya oğlundan gelen bir telefonla, ne yazıktır ki Beyoğlu, İstiklal caddesindeki o menfur saldırının haberini aldık. Ne neşe kaldı, ne sinir!

Bu arada telefonlarımız çalışmaya başladı ardı ardına sevdiklerimizden. Herkes'' Evinize gidin, dolaşmayın ortalıklarda!'' diye kaygı ve endişelerini dile getiriyorlardı.

Yine de bunca zaman sonra bir araya gelmenin ve Seyr-i Derya Kafe’nin de güvenlikli bir konumda olmasının verdiği cesaretle, dost meclisini sürdürmeye karar verdik hep birlikte. Yine yeniden, buluşabilmek ve sağlık dilekleriyle ayrıldık birbirimizden.

Ha unutmadan! Ahmet Balcı’nın ‘’mürşide’’ leri konusuna gelince… Kendisine de belirttiğim üzere ‘’ Her babayiğidin harcı değildir, mürşide sahibi olabilmek.’’ Ahmet Balcı, nüktedan kişiliğinin yanında, verilen değeri hak eden ‘’ aile babası’’ niteliğini üzerinde taşıyan, centilmen bir arkadaş, kıymetli bir dost. Yine teşekkürlerimi sunuyorum MB’ye bir kez daha. Birçok değeri kendinden menkul arkadaşlara, dostlara sahip oldum geçen yıllar içerisinde Milliyet Blog sayesinde.

Sevgili arkadaşlarım, can dostlar; Başta Sema’m, Şükran’ım, Feyzan’cığım, Meral’im, Neşe’m, Ahmet Balcı, Kerim Korkut Bey ve Kuloğlu Ömer Bey...Hepinize, her birinize en içten sevgi ve saygılarım ve de yine buluşabilmek dileklerimle…

Korkunun ve terörün gölgesinden öte!

Ay Şen

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ayşen'im bitanem... Benim işler bazen çok acil ve yoğun olduğundan ben de böyle geç okuyorum haliyle geç yorum yazıyorum. Geleceğin gün içim sevinçle dolmuştu, çünkü iç sesim "Ne güzel bugün Ayşen gelecek" demişti. Epey zaman olmuştu görüşmeyeli özlemiştik haliyle birbirimizi. Ne güzel oldu, iyi ki geldin özlem giderdik ama o kahrolası terör olmasaydı daha keyifli olacaktık. Nitekim bir gün önce gitmek durumunda kaldın ne güzel gezecektik oysa... Gelmene çok sevinmiştim ama o kadar uzun saat yol kat ettiğin için de üzüldüm açıkçası, artık uçak fobini yenmeye çalışsan iyi olacak sanki. Canım, sana ve senin nezdinde tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum, güzel sıcacık bir sohbetti. Hızır bey günü şaşırmış sağlık olsun ve de canı sağolsun, bir dahakine inşallah... İstanbul'dan selam ve sevgimle canım...

Sema Sener 
 25.03.2016 22:22
Cevap :
Semoşum inan o saatler hiç koymadı, yorulmadım değil amma sonuçta yanına gelmek, özlem gidermek vardı. İyi ki gelmişim. O menfur saldırı olmasaydı, Pier Loti'ye gidecektik değil mi? Senin planında bu vardı biliyorum ama ne yazık ki nasip değilmiş! Gerçi ben yalnız uçaktan değil aynı zamanda teleferikten de korkuyorum :) İnsan yaş aldıkça daha mı korkak oluyor ne? Eskiden hiç bir şeyden korkmazdım, ee gençlik vardı serde. Deli cesareti ve çılgınlık :) Çılgınlık hep baki de cesaret geriledi mi ne :) Olsun ben memnunum bu çılgın yüreğimden... Uçak korkusunu da yenmem lazım, en kısa zamanda bu aşacağım inşallah. Seninle, sizlerle birlikte çok güzel zaman geçirdim. Bana açtığın o güzel gönlün artık hiç dert yüzü görmesin bir tanem. Seni seviyorum, bir dosttan öte bir kız kardeşim olduğun için çok teşekkür ederim. Kocaman sevgilerimle, öpüyorummmm...   26.03.2016 2:42
 

Ha deyince, "pat" diye yollara düşüvermek, güzel bir duygu. İşin ucunda arkadaş buluşması olduğu için, katmerli bir güzelliktir bu aynı zamanda. Duygularını anlattın ama, terör korkusu sarmış İstanbulu. Demek doğruymuş. Senin ağzından da teyiden öğrendik. Bir blog uğruna kafalar gözler yarıldı. O aktörler şimdi emekli oldu amma, yine zırt pırt ortadalar. Onların yemlenmesi bu yönde. Diyeceksin ki yine birilerine laf sokuşturuyorsun. iŞTE ONU DİYECEKTİM. kİMSE KİMSEYİ TANIMAZKEN, CANCİĞER KUZU SARMASI, YAPRAK DOLMASI, BUMBAR oluverdik bir anda. Akrabadaan da öte. Ama, kavga niye? Bloğun sayısız iyiliklerinden bu işte. Ben de olsaydım dedirten, ağızlardan su akıtan sade ve anlamlı bir yazı olmuş. Kutlarım. Kal sağlıcakla.

Muzaffer Cellek 
 24.03.2016 1:20
Cevap :
Hocam hatırlar mısınız? Bir zamanlar bana Eyliya Çelebi ismini takmıştınız :) Galiba geçmiş kuşaklarda, bir bağlantım var gibi.Terör uyarılarına karşın, yine de yollara düştüm amma gerçekmiş bak! Terör her an her yerde zaman veya mekan ayırt etmiyor ne de ülke. O üzüntünün gölgesinde, yine de bir araya gelmişken, yaptık toplantıyı. Evet, Milliyet Blog sayesinde tanıştık ve bir araya geldik vakti zamanında ve de o dostluk bir kitabı oluşturmaya kadar uzandı. Ben mutluyum açıkcası, çok değerli dostlara sahip oldum. Eksikliklerini göstermesin Rabbim. Bizlerle birlikte olamayan arkadaşlarımın eminim ki gönülleri bizimleydi. Yorumunuza teşekkürlerimi ve en içten sevgi ve de saygılarımı sunuyorum.  24.03.2016 11:30
 

Bu toplantıları 5 çayı olarak yapalım ya! Hem uykumu alamıyorum hem de geç kalıyorum! Yazık değil mi bana!

Ahmet Balcı 
 23.03.2016 23:04
Cevap :
Peki Balcı, 5 çayı olsun bundan sonra :) Sen yeter ki iste :) Sevgilerimle...  24.03.2016 11:31
 

Ay Şen Hanım, Kerim Bey geç gelmiş; ama başköşeye buyur etmişsiniz:))) Dünyanın korkutan ahvalini ancak bu tür etkinlikler ortadan kaldıracaktır. Sizin şahsınızda tüm katılımcı arkadaşlara, İstanbul’a ve özellikle de Kız Kulesi’ne selamlar, görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 23.03.2016 22:11
Cevap :
Teşekkürlerimi sunuyorum hocam... Siz de gelebilseydiniz, baş tacımız olurdunuz ki bundan emin olun. Başka toplantılara inşallah. Kız Kulesi, sisli ve puslu bir havada narin narin süzülüyordu. Selamınızı ilettim :) Sevgi ve saygılarımla...  24.03.2016 11:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 533
Toplam yorum
: 2840
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1321
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster