Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
677
 

Beyaz ve kahverengi

Beyaz ve kahverengi
 

Renklerin dili var mı?


Her ne olursa, milletin kararı başımızın üstündedir.

Yandaş medyanın köşecileri ve ekran bülbülleri halkı Anayasa değişikliklerinin içeriğine “evet” oyu vermeye ikna edemeyeceklerini anlayınca, oy pusulasındaki renkleri kullanarak “av”lama yoluna girdiler.

“Evet”in rengi beyaz, saflık-temizlik simgeliyormuş…

Beyaz hoşmuş, “Hayır”ın rengi olan kahverengi nahoşmuş!

Beyaz çekiciymiş, kahverengi itici!

Biri neden cazip, öteki neden itici? Bu sualin cevabı yok!

Nitekim sorma! Yandaş kalemlere iman et, neyi oylayacağını araştırma, soruşturma, mührü beyaza bas geç!

Biz renkler hakkında bir ayrım yapmıyoruz. Bütün renkler güzeldir, birbirlerini tamamlarlar ve hayatımızı “renklendirir”ler.

Bu kalemşorlar, kahverenginde, kendilerine göre kusurlar buluyor, halk nezdinde kahverengini aşağılamaya çalışıyorlar.

Tabii bu “hücumlar”a karşı savunmaya geçmek de bizim için meşru müdafaa haline geliyor. Nitekim ararsanız beyaz hakkında da kitap dolusu olumsuz çağrışım, deyim, mecaz bulabilirsiniz.

Beyaz her zaman saflığın, duruluğun, temizliğin sembolü değildir…

Meselâ; insan sağlığına zararlı kabul edilen tuz-şeker-yağın ortak adı “3 beyaz”dır ve tabipler sabah akşam “3 beyazdan kaçının” der.

Sonra, en tehlikeli uyuşturucuların yaygın adı “beyaz”dır. İlla “beyaz” diyenlere, siz milleti uyutmak, uyuşturmak niyetinde misiniz, diye sormak hakkımız değil mi?

Öte yandan, siyasî mücadeleyi ve sandıktaki rekabeti bir meydan muharebesi haline getiren yandaş medyaya; “beyaz” bayrağın teslimiyetin simgesi olduğunu hatırlattıktan sonra şunu soruyoruz: Siz, halkın “beyaz”ı tercih ederek teslim olmasını mı istiyorsunuz?

Vatandaşı teslim almak mı istiyorsunuz?

* * *

Tekrar soruyoruz; kahverenginin ne kusuru var?

Tabiat anamız olan toprağın rengi… Bizi besleyip büyüten, üzerinde barındıran toprak ananın rengi…

Kutsal şehitlerimizi, bütün atalarımızı koynunda uyutan toprağın rengi…

Mehmet Akif’in, “sıksan şüheda fışkıracak” dediği mukaddes toprağın rengi…

Ve o mukaddes toprağın üzerinde yükselen, Arif Nihat Asya’nın “Cenneti anlatan bir Ayet olmuş” diye vasfettiği ağaçların rengi…

Altında dinlendiğimiz, serinlediğimiz, bize envai çeşit meyvelerini sunan ağaçların rengi…

Ey ham ervah, bu harikulade rengi aşağılamakla kârın nedir?

Nihayet, söz konusu renge adını veren “kahve”ye nasıl hor, itici, olumsuz gözle bakılabilir?

Uyarıcı, zihin açıcı kahvenin rengine dil uzatmak nasıl bir kadirbilmezliktir?

Vatandaş niçin “kahve”yi, “uyanmayı”, “uyanık olmayı” tercih etmesin?

Şu mukaddes toprağa sağlamca basarak, heybetli, koyu gölgeli çınarların altında bir “kahve” yapmalı… Şöyle okkalı…

Ki, 40 yıl hatırı olmalı!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1413
Toplam yorum
: 4983
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 1201
Kayıt tarihi
: 04.06.10
 
 

Ücret karşılığı hiçbir yerde çalışmıyorum. Sandıklı'da doğdum. Kuleli Askerî Lisesi, Kara Harp Ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster