Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
429
 

Beyler bu memlekete nasıl kıydınız?

Beyler bu memlekete nasıl kıydınız?
 

Nazım Hikmet’in bu güzel şiirinden yola çıkarak, iki fotoğraf düşünün. Bu iki fotoğraftan biri Cumhuriyet dönemi aydınlanma çabası üzerine olsun. Diğeri de 1950 sonrası Türkiye’nin fotoğrafı olsun.

Cumhuriyet dönemi batıcılık anlayışı Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi muasır- medeniyet çerçevesi şeklinde aydınlanma dönemi yaşanmaktaydı. Gerçek aydınlanma ilim ve bilim sayesinde gerçekleşmekteydi. Bu fotoğrafı görüldüğü anda Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmekte olan, gelişmeye açık bir devlet olduğu rahatça görülmektedir. Toplum durağan yapısını kırmış, Atatürk ilke ve inkılâpları sayesinde Cumhuriyet’in temeli o dönem için sağlama alınmıştı. Cumhuriyet dönemi aydınlanma dönemi için söylenecek ve yazılacak çok söz var ama gelelim asıl konumuza.

1950 sonrası Türkiye fotoğrafına baktığımızda batıcılık anlayışının değiştiğini görmekteyiz. Batı, her ne yaparsa doğru yapar anlayışı iç ve dış dinamiklerin de etkisiyle Türkiye’yi Batı’nın kucaklarına atmıştır.

İç dinamiklerin etkisi, Türkiye’de tarikatlaşmayı, dinci oligarşi kültürünü ve cemaatleşmeyi beraberinde getirmektedir. Bugün gözlerimizin önüne gelen fotoğraf ve yaşanan gelişmeler ne yazık ki tam 58 senelik bir geçmişe sahip. Dış dinamiklerin de etkisiyle bu dinci yapılanma Türkiye Cumhuriyeti temellerini, bugününü ve yarınını tehdit etmektedir.

Ayrıca dinin siyasal nitelik kazanması gelişmekte olan toplumlar için ciddi tehlike oluşturmaktadır.

Buradan yola çıkarak bu toplumun bugün fotoğrafını çektiğinizde türban tartışmaları ekseninde bir Türkiye olduğunu görmekteyiz. Bu ülkenin çözülemeyen tek sorunun türbanmış gibi lanse edilmesi ve kamuoyu tartışmalarının bu eksende olması Türkiye için acı fotoğrafı ortaya koymaktadır. Türban bir siyasal simgedir ve asla başörtüsü ile eş tutulmamalıdır. 30- 40 yıllık bir geçmişe sahip olan türban, bugünkü siyasal iktidarın sayesinde gelişen ve bu topluma empoze ettirilen dinci oligarşinin, tarikat kültürünün ve cemaatleşmenin simgesidir. Bu simgenin dini inançla hiçbir alakası da yoktur. Durmak yok yola (sömürmeye) devam sloganıyla yola çıkan bir iktidar Türkiye’nin laik temellerini ciddi şekilde tehdit etmektedir. Türban serbestliği toplumsal kargaşa yaratacak ve insanlar arasında bölünmeler yaratacaktır. Ayrıca dini inançlar bu yolla sömürülmektedir ve din istismar edilmektedir.

Bu gelişmeler üzerine üniversitelerde oluşacak türban serbestliğini Sayın Melih Aşık vasıtasıyla bir genç öğretim üyesi şöyle aktarmaktadır: “Türban bir çeşit fişlemedir... Türban üniversiteye girdiğinde sınıflardaki kızlar ikiye ayrılacak.. Başı kapalılar.. Başı açıklar... Daha kısaca: Müslümanlar - laikler... Başı kapalı bir öğrenci örneğin "kopya çekiyor" diye yerini değiştirmesini istediğimizde, 'türbanım yüzünden baskı yapıyorsunuz!' diyebilecek... Sınıflarda kızlar türbanlı - türbansız, laik - Müslüman diye ikiye ayrılacak."

Sözün özü, iki fotoğraf arasındaki en belirgin farklardan biri, Cumhuriyet değerlerinin zayıfladığını ve artık Türkiye’nin gelişmekte olmayan bir ülke olduğudur. Şunu unutmayalım ki din üzerinden siyaset yapmak bir toplumun bir ülkenin gelişmesindeki en büyük engeldir.

Eğer gelişim göstermek istiyorsak türban tartışmalarını bir kanara bırakarak gerçek iç ve dış sorunlarımıza yönelmeliyiz. Bu ülkenin geleceğini dinci yapılanmayla ipotek altına almak hiçbir siyasal iradenin hakkı değildir ve olmayacaktır da. Yaşanan gelişmeler şunu gösteriyor ki bugün türbanın arakasında iktidar gücü vardır. Laik taraf ise bu konuda zayıf kalmaktadır. Bu durum laik yapıyı da değiştirmek isteyen güçler için zamanın ve şartların mükemmel olduğunu da göstermektedir. Bu iktidarın da bir gerçeği şudur: Din oligarşisi yaratmak, dini afyon yapmak ve giderek yoksullaştırılan halkı yönetmek! Bu iktidarın şu gerçeği, Nazım Hikmet’in de dediği gibi bu memleket nasıl kıydınız? sözünü hatırlatmaktadır bir kez daha…!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Galiba, bence, maalesef büyük bir "U" dönüşü yaptık. Saygı ve sevgilerimle...

Şahin Yamaner 
 24.08.2008 14:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 938
Kayıt tarihi
: 22.07.08
 
 

Uluslararası İlişkiler Mezunuyum. Yüksek Lisans çalışmaları yapmaktayım. Uluslararası İlişkilerde ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster