Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
32
 

Beşin sırrı

Beşin sırrı
 

Arabada nefes alamaz olunca “Doğru düzgün deodorant alsana artık. Ne o! Hacı misi gibi,” deyip camı açtım. Oralı olmadı. Sıkmaya “Sanayi ortamlarında nazik şeyler yanlış anlaşılır,” diye devam edince kan beynime sıçradı. Sen misin beni takmayan! Bastım frene. “İn çabuk,” deyip bıraktım kaldırıma hergeleyi.   

Gümüş havanımda zift, ayna ve düğmeyi iyice ezdim. Birbirleri içinde eriyip gittiler. “Allah’ım neden insanları sevdiklerinden ayırıyorum. Müebbet yemiş mahkûmun kelebeğini bıraksam olmaz mıydı?” diye yakarsam da kendim söyledim kendim dinledim. Kelebeği kavanozdan çıkarıp bulamaca kattım. Yavaş yavaş battı. Kanadından tutup çıkarmak istesem de emir büyük yerdendi. Ellemedim. Tokmağımla yedirdim. Birliğe katıldı.Yağ, son malzemeyi de katınca eksiksiz olacaktı. Malzeme henüz malum olmamıştı.

Nişanlımla balkonda sigara içiyorduk. Heyecanla “Mahmut, meraktan çatlayacağım anlatsana ne oldu?” diye sordu. Sigaradan birkaç nefes çektim, söndürüp attım. İsteksiz “Atölyede ustayla tartıştım. Üzerime yürüyünce aldım elime tornavidayı. Araya girmeseler delik deşik edecektim odunu,” diye anlattım. Sibel “Evdekiler bekler,” deyip zengin kalkışı yaptı. Kafam hala sanayideydi. Yatağa girsem sağa sola döne döne sabah ederdim.“Bekle, seninle geleyim. Hava alırsam belki uyurum,” diyerek odama geçtim. Çakımı aldım. Belime sokarken annem endişeyle “Oğlum gecenin bu saati nereye?” diye sordu. “Gecikmem,” deyip Sibel’le çıktım. Ağzı durmuyordu. Düğün salonu arayışını, pastacı maceralarını tekrar tekrar anlattı. Mahallesine geldik. Arabayı otoparka bırakıp eve yürüyorduk. Onu dinlerken evsiz bir kadınla çarpıştım. Geveze yüzünden önümü görememiştim. Kadın dengesini kaybedip düştü. Utanç içinde özür diledim. Baktım Sibel gülüyor “Yürü utanmaz,” deyip yolları ayırdım. Evine de gelmiştik. Koşarak gitti. Sokakta benden başka kimse kalmamıştı. Adımları sıklaştırdım. Çöpü karıştıran kediye bakarken sokağa sarhoşlar girdi. Aralarında ustam da vardı.

Otobüs tıkış tıkış, şoför yolcu almaktan usanmamıştı. Beşinci kişi sıradaki duraktan binip yanıma oturacaktı. Yağı cebimde tutuyordum. Otobüs durdu. Binenlere göz attım. Tanıdım onu. Yanımdaki kadın heyecanla “Şoför bey inecek var,” deyip kalktı. Delikanlı selam verdi. Şaşkınlığını “Yer boşaldı,” diye dillendirip oturdu. Gözü dışarıda, canı sıkılmıştı. Tereddütle “Neyin var?” diye sordum. Başını çevirmeden “Dün gece sarhoşlara rezil oldum. Onca küfrettiler. Sesimi çıkaramadım,” diye içini dökerken bileğini tutup yağı sürdüm. Kızarak bileğini çekti. “Amca ne yapıyorsun,” diye hesap soracak oldu “Kokla,” dedim. Derin bir soluk aldı. Neşesi yerine geldi. Keyifle “Kaybolduysa kayboldu. Üç beş liraya bir tane daha alırım,” dedi. Telefonunu çıkarıp “Günaydın Sibel, öyle bir hacı yağı buldum ki koklamaya doyamayacaksın,” diyerek sevincini paylaştı. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 40
Kayıt tarihi
: 09.05.15
 
 

1978 yılı Sakarya doğumlu, evli ve bir çocuk babasıyım. Yüksekokul dâhil eğitim hayatımı Sakarya'..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster