Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
238
 

Beyinle İlgili

Son zamanlarda; beyin ve zekâya karşı özel bir ilgi duymaya başladım; aslında çok geç kalmışım zira insan kendini kendine ait organların, sistemlerin görevini tam ve eksiksiz bir şekilde öğrenmeli, belki de ilk öğrenmesi gereken şey budur ama nedense size verilenler, bize verilenler gerçekte aradığımız bir şey olursa anlam kazanıyor ve değerini daha iyi ancak o takdirde kavrayabiliyoruz.

Belki de eğitim sistemlerinin bu derece başarısız olması bu yüzdendir. Her taraf belge kaynıyor, belgenin cinsi ne olursa olsun, içi boş olma ihtimali çok fazla olduğundan, pek bir anlamı olmayabiliyor. Çünkü kimse istemeden bilinçli istemeden bir şeyler veriyorlar. İhtiyacı olmayana su vermek gibi bir şey; sürekli su, sürekli su ve en sonunda su gibi hayatın en temel kaynağı olan sudan nefret eden insanlar üreten bir sistemin içerisindeyiz.

Bizim oralarda bir söz vardır; biraz abes bir söz olsa da “sormadan söyleme, istemeden verme” derler. Muhtemelen başka yerlerde de başka sözler vecizler vardır.  Bir eğitimci ve yazan birisi olarak (yazan birisi dedim özellikle yazar demedim) da yazılarımızın az okunmasının nedeni, çok derdim de değil aslında ama bu minvalde yorumlanabilir.

Gelgelelim zekâ ve beyinle ilgili kaynak kitaplara bunlardan birincisi Serkan Karaismailoğlu’na ait “Kadın Beyni Erkek Beyni” ve Dr. Louann Brizendine isimli yazara ait "Kadın Beyni," yine aynı yazara ait "Erkek Beyni," Dr. Frances E. Jensen ve Amy Ellis Nut’a ait "Ergen Beyni" isimli bir başka kitap ve son olarak Howard Gardner’e ait "Zihin Çerçeveleri-Çoklu zekâ Kuramı" isimli kitaplara bakayım dedim ve daha birçok kitap daha okumayı düşünüyorum.

Kitaplarda son derece etkili ve tabi ya ben bunu neden düşünemedim diyebileceğiz birçok şey var ve çok şeyler öğreniyorum. Özellikle insanları daha anne rahmine düşmeden çok önce başlayan yolculuğuyla ilgili binlerce inceleme ve araştırmayı biraz da şüphecilik yaklaşımımı da yanımdan ayırmayarak okudum. Bu saatten sonra hiçbir şeye öyle bodoslama inanacak değilim.

Bir medeniyet var ve bu medeniyet özellikle mi insanı hasta eder, yoksa "Hansel ile Gratel" masalında olduğu gibi özellikle yolumuzu şaşırmamız için neden mayın döşemesin, öte yandan da hayata ve iyiye dair ne varsa bizler aynı zamanda bu medeniyetin ürünlerini kullanıyoruz. Onları ürettiği ışıkla aydınlanıp onların elimize tutuşturdukları sistem üzerinden dünyaya ulaşıyoruz. Öyle ya bu medeniyet dünyaya Afrika çöllerinden Arap Yarımadasından yayılmadı.

Bu kadar uzunca bir giriş ve top çevirmeden sonra; okuduğum kitaplardan birinden bir kısmı buraya ekleyeyim; dikkatlice okunulması tavsiye olunur.

"Bütün hayvanlarda iyi annelik yapabilmek için asal olan tek bir faktör vardır: öngörülebilirlik. Ne kadar kaynağınızın olduğundan çok, bu kaynaklara ne kadar düzenli olarak ulaşılabildiği önemlidir.

Araştırmalardan birinde, anne rhesus maymunları yavrularıyla beraber üç farklı ortama yerleştirildi: Bu ortamlardan birinde her gün bir yığın yiyecek vardı; diğerinde yiyecek azdı; sonuncusundaysa bazen çok, bazen az yiyecek vardı. Annelerin yavrularını besleme biçimi, yavrularına verdikleri yiyecek miktarı her gün kameraya alındı ve düzenli olarak belgelendi.

En iyi ortamda bulunan ve bir yığın yiyeceğe sahip olan yavrular annelerinden en iyi bakımı gördüler. Az da olsa düzenli olarak aynı miktarda yiyeceğin bulunduğu ortamdaki yavrular da neredeyse aynı ölçüde iyi bakım gördü. Ama kestirilemeyen miktarda yiyeceğin verildiği ortamdaki yavrular sadece yeterince iyi bakılmamakla kalmadılar, aynı zamanda annelerinin saldırgan hareketlerine de maruz kaldılar. Yiyecek miktarının kestirilemediği ortamda bulunan maymunlann beyinlerindeki stres hormonu seviyesi üç gruptan en yüksek olanıydı ve oksitosin seviyeleri de diğer gruplardakilerden düşüktü. Ne olacağı kestirilemeyen bir ortamda insanlar da benzer sorunlarla karşılaşırlar. Anneler korkak ve çekingen olur, bebekler depresyon belirtileri gösterir.

Çocuklar annelerinden uzaklaşır ve çevreyi keşfetmekle de diğer çocuklarla oynamakla da daha az ilgili olur -bu durum ergenlikte de yetişkinlikte de devam eder. Bu araştırma annelerin kestirilebilir, sabit ortamlarda ellerinden gelenin en iyisini yapabilecekleri yönündeki görüşü de doğrular.

Primatolog Sarah Hrdy'ye göre, insanların evrimi başka annelerin de çocukların bakımına yardımcı olduğu, yardımcı anneliğin bulunduğu topluluklarda gerçekleşmiştir. Bu nedenle bir annenin ve evin içinde ya da dışında yer alan başkalarının, kaynakların -ekonomik, duygusal ve toplumsal- öngörülebilirliğini ve devamlılığını sağlamak amacıyla yaptıkları her şey çocuklarının refahını güvence altına alacaktır."  Dr. Louann Brizendine Kadın Beyni 152.sf

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1536
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 188
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster