Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
175
 

Beyhude

Beyhude
 

İçeriden en içeriden gelip boğaza kadar dayanıyor acılar. Merhemine yandığımın dünyası acımadan tuz basıyor açık yaralara. İçerimde çığlık çığlığa ağlayan bi kız çocuğu,ordan oraya vuruyor kendini. Çıkarmış ayakkabılarını çözmüş saçlarını... Rüzgara bağırırcasına bağırıyor. Nefes olup çıkıyor sesi dudaklarımdan, yürüdüğüm yollarda kanlı ayak izim kalıyor, hayal kırıklıklarıma basmışım gene. Bacaklarımdan kurtulup uçuşuyor etekler gitmek istercesine alev alev tenimden. Sokak köpeklerine gıpta ederek yaşıyorum gene. Bir ağacın gölgesinde uyumak, ufak birikintilerden kararında sular içmek ya da sabahın beşinde avaz avaz gökyüzüne bağırmak ne büyük lütuf. Durmadan içiyorum, durmadan dönüyor başım, hiç açılmayacak gibi kapalı gözlerim. Kırmızı bir halının üstünde gökyüzüne ulaşıyor bedenim. Dudaklarım aralanıyor ve günler sonra ilk defa soluna yükselerek unuttuğum gamzelerimi çağırıyor yanağıma. Sigaram mütemadiyen yastık altında. İçimdeki renkler griye çalıyor şimdi. Şefsiz bir orkestra misali telef oluyorum zamanda. Atomlarım birbirine çarpıyor ve nötrleşiyor haykırışlarım. Bir kaç elektron daha sola kayıyor. Karara bağlıyorlar var oluşlarını. Git gide inceliyor sanki derim soğuğu daha çok içeri almak için .Susmak da zor geliyor artık. Altın renkli kalemlere tutkunum şu günlerde. Sayfalar ... siyah pek tabi. Kömür ateşinde pişiriyorum çayı ve bardaklar hep ince belli. Sonra oturup en yüksek tepelerden hatırlıyorum acıları. Durmadan bıkmadan usanmadan tekerrür ediyor zihnim ve her çaba beyhude. Boynumun baki borcu hatırlamak. 

Merve Dağlı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hatırlıyorum da sayfalarına uğradığım bir yazın daha böyle zamansız bir an'a denk gelmişti. Sanki farklı bir zamanda okusam tesiri daha şiddetli olacak gibiydi bu da öyle işte. Yalın bir acıyı ne de güzel anlatmışsın. Zihnindeki harflerin birbirine değmemesinden anlaşılıyor teskin edilemediği. Bir kuş, biraz toprak çokca mavi eklemişsin satırlarına tarifini yaparken bile içini acıtan acıya inat. Aşk gibi üç harf olmasından belki de en az onun kadar sarsıcı oluyor neticeleri. Göz kapaklarından başlayarak tüm vücuduna yayılan tuhaf ama can alıcı bir sızının senden başlayarak halkasını genişletmesine tanıklık etmek bir yana genişleyen o çemberi boynunda bir ilmek gibi taşımak belki de solduruyor renklerini. Gün ortası melankolinin dibinde toz attırmama neden olan satırlarına eşlik etmek istedim. Yine de aklında bulunsun. İnsan unuttuğunu hatırlar; insan, unuttuğu kadar hatırlar..

Umit Yaka 
 20.09.2017 13:17
Cevap :
Ufak bir yazı bir söz hiç olmadık bi anda gelir oturur insanın karşısına. Zamansız ama etkili. Belki de daha çok mavi daha çok gökyüzü daha çok nefes içindir bu kadar acı. Bu yüzdendir dermansız oluşu acıların. Günün herhangi bi saatinde alalade bi anda belki de dokunabildiysem hayatınıza ne mutlu bana ve ne çok haklısınız insan unuttuğu kadar hatırlıyor. Sevgiler.  20.09.2017 22:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 338
Kayıt tarihi
: 02.01.15
 
 

Kim olduğumuz ne olduğumuz önemli değil. Kimi mutlu edebildiğimiz, kimin sorunlarına çözüm bulabi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster