Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '20

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
172
 

Beyazın Siyahı: Zenci Defteri

     Yıllardır yazdığım makaleler, tezim, sınırsız yazılar... İşte tüm bunların özeti bu cümleler. İkili zıtlıkların hiç değişmediği ve değişemeyeceği. Irkçılıkla ilgili yazılan yazılarda bile siyahı aramak artık çok zor. Beyaza karşı siyahı savunmak, görünene karşı görülmeyeni savunmak, efendiye karşı köleyi savunmak... İşte tüm bunlar maalesef ki kimlik krizlerini hiç çözememiş, var olan yaraların sürekli kanamasına sebep olmuştur.  Hep bir kısır döngü gibi geri dönmüş, ezileni ezenden kurtaramamıştır.

    Farklı işlerde ama aynı amaç ve gelecek için çalışan insanlar. Kimi zengin bir ailede hizmetçi, kimisi de şeker kamışı kesiyor. Beyazlar her iş için korkmayın işe atılın derken onlar beden işinden ziyade daha çok özgürlükleri, gelecekleri için korkmamayı diliyorlardı. İşlerini yaparken, koparıldıkları topraklardan öğrendikleri, kendilerini yansıtan şarkıları söyler, belki de topraklarını unutmamaya çalışırlardı. 

   İşlerini yaparken giydikleri beyaz ve ucuz giysiler onların temizliğini mi, masumluğunu mu yoksa ayırt edilebilirliklerini mi yansıtıyordu bilinmez ama bir tezatlık kazandırdığı çok açıktı.  Yazmayı bilenlerin ki bu sayı çok azdır çoğu yazmak için materyal bile bulamazken, beyazlar, ifade edilebilirliğe sahip her şeyi yasaklamış; üzümlerle, vişnelerle, toprakla bile; birer tahta kalemi kullanarak yazmaya çalışanlar çoğu zaman hayal kırıklığı yaşamışlardır.

   Bazılarına “bay” denilerek seslenilirdi; ama sadece şanslı olanlara. Her beyaz aynı değildir tezi o kadar çürütülmüştü ki bay zenci her zaman bir köle olarak hayatına devam edecekti. Ben özgür bir adamım diyebilmek o kadar zordu ki sürekli köleyim ifadesi tekrarlanır, hatırlatılır, eziyete dönüştürülürdü. Hakkını savunmak, özgürlüğünü beklemek, umudunu kaybetmemek ve hayatta kalmak; tüm bunları düşünmek bile eziyete sebep oluyordu.

   Ad olarak sana ne veriliyorsa senin adın oydu. Zamanla seninle ilgili şarkılar yazılır, içinde zenci kelimesi ve senin durumunu anlatan kelimeler olurdu. Biraz başarılı olduğun taktirde o başarı göz ardı edilir, eğlence kaynakları olursun, dans edersin , eğer okumayı biliyorsan ya da yazmayı ve bunu öğrenirlerse işte o zaman kamçılanırsın. Bazıları tecavüze uğrarken, bazıları sahipleri ile ilişki yaşar ve onları hoş tutmaya çalışır. Bu onları kamçılanma ve çalışmaktan kurtarırdı. Birbirine ölüm için yalvarırsın. Umutsuzluğa düşersin. Beyazlar için her şeye izin vardır ama siyahiler günahkar, dinsiz, lanetli ve kara suratları nefretle doludur. Ne yaparlarsa yapsınlar gün ışığına erişemezler. Artık yüzleri gibi karanlığa mahkum ve gelecekleri karadır.

Olmanın dışında, olmamayı seçmişlerdir...

  Zenci Defteri ödüllü yazar Lawrence Hill’in beni kendine takıntılı derecede bağlamış olduğu ki kitabı okumanın dışında analiz ettiğim romanıdır. İkili zıtlıkları muhteşem bir şekilde anlatmış olan Hill, ayrıca kitabı mini drama serisine de adapte etmiş ve ana karakteri olan Afrikalı Aminata Diallo’nun hayatta kalma öyküsünü bizlere özgürlüğün diliyle sunmuştur. Ben hikayeden ziyade, siyahilerin hislerini ve kullanılan “zenci” kelimesinin bende yarattığı yıkıcı ruh halini hatırlar ve ne zaman okusam ya da izlesem aynı hislerden kurtulamam.

Bu kitabı ve mini drama serisini herkese öneririm. Gerçek bir hayat hikayesinin hüznünü hissedeceğinizi düşünüyorum...

İyi okumalar ve seyirler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 200
Kayıt tarihi
: 18.07.15
 
 

1992 yılı İstanbul doğumlu. İlkokulu İstanbul'da okudu, ortaokulu ve liseyi Edirne'de bitirdi. Kara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster