Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
735
 

Beyaz pasaportlular

Beyaz pasaportlular
 

Görsel kaynak: www.yurtgazetesi.com.tr


Ne mavi, ne gri, ne yeşil ne de kırmızı… Beyazdır onların pasaportları beyaz…

Mücadele ve dayanışma azmi içinde dürüstlüğü, alın terini, kardeşlik, özgürlük ve bağımsızlığı rehber edindikleri için bereketli yağmur damlalarıyla yüklü beyaz bulutlar gibi aşarlar sınırları gerekirse… O yüzden beyazdır pasaportları, beyaz, onların… Beyaz, saf ipeklerle örülüdür sayfaları, yanmaz o yüzden, hangi ateşe tutarsan tut! 

Üç ana bölümden oluşuyorsa bedenleri; baş, gövde ve ayaklar... Tarih öncesinden gelen tarih bilinciyse ayakları, yarına uzanan düşleri, hayalleri ve umutlarıdır başları...  Aslında üzerine bastıkları -ve hep orada kalmak istedikleri- yer, sağlam mı sağlam, büyülü coğrafyamız, en az bin yıllık Türkiye’miz!.. Bir ayakları Trakya'ya basarken, ötekisi üstündedir tarih ötesi Anadolu’muzun... Ayaklarla başların bu manada uyumlu kardeşliği de tarihsel bilinçleridir. !!

Hangi coğrafyada olursa olsunlar, geçerken üzerlerinden onlar kara dereler dönüşür ak derelere, kara denizler ak denizlere, kara parçaları da ak parçalara…

Akıllarının yatmadığı, gönüllerinin çekmediği, adaletsizlik ya da mezalimin hüküm sürdüğü hiçbir kara parçasının egemenlik mührünü üzerlerine düşürmedikleri için beyazdır pasaportları onların, beyaz...

Nasıl ki genç kızlar saflık ve bakireliği temsilen beyaz gelinliklerle girerse dünya evine onlar da aynı saflık, dürüstlük ve umutlarla girerler sınırlardan (önce ekranları karşısında) seçtikleri hümanist coğrafyalara ve mücadele cephelerine…

Bir M. Gandhi deyişiyle haksızlığa yönelip tüm çıkarcı kitleleri peşlerine takmak yerine adaletli olup yalnız kalmayı bile göze alırlar. Bu durumda hiçbir kara gölge düşmediği için üzerlerine beyazdır onlar hep saf yürekleri, pasaportları gibi…

İşlerinde tembelliğe, rüşvete, irtikâp ve suiistimale hiçbir şekilde meydan vermezler. O yüzden analarının ak sütü gibi helaldir kazandıkları her kuruş ve bordroları da bembeyaz…

Çağdaşlıktan yana, hurafelerden ise ıraktırlar!  Ve barışçıdırlar. Yapay ve kirli değil, taraflarca gönüllerde de kabul görmüş, haklı ve onurlu barışlardan yana… O yüzden beyaz barış güvercinleri gibi aşıp sınırları ulaşırlar dünyanın dört bir yanındaki barışsever gönüllerine… Ağızlarında birer zeytin dalı…

Sahip olduklarıyla doygundurlar. Toplumdan aldıkça değil, ona verdikçe zenginleştiklerine inanırlar. Bunun dışında –bir Kazancakis deyişiyle- “Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum. Özgürüm” derler!

Her ne kadar mevcut şartları amaçları uğruna sonuna kadar zorlasalar da baktılar olmuyor; değerlerle birlikte her şey kirli, kara, yalan ve satılık tenezzül etmezler mavi, gri, yeşil ya da kırmızı pasaportlara…

Ya yol bileti olur onuncu köye,

Ya da kefenleri; o saf ipek ipliklerle örülü pasaportları, beyaz mı beyaz.

Bir kuşağı rehber edinmişlerdir onlar, kurucu Cumhuriyet kuşağını...

Çok yakın geçmişte bir ara “Gezi”ye çıkmışlardı, yaslı gidip şenlenmiş, tekrar yas'a sokulmuşlardı!

Gittikleri yerden dönerler mi?

Muhtemeldir ama bilemem!

İ. Ersin Kabaoğlu,

29 Ekim 2013, Ankara

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABALAR...Sevgili çok duygusal ve hisli kardeşim benim :-) ERSİN beyciğim :-) Ne deyim yazınızı okuyunca, bir anda şaha kalkmış bir AT ruhu, veya ben KRALIM arkadaş edası ile bir yeleli erkek ASLAN kükremesi gibi geldi bu ifadeler bana..:-) BEYAZ elbetde SAF + TEMİZ + BERRAK + İÇİ ve DIŞI BİR + İFRİT olmayan + UKALALIK yapmayan daha başka halk deyişle SİRKE olup da ortalığı ekşitmeyen, her haltı ben bilirim edası ile her şeye MAYDONOZ olmayan, (Daha çok çok sayılabilir de...) bir SOMUT vede aynı zamanda bir SOYUT kavramdır... Haaşaa elbetde bana ve benim düşünceme göre...! :-)) Sizin yazılarınız da kendimi " DE LUX " kanepede oturuyorum hissediiyorm bir anda... Yani halk lisanı ile " DOLU + DOLU " Sonsuz sevgiler ve selamlar ve BAŞKENTİMİZ ANKARA' mıza :-))) NK-ADA/TR

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 13.12.2013 16:15
Cevap :
Bu değerli, anlamlı ve konuyu en can alıcı noktalarından bir kez daha kavrayan yorumunuz için içten teşekkürler saygıdeğer, sevgideğer Necip ağabeyim. Şahsıma onur ve güç veren övgünüze de... Benden de sanayi hamlelerimizin, sinema sanatımızın, üretken ve güzel insanların müstesna KENTİ Adana'mıza sonsuz sevgi ve selamlar...  13.12.2013 19:19
 

Sevgili Dost; Aslında bir çoğumuz bizim 1789'umuzun 1923 olduğu fikrini taşır, bir dönem ben de öyle düşündüm. Bizim 1923'deki mücadelemizin kökünde emperyalist dış güçlere işgacilere karşı bir duruş vardı. Ayağa kalkışı direnişi başlatan milli güçlerin içindeki paşaların neredeyse hepsi cumhuriyet için direnişe geçmemişlerdi. Osmanlı kan kaybetmiş olmasaydı cumhuriyet olmayacaktı belki de. Gezi Parkı ise Tıpkı Fransadaki direnişin iki yüzyıl kadar gecikmiş halini yansıtıyordu. Adı cumhuriyet olan gerçekte ise lider sultasında olan ülkemizde... Bence durum böyle...

yeşilsoğan 
 04.11.2013 15:06
Cevap :
Cumhuriyet ne de olsa vatandaşları "kulluk"tan "yurttaşlığa" terfi ettirdi, hak, hukuk , adalet ve bazı özgürlükler getirdi. Büyük kurucu dahi'nin ömrünün kısa sürmesi ile devrimler de, "Türk Rönesansı" da yarım kaldı! Gezi' de gnçlerimiz yarım kalan "Türk Aydınlanmasının" izlerini sürdüler bir anlamda. Fakat kullandıkları teknoloji artık çok farklı. Kurtuluş ve Kuruluşta telgraf vardı şimdiyse internet. Demokrasi, artık biliyoruz ki sadece sandıktan çıkan sonuç değil, siyasal (hatta özel alanı da içine alması gereken)bir yaşam biçimi. İdeali sandıktan kim, ne çıkarsa çıksın kişilerin değişmeyen hak ve özgürlükleri garanti altında olmalı! "Liderler sultası tespitinde" haklısın! Ama maalesef şu acı tespit ile her gün karşı karşıyayız ki: Toplumsal bilinç temel insan haklarına, laiklik ve aydınlanmaya göre biçimlenmemişse orada demokrasi de gelişemez, adalet de var olamaz ve çalışamaz. Dilerim bu açık tez zamanda kapatılır.  05.11.2013 0:04
 

Bizim 1789'umuz 2013'de oldu... Tarihe kaydoldu...

yeşilsoğan 
 04.11.2013 9:39
Cevap :
Ne güzel! Hiç böyle düşünmemiştim aziz dostum. Bizim 1789'umuz -nakıs kalsa da- 1923'tür diye düşünürdüm hep. Olup bitenler "tarihe kaydoldu" da, içinde kısa sürede "kaybolmaz" umarız...  04.11.2013 14:54
 

Onlar, ayaklarındaki prangalardan genç zihinlerinin,ruhlarının ve masumiyetlerinin yardımı ile kurtulmuş beyaz güvercinler aynı zamanda Ersin Bey.Yeni dünyanın barış elçileri ve korkusuzları.Doğruluğuna inandıkları müddetçe "çok yakın bir gelecekte bir ara yeniden Gezi'ye çıkabilecek cesaretleri olan onuncu köy yolcuları " değil mi, tebrikler, sevgiler.

Ayşegül Çakıcı 
 03.11.2013 16:10
Cevap :
Evet, değerli Ayşegül hanım. Çok haklısınız. Yeni zamanların bu beyaz güvercinleri; doğacı, çevreci, hem evrensel hem de yurtseverler. Savundukları davalarında haklı ve masum bir temelden yükselerek hareket ediyorlar. Hemen hepsi de okuyup-yazan, modern, laik yaşam tarzını benimsemiş, teknoloji ile içli dışlı ve baskıdan nefret eden gençler! Üstlerine haksızca gidildikçe, saldırıldıkça daha da büyüyor ve tüm gökyüzüne yayılıyorlar! İyi ki varlar ve gelecek adına eskimeye yüz tutan umutları diri tutuyorlar. İçten teşekkür ve sevgilerle...  03.11.2013 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 3223
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2356
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster