Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1545
 

Beyaz düşler ülkesinin kızı...

Beyaz düşler ülkesinin kızı...
 


"Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde "

Yağdı mı tam yağardı kar.

Bir metreye yakın... Nerdeyse boyumuza ulaşan karları yara yara giderdik okula. Ve mutlaka taklalar atılır, boylar ölçülürdü el değmemiş beyazlıkların üzerinde. Kulaklarımıza, boynumuza karlar dolmadan, eller mosmor olmadan bitmezdi kar topu savaşları. Kar tatili nedir , iyiki de bilmezdik o zamanlar.

Yuvasız aşsız kalmış serçelerin, güvercinlerin sığınaydı o şehrin saçakları. Bir de buzların oluşturduğu inanılmaz güzellikteki sarkıtların .

Bolu’nun hafif yokuşlu yolları bile , kaydırak şölenine çevirmeye yeterdi kar günlerimizi. Yaşlı teyzelerin sokaklara attıkları mangal küllerine düşman kesilirdik o zamanlar. İç çamaşırlarımıza kadar ıslanmadan, ellerimiz burnumuz mosmor olmadan, girilir miydi hiç evlere ? Babalar yapmacık öfkelerle zahir kıskançlıktan çatlar vaziyette bağırıp çağırırken, anneler kızakları el çabukluğu ile saklayıverirdi odunluklara gizli suç ortağı edaları ile. Bir yandan da kızarmış kestaneler sunarlardı, üşüyen avuçlarımızın içine ısınsın diye. Kuzinenin üstünde pişmekte olan yenibaharlı taskebabının kokuları yükselirken ve bir gözü açık bir gözü kapalı sarman kedilerimiz tembel tembel esnerken, ne hoştu eve dönmek...

Her bahçede , her evin önünde, her köşebaşında bir kardan adam günlerce gülen yüzü ile bizi izlerdi sessiz, gizli ve müztehzi. Bir keresinde de kardan kadın yapmıştık mahallenin çocuklarını ayartıp. İnce belli , evden aşırıp da annemin peruğunu başına taktığım , kıvırcık siyah saçlı ve işveli . Boynunda kırmızı atkımız, burnunda tel dolaplardan aşırılmış havuçlar, kömürden düğmeleri ve mutlaka kolunda takılı kocaman çalı süpürgeleri ile.

"Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif yüreğiyle
Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
Uzaktaki şehir
Uykuya dalmıştır şimdi. "

Deli rüzgarlar esmeden erimezdi karlar. Öyle gecelerde annemin yanında alırdım soluğu, gizlice koynuna süzülür, ana rahmine yeniden döner gibi ayaklarımı sıcacık ayakları arasına sokuşturuverirdim. Uyandığını hiç belli etmeden sarmalardı beni ana sıcaklığı ile. Bir de şimşeklerin simsiyah gökyüzünü yarıp bir anda ortalığı ışığa kestiği , gök gürültülerinin kulakları sağır ettiği gecelerde, süzülürdüm sessizce koynuna.

Karlarla birlikte, kardan adamlarımız da erir, geriye kırmızı atkılarımız, havuç burnu ,kömür düğmeleri ve çalı süpürgesi kalırdı hüzünlü .

Elma, erik, dut ağaçlarının kuru dalları üzerinde dantela işlemeleri gibi , bin bir çeşit oyun, işve ve nazla sokulan kar taneleri, Pisarronun, Sisleyin kar tablolarını bile kıskandıracak muhteşem güzellikleri yaratırdı.

Bir de ahşap ve cumbalı evimizin arka bahçesinde her mart ayında karların altından boyveren boynu bükük ve beyaz yoğurt çiçekleri…

Çok sonraları öğrendim onların aslında kardelen olduğunu…

Ve bir daha öylesi bembeyaz düşler gibi kışlar yaşayamıyacağımı…

Kartalkaya bilinmezdi ama Abant, Gölcük, Aladağ tüm cömertlikleri ile sunardı beyaz ve büyülü güzelliklerini. Yollar zor geçit verse de o zamanlar, buz tutan gölü çocuk adımlarımızla katederdik, bir baştan öbür başa.

"Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Yağdı kirpiklerine bir kızın
Yağdı mavi bir nehre
Saçlarıma yağdı
Otobüslere
Ağaçlara
Evlere.
İçimden okşadım onu.
Kelebek adımlarını
Yanımdan geçen kızın.
Herhangi bir kız
Hayalleri olan. "

Beyaz düşler ülkesinin ardından, İstanbul'un yedi tepesine , Karadenize ve sonunda bozkırlara yağsam da binbir motifli kar taneleri ile birlikte...

İstanbul Üniversitesinin görkemli kapısı önündeki alanda , sevgilimle gecenin ışıklı beyazlığında kartopu oynayıp isimlerimizi yazsak da el değmemiş karlar üzerine...Hatta Emirgan tepesinde onun ekoseli atkısını dolasam da birlikte yaptığımız kardan adama...

Karadeniz kışlarında sabahlara dek , yerlere kadar camlı penceremin önünde sevinç ve heyecandan uyuyamasam da ...Hatta kar incecikten yağıp , Elif Elif diye tozsa da...

Ve bir şubat zamanı bozkır akşamında sokak lambasının ışığında uçuşan kar taneleri, sıcak bir sözün yüreği yakışı gibi beni sevinçten çok hüzünlere garketse de...


Dedem ve babaannemle birlikte yaşadığımız üç katlı ve cumbalı ahşap evimiz henüz yıkılmamışken...

Bizler henüz çocukken, masumken ve kirlenmemişken dünya...

Elma ağaçlarının kuru dalları üzerinde kar taneleri harikalar yaratırken

Ve mart ayında bahçemizde kardelenler boyverirken; karların altından nazlı ,vakur, asil ve gururlu...

Güzelle çirkini eşit eden doğanın adaleti olmalıydı kar...

"İstedim ki
Daha güzel
Olsun şu dünya.
İstedim ki
Beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Bitsin artık
Bu sürüp giden alçaklıklar.
Bir bebek
Ölüm tehdidi altında yaşamasın
Beşiğinde.
Ve paramparça olmasın
Sımsıcak
Capcanlı
Yaşayıp giderken insanlar.
Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun.
Yaşayalım
Özgür
Güzel
Düşünceli.
Anlatalım
Düşündüklerimizi birbirimize.
Sevinç egemen olsun her yerde
İnsanca
Bir kaygı.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar.
Yağsın.
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar. "

ATAOL BEHRAMOĞLU

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne güzeldir heryerin bembeyaz olması düşlerdeki gibi yazınızla bizi hayallere ve geçmişe götürdünüz kar kısa kaldı ama beyazlığı temizliği yaşamımızı sarsın istiyouz hele ki şu günlerde...

nihall 
 26.02.2008 19:52
Cevap :
Her yan boz bulanık...Keşke bu kirli siyasetin üstünü de kaplasa beyaz ipek gibi karlar. Ve hiç erimese içimizdeki kar taneleri . Onlar hayallerimiz ve bembeyaz umutlarımız bizim. Sevgi ve ışıklı beyazlar içinde kal hep, sevgili nilay...  26.02.2008 23:17
 

Kaleminize sağlık, yine içimizi erittiniz. Ama sizin içinizdeki kar taneleri asla erimesin...Sevgi ve saygılarımla.

Kumdan Kaleler 
 26.02.2008 15:34
Cevap :
İçimizdeki kar taneleri hiç erimesin. Onlar hayata dair hayallerimiz ve bembeyaz umutlarımız bizim. Sevgi ve ışıklı beyazlar içinde kal hep , sevgili kumdan kaleler...  26.02.2008 23:11
 

beni de aldın götürdün yine o eski çocukluk günlerime. Ne güzel anlatmışsın o bembeyaz kardan yola çıkarak, bugün hep birlikte kirlettiğimiz dünyaya gelişimizi. Bizim buralarda belki sizin oralar kadar çok değildi kar. Ama benim de, sarkıklarım, büyük kardan adamlarım, kara yatarak bıraktığım izlerim vardı senin gibi bir zamanlar. Beni ta o günlere, o günlerden kalan sararmış siyah beyaz fotograflarıma götürdün yine. Yüreğine sağlık çok çok güzeldi bu satırlar. Sevgilerimle:))

Haşim Arıkan 
 22.02.2008 22:48
Cevap :
Hem ısıttık, hem küreselleştirdik, hem de kirlettik canım dünyamızı. Karların bile eski tadı yok artık. Yalancıktan yağıp geçiveriyorlar işte. Boyumuzu bile bilmiyoruz, ne kadar oldu ! Kartopları, top olamadan elimizde dağılıveriyor. Ağız tadı ile karı eskitip, pekmez bile karıştıramıyoruz içine. Bizler yine ucundan da olsa yakalayabildik o güzellikleri. Ama çocuklarımız hiç bir şey göremediler, masal gibi dinliyorlar şimdi bizi. Bu sayfalar da olmasa biz bile unutup inanmayacağız o güzellikleri gerçekten yaşadığımıza. Beyaz düşler ülkemi ziyaretin, anılarımı paylaşımın için teşekkür ederim arkadaşım. Hep sevgiyle ve ışıklı beyazlar içinde kal, tüm sevdiklerinle...  25.02.2008 16:24
 

Bolu kar manzarasının en güzel olduğu yerlerden biri... Abant gölünü ilk kez donmuş gördüğüm anı unutmamam... Yazdığın her satır çocukluğumdan öyle aşina ki..:)) Özlendin... Sevgiler

Yıldız... 
 22.02.2008 18:00
Cevap :
Geçti hayal içinde iki küçük kız , beyaz düşler ülkesinden...O şehir, dalgın uyumakta şimdi ,Yıldızım. Geçiverdiler işte. Abanttan, Bolu dağlarından, Trakyadan, Kaz dağlarından... Ankaradan, İstanbuldan, Boludan, Abanttan....Eymirden hatta. Karların ışıklı beyazlıkları gibi aydınlıklar içinde sevgiyle kal hep...  25.02.2008 16:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2297
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster