Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '20

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
39
 

Beyaz Perde'nin Büyüsü

Özel zamanlardayız. Malum salgının yayılma hızını kontrol edilebilir düzeyde tutmak için sosyal yaşamı olabildiğince yavaşlattık. Mecbur kalmadıkça dışarı çıkmıyor, izole biçimde daha fazla vakit geçiriyoruz. Böyle zamanlarda klasik olarak ilgili olduğumuz hobilerimiz ile meşgul oluyor,  kendimize daha fazla vakit ayırarak günlerimizi geçiriyoruz.

Tüm dünyayı etkileyen olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız. Salgının detaylarını zaten sosyal medyadan herkes anlık olarak takip ediyor. ben başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

Bu durum hepimize uzun zamandır ertelediğimiz kişisel gelişim takvimimizi gözden geçirme olanağı sağladı. Okumak istediğimiz kitaplar, dinlemek istediğimiz albümler, ertelediğimiz hobiler ve seyretmek için vakit bulamadığımız filmler yavaş yavaş hatırlanır oldu. Olayın dramatik yönünü bir yana bırakırsak (tabii ki birey olarak üzerimize düşen tüm sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra), bu zamanı fırsata çevirmemiz son derece mümkün.

Herkes gibi bende listemdeki okumalarımı izlemelerimi ve yazıları bu vakitlerde planlayarak zamanı doğru kullanmaya gayret ediyorum.

Bu yazımda en çok ilgilendiğim sanat dalı olan sinemanın tarihçesinden özelliklerinden ve hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum

Sinema!. Beyazperdenin büyülü atmosferi, ışıklar, sesler, maceradan maceraya sürükleyen senaryolar ve tabii ki beyazperdede devleşen aktör ve aktrisler geçiti.

Sinema, hareketli resimler bütünü, görüntülü ve sesli imgeler dizisi.

Sinema, şudur diyerek sığ bir tanımla açıklayabileceğimiz bir olgu değil, çok yönlü bir izaha ihtiyaç duyuyor. Sinema nedir sorusuna geniş bir perspektiften cevap aramalıyız.

Sinema bir iletişim aracıdır; dünyanın dört bir yanındaki olayları saptayıp, dünyanın dört bir yanına yayabilir.

Sinema bir anlatım aracıdır; kendine has işaret ve sembolleri olan bir anlatım dilidir aslında. Bir duyguyu, bir fikri kendine has sembollerle kitlelere aktarır.

Sinema bir araştırma aracıdır; özellikle devinim(hareket) gerektiren konularda sinemanın yerini hiçbir araç tutamaz.

Sinema eğitim-öğretim aracıdır; bilgileri aktarışındaki yoğunluk, kestirmelik ve kıvraklıktan dolayı okul ve okul dışında en etkili eğitim-öğretim sinemayla sağlanabilir. Fatih Projesi kapsamında okullarımızda kullanıyorduk, şimdi bu salgınla birlikte uzaktan eğitim uygulamalarıyla ne kadar önemli bir araç olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Sinema bir propaganda aracıdır; üstelik görüntülerinin seçilebilirliği, inandırıcılığı ve etkililiği yönünden diğer propaganda araçları içerisinde tartışmasız liderdir. İkinci Dünya Savaşı sırasında cephe gerisindeki ideolojik savaşın devamı için sinema kullanılmıştır. Başta Sovyet ve Alman sinemaları sivil halk kitlelerini savaşa dahil edebilmek amacıyla kendi ideolojilerini yücelten ve kişileri etki altında bırakabilecek çalışmalar yapmışlardır. Soğuk savaş döneminde ve tek kutuplu siyasal dünya dizaynında Amerika, sinema sektörünü aktif olarak kullanmıştır.

Sinema eğlence aracıdır; insanların boş zamanlarını doldurmakta, onların hoşça vakit geçirmelerinde, oyalanmalarına yardımcı olmaktadır. Günümüzde ulaştığı kitlelerin büyük bir bölümü çoğunlukla sinemanın bu özelliğiyle ilgilenmektedir.

Sinema bir sektördür; kamera önü ve kamera arkasında yüz binlerce personelin çalıştığı, bacasız bir fabrikadır.

Sinema başlı başına bir sanat dalıdır; Sanatçı toplumda gördüğü gözlemlediği veriyi, sanatıyla yoğurarak eserine aktarır. Sinema, sanatçıya eserini ortaya koyabileceği olağanüstü zengin bir olanaklar denizi sunar. Sinemanın bir diğer ismi de Yedinci Sanattır. Diğer altı sanat dalını içinde barındırmasıyla, yedinci sanat dalı olarak bu ismi son derece hak ederek almıştır.

Sinemanın tüm bu özelliklerine kitlesel olma özelliğini de katabiliriz. Kitleseldir çünkü sinema tüm mesajlarını milyonlara çok kolay bir biçimde ulaştırır. Gerçekten de dilinin evrenselliği ve izleyiciye ulaşmadaki biçiminden dolayı büyük bir yaygınlığa ulaşan sinemanın, yukarıda sıralanan bütün özelliklerinin başına "kitlesel" nitelemesi rahatlıkla gelir.

Bunların dışında sinema moda, müzik ve popüler kültür ile de etkileşim halindedir. Kitlelerin beğenisine sunulan tüketim malzemeleri izleyicilerin alt benliklerine sürekli bunu giy, bunu ye, böyle davran kodlarını karşı konulmaz biçimde taşımaktadır.

Lumière Kardeşler acaba sinematografi cihazını icat ederken işin bu boyutlara gelebileceğini düşünmüşler midir hiç sanmam. Ama şu bir gerçek ki sinema, geçmişte meydana gelmiş olaylardan etkilenmiş, günümüzde meydana gelen olaylardan etkilenmekte ve gelecekte de dünyada meydana gelecek olaylardan etkilenecektir. Hatta yukarıda saydığımız tüm özelliklere yenilerini de ekleyebilecek potansiyele sahiptir.

Okuduğunuz için teşekkür ediyor, sağlıklı günler diliyorum. İyi seyirler.

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 155
Kayıt tarihi
: 06.09.13
 
 

Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektrik Eğitimi Bölümü Mezunu, Sakarya Ünv'de Eğitim A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster