Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
527
 

Beynimizin kimyası değişiyor acaba neden?

Beynimizin kimyası değişiyor acaba neden?
 

ezgiumut/ ocak 2010


Milliyet Gazetesi köşe yazarı Taha Akyol rica ederek bir araştırma yaptırmış Milliyet Gazetesi arşivlerinde haber ve köşe yazılarında bazı kavramların kullanılmasını rakamlarıyla araştırtmış. Sağolsunlar. Beynimizin kimyası değişiyor makalesiyle paylaşmışlar bugün. Bu konuda aklımıza takılanları soralım istedik.

“irtica, irtica tehlikesi, şeriat tehlikesi”
1998-1999 " Tam 1236 defa! "
2008-2009 " 370 defa!"

yüzde 30' a düşmüş. Yani azalma. % 70

1236 'nın başındaki "Tam 1236 ..." rakam bilgisi olmayan okurlara rakamın büyüklüğünü pekiştirmek açısından kullanılmış bir sıfat olmalı diye düşündüm.

“Atatürkçü, Atatürkçülük, Atatürk ilke ve inkılapları, Atatürkçü düşünce sistemi” kavramlarının kullanımı
1988**-1999 763 defa...
2008-2009 439 defa.

yüzde 58 ' e düşmüş .. azalma % 42

Önemli NOT: 1988** in 1998 olacağını ve hata ile makalede 1988 yazıldığını düşünüyoruz.

" irtica, irtica tehlikesi, şeriat tehlikesi" gibi sözcüklerin yanı sıra başka bir kavramı da araştırmalı mıydı acaba? Biz olsaydık " laik ve laiklik" kavramlarının TAM kaç defa kullanıldığını araştırırdık.

Taha Akyol'un lafı o kadar döndürüp , evirip çevirip hem kendini hem de okuru yormasına pek gerek var mıydı?

Sorun demokrasi ve ekonomi kavramının önündeki sözcükler mi yoksa ders kitaplarında ya da Anayasa'da geçen "Atatürk milliyetçiliği" kavramı mı?

Sonuçların ne çeşit bir beyin kimyası sonucu gerçekleştiğinin değerlendirilmesi için gerek 1998-1999 ve gerekse 2008-2009 yıllarında kaç gazetecinin, habercinin, yazarın veya köşe yazarının kullandıkları sözcükler ve haberleri nedeniyle haklarında dava açıldığının da karşılaştırmalı istatistiğini hem de Türkiye genelinde verilmesi gerekmez mi?

Bazı kavramsal sözcüklerin kullanılmasındaki azalmanın mutluluk mu yoksa kaygı nedenli beyin kimyası değişimlerinden mi kaynaklandığını bu arşiv araştırması nasıl açıklayabilir?


http://www.milliyet.com.tr/beynimizin-kimyasi-degisiyor/taha-akyol/siyaset/yazardetay/01.03.2010/1205170/default.htm?ver=87

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gelen yorumlar da ilginç.. Kesin olansa beynimizle de, kimyasıyla da, neyi söyleyip neyi düşüneceğimizle de, her dönem duruma göre oynanıyor.

Nilgün Akad 
 08.03.2010 13:55
Cevap :
Nilgün Hanım çok teşekkürler. Çok haklısınız. Beynimizin kimyası birilerinin çıkarları neyi gerektiriyorsa öyle çalışsın isteniyor. Yorumlardan ben pek çok bilgiler kazanıyorum gerçekten. teşekkürler. selam ve sevgiler.  11.03.2010 23:57
 

Böyle bir değişim bence daha özgür düşünür olmaya başladığımızdan da olabilir. Yani beyin kimyamızı katalize eden kalıpsal söylem ve kabullerden kurtulmaya başladığımızın habercisi de olabilir. Bir bakıma toplumsal sürü güdüsü yerini bireysel varoluş hafifliğine bırakıyor bile denebilir.

Muharrem Soyek 
 04.03.2010 16:16
Cevap :
Hani gazetelerde çıkan söylemler olmasa, oturumlarda tarışılan konularda ana konunun yanında kovan dansı yapıp da bir türlü öze dokunamayanlar olmasa dediğinize yürekten katılacağım. Ama katılamasam da umut olarak içimizde saklayalım. Baskıların korkutmaların biteceği günlerin geleceği umudumuz hep canlı kalsın. saygılar.  05.03.2010 12:20
 

Bu kimyayı, psikolojik ve fiziksel olarak etkilemeye devam edecek...''Büyük Birader''in gözetlemesi de, devam edecek!...2010'da, ''vesayetin'',''demokartik açılım''ın, en çok konuşulup, zirve yaptığı yıl olacak ve de ''Özel Harp Dairesi'' ve kısmen bir şekilde bağlantılı Ergenekon'un ve de CIA ile ABD'nin!... Baksanıza; ''Yeni Sol'' bile,demokratik açılım adına, '' 28 Şubat 1000 Yıl Süremez!.../ Kaldırın Başörtüsü Yasaklarını...'' sloganıyla basın açıklaması yapan İslamcı kızların toplantılarına bile, AKP'li milletvekillerinin vermediği desteği veriyor!... Yani şaşırtıcı bir hızla ve idrak edemeyeceğimiz bir şekilde, değişip,gelişiyoruz; demokrasiye doğru!...Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 01.03.2010 11:24
Cevap :
Yorumunuz başka bir konu hakkında da beni uyandırdı. Örneğim 2008-2009 da siyasi haberlerde kullanılan sözcüker nelerdir? ve 1998-1999 da kullanılmış olanlar nelerdi? Bir kısmını siz de vermişsiniz. Türbanı 7 yıllık iktidar sürecinde çözümsüzlük odağı olarak gündemde bırakabilen ama gece yarıları canının istediği kanunları çıkaran bir iktidar anlayışının devamından çıkarı olanlar bazı sağ görüşlü kişileri sol kimliklerle de donatabiilir mi ? :)) teşekürler.  01.03.2010 16:31
 

Değerli Ezgi Umut, bizler batıya göre farklı kültür ve anlayışa sahip milletiz. Bu nedenle meselelerimizi batı değerleri ile çözmemiz, anlamamız ve onları taklit ederek kurtuluşa ereceğimiz! Ham hayaldir. Eğer, Batlıların (Haçlıların) 800 yıl evvel Ortadoğu'da, 550 yıl evvel Güney Amerikada ve yakın zamanda Hindistan, Çin ve Japonya'da yaptıkları acımasız sömürü ve zulümleri ve sömürge olarak gördükleri ülkelerde onları uyutmak için yaptıkları şeytani oyunları bilseydik, şunları da bilirdik; Laiklik anlayışının, İslam ile hiç bir ilgisinin bulunmadığı, Türklerin de tarihlerinde hiç bir zaman kastedilen manada bir irtica olayının içerisine girmedikleri, (olanların tamamının kurgulanmış olduğu) Atatürkçülüğün de birilerine perde yapıldığını bilecektik. Örnek; Laiklik, asırlardır yozlaşmış kilisenin zulmunden kurtulmak için Avrupalı'ların İslam'ı örnek alarak yaptıkları kurtuluş hareketidir. Eğer, Martin Luther iyi incelenirse bu açıkladıklarımız anlam kazanacaktır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 01.03.2010 10:04
Cevap :
Sözcükleri geçmişte var oluşlarına kaynaklık eden olaylara göre yorumlamak , aradan geçen onca asır üzerinden uzun atlama yapmak, entelektüelin düşmemesi gereken bir hatadır. Laiklik sözünün temeli Hristiyanlıktan gelebilir. Bugün kü sosyal hayatımızı düzenleyen pek çok kural da oradan gelmektedir. Bugün ekonomiden tutunuz da, her alanda batının değerlerini kullanırken ses çıkmıyor ama. Batıdan alıyoruz çünkü o değerler denenmiştir ve evrenselleşmiştir. Batıya göre bir zamanlar farklı olabilirdik, ama insani değerler bağlamında insani öz birdir, insanların bir farklılığı yoktur. Dinler ise manevi hazzı ile insan ve tanrısı arasında olan bir etkileşim biçimidir. İşte laiklik kısaca bunu söylemektedir. Mustafa Kemal'in Batıdan getişrdiği devrimlerin reddi bu bağlamda uygarlığınm da redddi anlamına gelmektedir.  01.03.2010 16:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1327
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster