Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '06

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
505
 

Beşiktaş

Barış Manço’nun hüzün dolu bir parçası şu sözlerle başlar:

"Kaç yıl oldu; saymadım,

Köyden göçeli."

Saydım, dört yıldan fazla olmuş; ben Beşiktaş’tan göç edeli. Kuru bir yaprak gibi, savrulup gitmişim Anadolu yakasına.

Şimdi bu blogu okuyanlar, içlerinden şunu sorabilirler; “Acaba bu adamın, Beşiktaş semtinde nasıl anıları vardı?” diye. Anlatayım:

25 yaşındayım. Hayatımın 20 senesi, İstanbul’un bu güzel semtinde geçti. Evimiz Ihlamur’un Teşvikiye’ye çıkan yolu üzerindeydi. İstanbul’un ücra köşesinde kalan bir yalnız mahalle: Muradiye.

Her neyse, yazımın konusu; eski evimle ilgili bilgiler değil.

Anlatmak istediklerim, Beşiktaş’a duyduğum özlemlerim.

Karşıya her kalkıp gidişimde, beni vapur iskelesinde ilk önce Dolmabahçe Sarayı karşılar. Bir de Beşiktaş’ın kitabevleriyle, dershaneleri.

Hani daha önce de söylemiştim ya; “Beşiktaş, baştan başa bir okul muhiti.” diye. Caddenin üstünde, peş peşe sıralanan kitabevleri ve dershaneler. Belki de onun içindir; burada herkes okuyor, tartışıyor ve düşünüyor.

Beşiktaş, bir iş muhiti aynı zamanda. Art arda sıralanan giyim mağazalarıyla. Ve de o kadar Beşiktaş çalışanının sabah ve öğlen yeme ve içme ihtiyaçlarını temin eden börekçiler, büfeler, pastaneler ve restoranlarıyla.

Sinanpaşa Pasajı ile kesişen balıkçılarıyla.

Pek çok anım vardır; benim Beşiktaş’ta:

Pastanesinde çay yudumlayıp, Barbaros Bulvarı’na bakış attığım zamanlarım olmuştur.

Ya da kitabevlerine girip, saatlerce dışarı çıkmak istememem…

Fırından çıkan taze ekmeğin kokusu, bir başka gelir burnuma.

Ya da hiçbir şey yapmam; bir köşede durup, semt esnafının sohbetlerini, karşılıklı atışmalarını dinlerim.

Kültür Merkezi’ne uğrarım; Yılmaz Erdoğan’a selam olsun diye.

En sonunda tüm yorgunluğumu, Hanedan’da atmak isterim.

Ama, ya Beşiktaş’a gidemezsem…

Dile kolay, uzun yıllarım geçmiş bu güzel semtte. Bırakıp, gittiğimde; toz ve toprak içindeydi Beşiktaş.

Şimdi ise façası düzgün, afili bir delikanlı gibi.

Bakakalırım karşı kıyıdan, hüzünle Beşiktaş’a.

Bu taraf bana, gurbet gibi gelir. Eski bir şarkıyı hüzünle mırıldanırım içimden:

“ Gurbet içimde bir ok,

Her şey bana yabancı.”

Ben Beşiktaş’ı çok özlüyorum. Her şeyiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yinede çok şanşlısın Beşiktaş tan çok uzaklarda değilsin.Dayanılmaz özlem duyduğunda kalkıp gidecek kadar yakınsın...

Sema CURUK 
 27.10.2006 18:05
Cevap :
Merhaba Sema Hanım; Söylediğiniz gibi, gerçekten de şanslıyım. Çünkü Beşiktaş'la aramda sadece bir deniz kadar mesafe var. Ya da bir köprü kadar uzakta bana Beşiktaş. Yine de insan, sevdiklerinden fazla uzakta kalamıyor. Sevgiler.  27.10.2006 20:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 253
Toplam yorum
: 373
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 1354
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster